Kösedağ’ı – Sivas Efsaneleri

Sivas’ın 80 km kadar doğusunda, Suşehri ovasında sıralanan dağlar içinde, diğerlerinden sıyrılan Kösedağ, 1246 yılında yapılan savaşın izlerini taşır. Kösedağı’na adını veren şahsın efsanesi şöyledir:

Efsane: Suşehri’nde çok zengin bir çiftlik ağası kendisine kâhya aramaya başlamış. Zeki olup olmadıklarını sınava tabi tutarak anlayacakmış. Etrafa tellallar çıkararak kâhya olma isteyenlerin belirli bir günde çiftliğe toplanmaları gerektiğini duyurmuş. Birçok insan Ogün çiftliğe gelmiş. Ağanın yanına girenler hep kafası önde, düşünceli olarak dışarı çıkıyormuş. En son olarak 40–50 yaşlarında; perişan giyimli bir köse içeri girmiş. Ağa:
—Ben sana bir tane koyun vereceğim; ama etinden et, sütünden süt, derisinden de başıma börk isterim. Aynı zamanda bu işten sen nasıl karlı çıkarsın?
Köse düşünmüş, sorunun cevabını bulamamış. Ama bu işe çok ihtiyacı olduğu için:
—Sizden bir hafta mühlet istiyorum; bir hafta sonra bu işi nasıl yapacağımı size anlatacağım, demiş.
Kimse soruyu cevaplayamadığı için ağa, köseye bir hafta izin vermiş.
Köse, dışarı çıktıktan sonra düşünceli düşünceli köyüne doğru yola çıkmış. Yolda pazardan dönmekte olan yaşlı bir adama rastlamış. Ve yol arkadaşı olmuşlar. Adamın köyü dağın arkasında imiş. Aşmaları gereken yüksek bir dağ varmış. Yaşlı adam sıcaktan bunalmış ve yol yürümekten yorulmuş bir halde:
—Bu dağı nasıl aşacağımı bilmiyorum, demiş.
Köse:
—Ya ne olacak, dağın yarısına kadar ben seni sırtıma alırım, yarısından sonrada sen beni sırtına alırsın geçer gideriz demiş.
—Yaşlı adam,”Köse benimle dalga geçiyor herhalde”diye düşünmüş. Ben kendimi taşıyamıyorum, onu nasıl taşıyayım diye hayıflanmış. Konuşa konuşa yollarına devam etmişler.
Dağın yarısına kadar gelince ihtiyar adam, köseyi sırtına almamak için iyice suratını asmış. Köse’nin de zaten ihtiyar adamın sırtına binmeye hiç niyeti yokmuş. Sonunda dağın zirvesine çıkmışlar. Her taraf yemyeşilmiş… Buğdaylar daha yeni başağa durmaya başlamış.
İhtiyar adam, Köse’ye dönmüş:
—Bu tarlalar hep bizim köyün demiş. Kendi tarlalarını göstermiş.
Biraz yürüdükten sonra Köse sormuş.
—Bu tarlaların hepsi sizin mi?
İhtiyar adam cevap vermemiş. Biraz daha yürümüşler. İhtiyar adam mezarlığı göstererek:
—Bak köye iyice yaklaştık, şu mezarlık bizim köyün mezarlığı, demiş.
Köse sormuş:
—Bu mezarlıkta yatanların hiç biri yaşıyor mu?
Bu soru üzerine ihtiyar adam iyice sinirlenmiş. Köseyi evine misafir etmek istememiş. Ama Köse, ihtiyarın peşine takılıp evine gitmiş.
Evin kapısını güzel bir kız açmış. Köse ve ihtiyar adam içeri girmişler. Kız kösenin, elini öpmüş, babasından eşyaları alarak içeri götürmüş. Hemen ayran yapıp getirmiş. Köseye ve babasına ikram etmiş. Bakmış babası, Köseye soğuk davranıyor, Köseyle konuşmuyor…
Babasını diğer odaya çağırıp sormuş:
—Seninle birlikte evine gelen misafire neden böyle soğuk davranıyorsun?
Kızın babası, Köseyle yolda karşılaştıkları andan itibaren olan olayları anlatmaya başlamış. Köse meraklanmış, kapıyı dinlemeye başlamış. Adamın içerden sesi geliyormuş:
—Ben o sıcakta dağı aşmanın zor olduğunu söyledim. Köse bana, “dağın yarısına kadar ben seni taşırım, yarısından sonrada sen beni taşırsın”dedi. Utanmadı mı benim gibi yaşlı bir adamın sırtına binmeyi düşünmeye?…
Kız:
—Baba ne var bunda kızacak? Sen yanlış anlamışsın. Adam,”Biraz sen konuşursun, biraz ben konuşurum yol çabuk biter”demek istemiş.
İhtiyar adam:
—Peki, ben ona bizim tarlaları gösterdim. O, bana”Bu tarlaların, yarıcısı var mı? Hasadın hepsini siz mi alıyorsunuz, yoksa yarısını Ağa’ya mı veriyorsunuz? Diye sormuş.
Yaşlı adam yavaş yavaş sakinleşmeye başlamış. Kızına tekrar sormuş:
—Peki, mezarlığı gösterdim.”Burada yatanların içinde yaşayan var mı?”diye sordu. Demiş.
Kız.
—Babacığım, Köse Emmi sana ölen insanların içinde ölmeden önce hayrına köprü, yol gibi şeyler yaptırıp adını yaşatan var mı? Diye sormuş.
Yaşlı adam bunu duyunca hemen Köse’nin boynuna sarılıp af dilemiş.
Köse, kızın bilgisine hayran kalmış ve Ağa’nın kendisine sorduğu soruyu kıza sormuş.
Kız:
—Bu çok kolay. Git, Ağa’ndan iyi cins bir koyun iste. Koyun ikiz doğurur. Koyunun sütünden Ağa’ya verirsin. Kuzunun birini keser etini Ağa’ya verirsin. Diğerini de keser Ağa’nın başına börk yaparsın. Koyunda sana kar kalır, demiş.
Köse, ertesi sabah Ağa’nın yanına gitmiş. Kızın söylediği şeyleri söylemiş. Ağa bunu kimden öğrendiğini sormuş. Köse başından geçenleri anlatmış.
Ağa hemen atları hazırlatıp Köse’yle birlikte o kızın evine gitmişler. Kızı kendi oğluna almış. Köse’ye yüklüce para vermiş. Karşıdaki dağa bakarak:
—Bu dağın adı, benim evime böyle bir gelin gelmesini sağlayan adamın adı olsun. Bundan böyle bu dağın adı Köse Dağı’dır, demiş.

Halk Bilimi Araştırmacı, Yazar Kutlu Özen(Sivas Efsaneleri)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir