İstanbul’un Fethi’nde İlkler

İstanbul’un fethi dünyada eşi emsali az görülen olaylardan birisidir.


İstanbul’un fethi bir ordunun, diğeriyle yaptığı bir savaş değildir. Fetih gönüllüler başta olmak üzere bir milletin yaptığı bir savaştır. Edirnekapısından çıkan yediyüzkîşilik süvari birliği bir huruç hareketiyle sur önündeki yüzelli gönüllüyü şehit etmişti.

Bu bütün bir milletin hadisi şerife layık olmak için yaptığı bir fetihtir.

Boğazkesen hisarının Peygamberimizin arapça Kufi dilbilgisiyle yazılışı şeklinde inşa edilmiş olması ve devrin üç büyüğünün kendi paralarıyla hemde inşaatta bizzat amele gibi çalışarak üç kule (ZAĞANOS PAŞA – HALİL PAŞA – SARUCA PAŞA) emsalsiz bir olaydır.

Fetihte bulunan LAĞAMCILAR altıbin kişilik bir orduydular. Yer altından delik açarak Bizans altına girmek istiyorlardı. Bizans tesbit ederek lağamları patlatıyordu. Lağamişlerinden hiçbirisi muvaffak olmamıştır. Bunu lağamcılarda biliyordu, içeride şehit olanların yerine yenilerinin gelmesi haber edilince birdaha asla güneşi görmeyeceklerini bildikleri halde hiç fütursuzca, düşünmeden İslam yemini kelime-i şahadet-i yerine getiriyorlar lağamın içine giriyorlardı.

Şahi topu ve diğerleride ilklerindendir. Nagazakiye atılan Atom bombasından, daha çok yakınlaşmış ve hayretler meydana getirmiştir.

Akşemsüddin Hz.(Hünkarım fethin elliikinci günde müyesser olacağını
bize bildiren Abdul Vedüddür demişti. Arandığında diriler arasında
bulunamadı kendisi bir meczup olan bu ALLAH dostu gönüllüler
arasındaydı. Edirnekapı surları içerisine girebilmiş savaşırken şehit
düşmüştü. Bulunamayınca şehitler arasında aranması emredildi.
Edirnekapıda kıbleye dönük alnında NUR ayeti yazılı olarak yerde
buldular. Camiisi Haliç köprüsü ayağının yanındadır.


Aya ilk
insanın gitmesinin yankılanması, gemilerin karadan yürütülmesi kadar
yankılanmadı. Sabah gemileri HALİÇTE gören imparator ve Bizanslılar
neredeyse küçük dillerini yutacaklardı. İşte tarihçi HADİDİ’nin Tevarihi
Ali Osmanda yer alan anlatımının bir bölümü:

Erüşüp cem olur
cümle çeriler karadan gendi deryadan gemiler
Karakuş ak kanadın açtı
vü uçdı Kalata ardından inüp bahra düşdi
Revan olup erişti seherden
Kuşatdurdı hisarı bahrü berden
Değilmidür bu küffarı şaşurmak Gemiye
yelkenle tağ aşurmak
Kalata köşesinden ta stanbul Kesilmişti temür
zincirle yol


Beşiktaştan yire ağaç döşerler Kalata
ardından aşıp bahra irerler
Düzedüp korkuluklar iki yana Oluk – veş
idüp urlar yağı ana
Münasip rüzgar irişdi Na-gah Geminün halkı deyüp
Allah Allah
Çözüp sancakların yelken açarlar Birbirinin ardınca
uçarlar

Hadidi 

Yetmiş iki parça geminin bir denizden bir diğerine
karadan dağ aşırmak yoluyla götürülmüş olması o günler bir yana
günümüzdede halân araştırma ve mümkin görülmemektedir. Kimileri bunun
bir gecede olmasının imkansız olduğunu ispata çalışmaya halen devam
etmektedirler. Anlaşılan Tophane ve Dolmaa bahçedeki tabbi limanlardan
önceden hazırlanan çektirme ve tekerlekler üstünde Galata sırtından
dönerek Halice indirilmişlerdir. İstanbul’un aynı anda hem Haliçten ve
Topkapıdan feth edildiği gibi gibi iki ayrı yerden karaya çıkartılmış
olabilir. Bugün kılıç Ali paşa camiinin olduğu yer dolma olup birde
yufka bir liman mevcuttu. Şimdi gemilerin karadan yürütülmesi hakkındaki
tarihleri inceliyelim:

Beşiktaştan kasım-paşa canibine varınca
safayani bir ol tertib olunan oluk içinden yürütüp bahre kondular, Pir
Mehmet Katip camiül tevarih. Yetmiş paresi kuru yerden araba gibi
tekerlekler üstünde olup bahusus muafık rüzgar ileyelken açturup karadan
yürütüldü, yelkenler açturup devvap ile çektürüp kasımpaşaya deryaya
indirdiler (Ali camiul tevarih)

29 Mayıs 1999 Tayfun ÇULCUOĞLU ARAŞTIRMACI

Benzer Yazılar

Kesdoğan / Kız Kalesi Efsanesi ( 1 ) Çok eski zamanlarda Divriği’de büyük bir kale varmış. Bu kalede Süleyman Şah, ailesi ve uşakları yaşıyormuş. Süleyman Şah&rs...
İstanbul’un Fethi’nin Sebepleri Mübarek ve mukaddes fethi bütün milletçe yad ediyoruz. Allah tarafından kaderimize uygun İstanbul'un fethinin 546. senesinde. İn...
Ahlat Meydanlık Kabristanı Ahlat’ın en büyük ve muazzam  mezarlığı olan bu mezarlık doğudan batıya doğru İkikubbe Mahallesi ile Harabeşehir arasındaki ge...
Abdurrahman Gazi Türbesi 641 Yılında Ahlat 'ın fethine gelen Halit bin Velit Komutasındaki orduda bulunuyordu.Muaz bin Cebel'in oğlu olup, Ahlat muhasarası sırasında burada ŞE...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir