Ukrayna Lviv Şehrinin Güzellikleri

Lviv

16 Eylül 2017 Cumartesi

Ukrayna’nın kokan şehri Lviv’e gitmek için saat 9.00 da otelden ayrıldık. Otelin 20 metre yukarısındaki metro istasyonundan metroya binerek Kiev  tren istasyonuna gittik. Kiev tren istasyonu gayet güzel. İçiçe geçmiş salonları var. İkinci bekleme salonunda oturduk. Yolcularla sohbet ettik. Daha sonra 5 nolu perona çıkarak trene bindik. Trenler kompartıman şeklinde ve 6 şar kişilik. Yanımızdaki genç kızla bayağı sohbet ettik. Resimler çekildik. Tren yolculuğu 6 saat sürdü. Lviv’e geldiğimizde hava kararmıştı. İstasyonun karşısına geçtiğimizde ise yağmur başladı. Bizi Swiss otele götürecek taksi bulmakta zorlandık. Neyse tren garına hayli uzak olan otele geldik.Burası butik otel fakat çok sevimliydi. Otel klasik tarzda ve  zevkle döşenmişti. Mesela perde ve duvar kağıdı resimleri aynı desenlerdeydi. Şimdiye kadar gördüğüm oteller içinde klasik tarzda en güzeliydi. Modern tarzda ise Mekke ve Yeni Delhi’deki Le Meridien’di. Neyse otelde eşyaları bıraktıktan sonra gece de olsa biraz dışarıya çıkıp bir şeyler yiyelim dedik. Otelden çıktıktan sonra 200 metre yürüdüğümüzde bir Türk lokantası gördük. Sahibi Tunceli’li Ali Bey. Hemen girdik. Gönül rahatlığı ile bir şeyler yedik ve sohbet ettik. Yarın Lviv’i gezeceğiz. Bu konuda bize bilgiler verdi.Saat 24.oo yaklaşırken otele geri döndük

17 Eylül pazar sabahı kahvaltı salonuna geçtik. Gerçekten kahvaltı salonunun dekorasyonu da harikaydı. Güzel bir kahvaltıdan sonra dışarıya çıktık. Önce şehri “chudo tren” denilen tren görünümündeki  tur aracı ile 1 saat  gezdik. Daha sonra da belediyenin önünden kalkan otobüsünü bulup onunla gezdik. Burada gezerken kulaklıkla Türkçe anlatım yapıldı. Tatarska diye bir caddeden geçtik. Burada zamanında Müslüman  tatarlar yaşamış ve çok eziyet görmüşler. Hatta çan kulesine ayaklarından bağlayıp astıkları asker  her sallandığında çan çalıyormuş. Tabii ki bu duyduklarımıza çok üzüldük.

Şehri gezerken binaların mimari yapılarına (neo klasik) hayran olduk. Kiliselerin çokluğuna şaşırdık. Lviv küçük bir şehir ama gerçekten görülmeye değer. Daha sonra dünyaca meşhur ve eski çikolata fabrikasına gittik.Eski bir binada elle yapılan çikolata fabrikası bir kaç katlı. Her katta çeşitli çikolatalar sergilenip satılıyor. Her şeyin kalıptan çikolatası yapılmış ve her standın önünde kuyruk var. Ayrıca öyle ucuz da değil. Açıkta kilo ile satılan çikolatadan  üstünden bıçak ve balta ile kesiliyor. yani çok sert.Turistler  torba torba alıyorlardı Oradan bir sokak arasında bulunan kaşar fabrikası satış yerine gittik. O kadar çok kaşar çeşidi var ki insan nereye bakacağını şaşırıyor. Ancak orası da biraz pahalıydı.180 grivna 1 kilo olursa 26 tl civarında Ben de Eminönü’nde aynı fiyata eski kaşar alıyorum. Ama yine de bayağı eski kaşar peyniri aldık.

Karnımız acıkınca yine Ali Beyin kebap dükkanına giderek sohbet ettik. Ukrayna sanata çok değer veren bir ülke. Sokak ve meydanlarda resimler satılıyor. Her şehirde opera binaları var. Biz de Ukrayna resimlerinin satıldığı meydana gittik. Onlarca kişi yaptıkları resimleri sergiliyordu.Uzun pazarlıklar sonucu Lviv opera binasının yağlıboya tablosunu 800 grivna(Yaklaşık 50 Tl) vererek aldık. Satın aldığınız resim mutlaka imzalı olmalı ve satan kişiden fatura almak zorundasınız. Gümrükten size sorulabiliyor. Bize soran olmadı. Ama valizlerimiz tek tek arandı.

Yarın  Kamaniçe’ye gideceğiz.

 




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir