Kesdoğan / Kız Kalesi Efsanesi ( 1 )

Çok eski zamanlarda Divriği’de büyük bir kale varmış. Bu kalede Süleyman Şah, ailesi ve uşakları yaşıyormuş. Süleyman Şah’ın çok cesur ve korkusuz yiğit bir oğlu varmış. Her gün ava çıkar, hiç eli boş dönmezmiş. Bir gün Süleyman Şah’ın oğlu yine ormanda avlanırken çok güzel bir kız görmüş. Süleyman Şah’ın oğlu bu kıza vurulmuş. Kızda ondan farksız değilmiş. Yanındaki askerlere bu kızın,  kimin kızı olduğunu araştırmalarını emretmiş.  Askerler bir süre sonra kızın Ermeni Kralı’nın kızı olduğunu ve karşıdaki kalede yaşadıklarını, kızın isminin de Aykız olduğunu öğrenmişler.

Genç adam gün geçtikçe aşkına karşı koyamaz olmuş. Yine ormanda avlandığı bir gün Aykız’ı görmüş. Yanındaki askerlerden onun dilinden anlayan birini aracı olarak göndermiş. Kızında ona ilgisi olduğunu anlamış. Yemekten içmekten kesilen genç adamın halini gören babası, oğlunun durumunu öğrenmiş ve derhal kızı istetmek için adamlarını göndermiş,”Benim oğluma kız vermeyecek adam tanımıyorum” demiş.

Heyet, Ermeni Kralı’nın huzuruna çıkmış. Olayı anlatmışlar. Ermeni Kralı, Süleyman Şah’tan korktuğu için”vermiyorum “diyememiş,”kızımla konuşup size haber salarım”demiş. Bu konuşmanın üzerinden bir hayli zaman geçmiş. Süleyman Şah’ın oğlu git gide sabırsızlanmaya başlamış. Bu arada Aykız’la da mektuplaşıyorlarmış. Uzun müddet ses çıkmayınca Süleyman Şah bir heyet daha göndermiş. Ermeni Kral’ı bunları büyük bir saygıyla karşılamış. Kızıyla konuştuğunu, fakat kızının kendisi gibi bir silahşora varacağını, bunun içinde genci imtihana tabi tutacağını söylemiş.Süleyman Şah bunları duyunca küplere binmiş: “Benim oğlumdan daha yiğit, daha silahşor bir delikanlı dünyaya gelmiş midir?” diye sormuş. Git gide Ay Kız’ın hasretiyle eriyen delikanlı, Ermeni Kıralı’nın teklifini kabul etmiş. Teklife göre Divriği Kalesi ile Ermeni Kalesi arasına bir yağlı ip gerilecek; yiğit delikanlı ipin üzerinde yürüyecek. Ermeni Kalesi’ne varacak, Kıralın kızını kucaklayarak ip üstünde Türk Kalesine dönecek…..İpin gerildiği yer çok uçurummuş. Uçurumun tabanından coşkun Çaltı ırmağı geçiyormuş…

Delikanlı Allah’ın adını anarak yağlı ve gergin ip üstünde yürümeye başlamış. Ermeni kalesinin duvarlarına az bir mesafe kalmış. Türk askerleri etrafta sevinç çığlıkları atıyormuş. Tam kaleye tutunacağı sırada Ermeni Kıralı, Doğan ismindeki yardımcısını çağırmış. Doğan’a bağırmış:
-Kesss…..Doğan!

Doğan, kılıcını yağlı ve gergin urgana vurmuş… İp kesilmiş, Yiğit Türk delikanlısı, Çaltı ırmağının derin vadisine düşerek ruhunu teslim etmiş. Sevgilisinin feci şekilde ölümünü gören Aykız, kendisini onun ardından vadiye atmış. Coşkun sel suları iki sevgiliyi Fırat’a kadar götürmüş…
O günden sonra Ermeniler’e ait Kız Kalesi’nin adı “Kesdoğan Kalesi olmuş. Halen o uçurum daki kayalıklar üzerinde kırmızı kırmızı izler vardır. Kayalar üzrindeki izlerin birbirlerine kavuşamayan sevgililerin kanı olduğu söylenir. 
 
Kaynak: Kutlu Özen, Sivas Efsaneleri(2001),s 78–79

Benzer Yazılar

Keşiş Kümbeti Ahlat’ın İkikubbe Mahallesinde Çifte Kümbet’in yüz metre kadar güneyinde yer almaktadır.  Halk arasında “...
Emir Bayındır Kümbeti İkikubbe Mahallesi’nin batısında Meydanlık Mezarlığı’nın ucundadır. Sanat tarihi açısından Ahlat kümbetleri içerisind...
Ahlat Kabristanları Harabeşehir Mezarlığı Eski şehrin merkezinde, Selçuklu Kalesi içindeki Harabeşehir’de  bulunmaktadır. Mezarlıkta basit, i...
Bugatay Aka-Şirin Hatun Kümbeti Çifte kümbetlerden doğudaki ve büyük olanıdır. Pencerelerin ve taç kapının üstünde dört yazıt yer almaktadır. Bu ...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir