İstanbul’un Fethi’nin Sebepleri

Mübarek ve mukaddes fethi bütün milletçe yad ediyoruz. Allah tarafından kaderimize uygun İstanbul’un fethinin 546. senesinde. İnşallah nice asırlara ereriz.


Türk kalbi Ayasofyada islam türk şehri olarak hayatımızda güzel gelişmelere sebep olmuştur. İstanbul’un Fethinin gerekçeleri konulan tespit ile bunların güncelleştirilmesini gereğini düşünüyorum. İstanbul’un Fethi’nin enbaşında hiç şüpesiz Hz. Peygamber Efendimizin s.a.v. buyruğu gelmektedir. Pek çok müslüman buyruğun içindeki şerefe nail olmak istemiştir. Hz.Muhammet s.a.v. peygamber olarak fetih ve toprak meraklısı değildir. Şam, Bağdat, Kahire Tahran gibi merkezlerin fethini istemediği gibi islam dininde önemli olan Kudüsün dahi fethini istememiştir.

Çünkü İslam barış demektir gönüllerde hür ortamlarda yayılır. Peygamber Efendimiz s.a.v. İslama karşı perdelenmiş Yahudiliğin merkezi Roma medeniyetinin kaldırılmasını istememiştir.

 

Bizans, Ortadoks Kilisesinin merkeziydi, nüfuzu kendi ülkesinin dışına
taşıyordu. Sınırlan Doğu Anadolu’da Fırat’a kadar uzanıyordu. Merkezi
bir idaresi ile ana fikri Ortadoksluk’tan doğmuştu. Bizans halkı
Latinlere ve Katoliiklere karşıydı. Dinini kaybetmektense ölmeyi tercih
edenlerin sayısı çoktu; iki kilisenin birleşmesini istemiyorlar,
korkularından ses çıkartmıyorlardı. Müslümanlar güncel olarak ta iki
kilisenin birleşmesinden endişe etmelidirler. İkibin senedir küs olan katoliklerle yahudiler barışmış olup şuanda da Katoliklerle Ortadokslar birbirlerini ziyaret etmektedirler. Bu olayin sonuçları Müslümanlar için çok tehlikeli olacaktır.

Bizansda merkezi idare halkı hoşnut etmiyordu, büyük toprak sahipleri ve zenginler daha az toprak sahibi olanların mallarını ele geçiriyordu.
Adalaletsizllk, huzursuzluk ve bezeri sebeplerle Bizans halkı ülke savunmasına ilgi göstermiyordu; bu durumda Bizans hükümdarı ülke savunması için
gerekli olan gücü dışardan temin etme cihetine gitmişti.

Ermeni ve Süryanilerle aynı din ve meshebden
olmalarına rağmen, Bizans onlara güvenmemiş ve milli ve dini intiyazları geri almıştır. Bizans ve resmi ideolojisi Ermeni ve
Süryani kiliselerini yutmaya çalışıyorlardı. Süryani tarihçi Miçhael " Rumlar bizim milletimize zulüm yapıyorlar bir
emirle batıl mesheplerini bize zorla kabul ettirmeye çalışıyorlar. İstanbul Patriği kitaplarımızı yakmıştı." şeklinde belirtmiştir.
Bizansdaki öteki Hıristiyanlar ezilirken kendi Ortadoksları debdebe içersindeydi.Kostantinopolis şehri zengin süslü
meydan abideleri, mozaikle döşenmiş kiliseleri, muhteşem sarayları ile kültür hayati gelişmiş bir haldeydi. Şimdiki
mevcut surların içerisinde yediyüzbin kişi yaşıyordu. 1203 senesinde Haçlı Ordusu, Venedikliler
çekilirken şehri yakmışlardı. Yine 1203 de Greeklilerin(Yunanlılar) yağmasına karşı Müslümanlarla, Flamanlar karşı
koydular ancak şehir yine yakıldı. 1204 de Haçlılar ile Katolik rahipler şehri üç gün yağmaladılar.

Latinlerin idaresinde oturmak istemeyenler hicret ettiler; şehir
fakirleşmiş ve küçülmüştü, ekonomi Cenevizlilerin eline geçti. Bizans ise iç harpler ve birbirleri ile
uğraşıyorlardı. Roma ile Bizans arasındaki üstünlük yarışı ve Bizans
kışkırtıcılığı Haçlı seferlerinin sebepleridir. Yağma ile yangınlar
savaşın sonucudur. Yabancı tarihçilerin TÜRKİYA dedikleri Anadolu Bizans
elindeyken bir türlü huzur bulamamıştır. Fatih zamanına
gelince, coğrafya olarak Kostantiniye’nin artık Anadolu ve Rumelinde geniş
topraklara sahip bulunan Osmanlı’nın elinde bulunması zaruretti.
Türklerin kesin yerleşebilmesi ancak bu suretle sağlanabilirdi.
Bizanslılar öteki Hırıstiyan mesheplerine yaptıklarını Osmanlılara
karşı da yaptılar. Anadolu Türk beylerini Osmanlılara karşı kışkırttılar.
Tam Karaman seferindeyken Şehzade Orhan için yapılan şantaj güzel bir
örnektir. Dini ve ahlaki bakımdanda çökmüş olan Bizans kargaşa içerisindeyken bile entirikacıydı. Konsantin ile Papa iki kiliseyi
birleştirmek için anlaşmışlardı; ancak netice Bizansılarca bozuldu. Fatih
zamanında şehir nüfûsu seyrek, kiliseler haraptı, at koşuları
yapılmıyordu. {mosimage}Taş yollar ve çarşılar açıktı, ahali eski adet ve örflerini
yaşıyordu. Agustin kitapçılarının olduğu yerde siyasi münakaşalar
yapılıyordu, halen entirika ve fitne olanca gücüyle devem ediyordu.
Vaktiyle bir akıl ve hikmet beldesi olan şimdiki harap şehrin hali
böyleydi. Fatih Kostantiniye’yi "Bu çıbanı patlatacağım, tertemiz Türk
Topraklarının arasında leke, bu lekeyi sileceğim. Allah’ın izniyle yıkacağım,
bu köhne şehiri yıkacağım bu pislik yuvasını. Artık Bizans oyunları
bitecek. Artık bir avuç toprak kalmış tam kalbimizin üzerinde" diye belirtmiştir.
Görülüyor ki Bizans her şekilde fitne, entirika ve dünya insanlığına zarar
veren bir sistemle idare edilen bir devletti. Bu sebeple mübarek
buyruğun gerekçesi olduğunu düşünüyorum.

O, fitnenin yeryüzünden kaldırılması görüşündeydi çünkü fitne ile Müslüman bir arada bulunamazdı.

 

29 Mayıs 1999 Tayfun ÇULCUOĞLU ARAŞTIRMACI

 

Benzer Yazılar

Anadolu’nun Tapusu Ahlat Ahlat, Van Gölü’nün kuzeybatı sahillerinde, tarihi ile iç içe, tabiat harikası nadide bir ilçedir. Nemrut ve Süphan Dağı’nın eteklerinde bulunan Ah...
Usta-Şagirt Kümbeti (Ulu Kümbet) Ahlat’a girerken yolun sağında, Meydanlık Kabristanı’nın güneyinde uzanan tarlalar ortasında, Van Gölü’ne olduk&ccedi...
Ulucamii Darüşşifa Bilindiği gibi Divriği Ulucamii Melik Ahmet Şah tarafından 1229–1240 yılları arasında yapılmıştır. Ahmet Şah’ın eşi Melike Turan Melek de,...
Ahlat Kırklar Mezarlığı Kırk Kardaş” mezarlığı olarak da bilinir. İsmini aldığı mahallede bulunur. XIII. ve XIV. asra ait yapıları barındırmaktadır. Küç&...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir