İstanbul Boğazından Yeşil Bir Köşe KUZGUNCUK

Kuzguncuk, İstanbul Boğazının Anadolu yakasında Üsküdar’dan Beykoz’a giderken yol üstü semtlerimizdendir. Kuzguncuk,  Nakkaştepe’den baktığımızda Boğazın çalkantılı sularına karşı keyifli, ağaçlık küçük bir vadi. Her tarafı Alman papatyaları kaplamış. Sağ tarafta kabartmalı yatay taşları ile Yahudi Mezarlığı görünüyor. Yamaçtan aşağı taraflara uzanan maşatlıkta kır bitkileri arasında kuş cıvıltıları duyuluyor. Kır çiçeklerinin yaydığı nefis kokular dayanılmaz.

Daha eski zamanlarda Nakkaştepe sırtlarına Osmanlı çileği ekilirmiş. Açık renk, küçük ve mis kokulu bu çilekler artık pek yok.

Nakkaştepe’den aşağı doğru yürüyorum. Önce gecekondular çıkıyor karşıma. Bahçelerindeki çardaklarda oturmuş kadınlar çay içiyorlar. İki yanında ağaçların sıralandığı yol İcadiye Caddesi’ne iniyor. İcadiye Caddesi eskiden dere yatağıymış. Üstünden köprülerle geçilirmiş. İki yakasında da kahve ve meyhaneler varmış. Akşamları boğaz vapurunu karşılamak için Rum ve Yahudi kadınları sahile inerlermiş. Vapurdan inen kocalarını kollarına takıp sahildeki lokantalara giderlermiş.

Asırlar boyunca Rum, Yahudi, Ermeni ve Türklerin bir arada yaşadığı, havası ve suyu güzel, muhabbeti bol, iklimi ılıman bir yerleşim birimi olarak bilinirmiş Kuzguncuk.

Nazım Hikmet bu güzel sahil köyünde çok zaman geçirmiş. Erguvan ve ceviz ağaçlarının altında sohbetlerine doyulmazmış. Hatta gece yarısı kıyıdan denize girilirmiş. Paskalya zamanlarında ise İcadiye Caddesi boydan boya süslenir, üstüne halılar serilirmiş. Üç gün üç gece çeşitli danslar edilirmiş. Herkes kapısının önüne masa ve sandalyesini çıkarır, yer içer, dans ederlermiş. Genç kızlar ve erkekler de piyasa yaparlarmış. Evliya Çelebi Kuzguncuk isminin Fatih zamanında yaşamış Kuzgun Baba denilen zattan geldiğini söyler.

Avrupa Musevileri Kuzguncuk’u Kudüs gibi kutsal sayıyorlar. Hatta Kudüs’ e gidemeyenlerin Kuzguncuk’taki maşatlığa gömülmeyi vasiyet ettikleri söylenir. 1930 yıllarına kadar Dünya Hahambaşı Vekilinin burada seçildiği ev halen duruyor. Bu semt daha ziyade gayrimüslimlerin oturduğu bir semtmiş. Yanındaki Paşalimanı da Türklerin. İstanbul Boğazının mavi sularına bakan Üryanizade Camisini ise Üryanizade Ahmet Esat Efendi yaptırmış. Ahşap oymalı minaresi insanı büyülüyor. 1952 yılında yapılan Kuzguncuk Camisi ise Surp Kirkor Lusovaric Ermeni Kilisesi ile bitişik. Öyleki tepelerden bakıldığında minare ve çan kulesinin hangi kubbeye ait olduğunu kestirmek çok zor. Çan ve ezan sesinin birbirine karışmamasına özen gösteren papazın cami inşaatına 500 TL yardım ettiği söyleniyor.

Ayios Yeorgios Rum Ortodoks Kilisesi, Ayios Pantelemion Kilisesi ve Büyük Havra İcadiye Caddesi üzerinde. Karşı yamaçta Fethi paşa Korusu görünüyor. Üsküdar’dan Beykoz’a giderken yol üstünde olan Kuzguncuk semtinde inip bu tarihi yerleri görelim. Tarihi İstanbul’umuzun başka bir tarihi semtinde buluşmak üzere.

Benzer Yazılar

ESKİŞEHİR Türkiye’de Bir Avrupa Şehri Gidip görenlerin anlattıkları ve çeşitli gazetelerde okuduklarım bana bir Eskişehir gezisi yapmamı düşündürdü doğrusu....
Gemi ile Yunan adaları – Santorini Sabah saat 5.00 sularında Mykonos’tan demir alarak Santorini’ye doğru hareket ediyoruz. Saat 7.30 daki sabah kahvaltısından sonra isteyenl...
Rusya Moskova Gezisi Arbat 7 Ağustos 2015 Perşembe Eski Arbat ressamlar ve müzisyenleri ile ünlüdür. Arbat, taş kaldırımları ile sadece yayalara açık bir cadde olup sağlı sollu...
ATİNA – Gemi ile Yunan Adaları Turu Sabah 7.30 civarında Atina yakınlarında bulunan Lavrion limanına yanaşıyoruz. Turistik gemiler aynı zamanda Pire Limanına da yanaşabiliyor. Ancak ya...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir