Tunus Gizemli Çöl Ve Mavi Deniz Bir Arada

10 Şubat 2014 Pazartesi (1. Gün)

Saat 13.30 da THY uçağı ile Tunus’a hareket ettik. 15.30 da Tunus Kartaca havaalanına indik. Havaalanındaki pasaport kontrolünden sonra bir taksi ile şehir merkezinde, Habib Burgiba Bulvarında bulunan “Carlton” adlı otelimize geldik.

3000 yıllık tarihiyle medeniyetlerin buluştuğu Akdeniz’de bir kıyı memleketi olan Tunus; tarihi mekanları, egzotik yerel kültürü, güneş ve denizi ile turistleri memnun edecek çok yönlü bir cennet ülkedir.

Tunus, yazlar çok sıcak geçtiğinden kış, ilkbahar ve sonbahar aylarında ziyaret edilebilir.

1300 kilometreyi bulan sahilleri, ince kumlu plajları, golf sahaları, sahillerinde çeşitli bölgelere dağılmış dalış merkezleri, casinoları ile çok önemli bir turizm merkezidir. Kilometrelerce uzanan zeytin ve hurma ağaçları, üzüm bağları, yasemin çiçeklerinin kokusu, palmiyeleri, toprak ve bitki örtüsünün zenginliği, güneyde çöllerin sessizliği, turizmin kazandırdığı cıvıl cıvıl sahillerde unutulur.

Tunus’un para birimi Tunus Dinarıdır. Nüfusu 10-11 milyon civarındadır. Tunus-Türkiye arasında vize olmadığından rahatlıkla gidilip gelinmektedir. Tunus’ta bulunan 9 havaalanından bazıları Türk şirketleri tarafından işletilmektedir.
Tunus her köşesinde satılan otantik ürünleriyle de bir alışveriş cennetidir. İşlemeli uzun elbiseleri, dantel gibi örülmüş kuş kafesleri, rengarenk kumaş , eşarp ve şalları, el yapımı seramikleri, hakiki deri çanta ve ayakkabıları, halı ve kilimleri ile egzotik bir ülkedir.

Otelimiz ana caddede olup çok memnun kaldık. Biraz dinlendikten sonra dışarı çıktık.

Habib Burgiba Caddesinin sonunda bulunan Bab-ül Bahr yani deniz kapısını geçerek “medine” denilen eski şehre geldik. Bab-ül Bahr kapısının iki yanında askerler nöbet tutuyor. Kapı ufak bir meydanda bulunuyor ve etrafında küçük ve şirin kahveler var.
Medine’ye dar 2-3 sokaktan giriliyor. Turistler ve yerli halkın çok rağbet ettiği ufak dükkanlarda her türlü el yapımı eşya satılıyor. Dericilik, cam işleri, tablolar, giysiler, baharat ve parfümler, halı ve kilimler bunların en önemlileridir.

Uzun ve dar, karanlık medine sokaklarının sonunda meşhur Zeytuni Camisi ve Sidi Yusuf Camisi bulunur. Sidi(dayı) Yusuf camisi 1616 yılında Osmanlılar tarafından Yusuf Dey’e inşa ettirilmiştir. Medine Bölgesi Unesco Dünya Mirası listesinde bulunmaktadır. Bölgenin içinde souk denilen sokaklar dar ve labirent şeklindedir.

Medinenin ön kısmındaki özgürlük meydanına Habib Burgiba Meydanı da denilmektedir.Bu meydan TGM Tren İstasyonundan Bab-ül Bahr kapısına kadar yayılmaktadır. Meydanda Aziz Vincent de Paul katedrali bulunmaktadır. Katedralin önünde Ortaçağın en önemli bilginlerinden İbn-i Haldun’un heykeli vardır. Katedralin karşısında bulunan ise saat kulesi ise Ben Ali2nin cumhurbaşkanlığına seçilmesi şerefine inşa ettirilmiştir.

Medine’yi akşama kadar gezdikten sonra Zeytuni Camisine gittik. M.S.732 yılında zeytin ağaçları ve Kartaca’dan getirilen tarihi kolonlar kullanılarak inşa edilen Cami,5000 km karelik bir alan üzerinde kuruludur. Tarihteki ilk İslam Üniversitesi olarak kabul edilen cami Müslüman olmayanlar tarafından sadece 8.30-11.30 saatleri arasında gezilebilmektedir. Caminin minaresi 19. yüzyılda tamamlanmıştır. Adını zeytin ağacından alan Cami Tunus’ta yer alan en eski ve en önemli yapıdır.

Medinenin girişinin sol tarafında El Bey Türbesi 18. yüzyılda Osmanlı stilinde inşa edilmiştir. Hüseyni Hanedanının 160 prensi ve aileleri burada gömülüdür.

Akşam karanlığında medinedeki dükkanlar kapandığından labirent gibi souklardan korkarak geçerek caddeye çıktık. Yürüme mesafesindeki otelimize döndük.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir