Press enter to see results or esc to cancel.

Issık Göl Kırgızistan

Issık Göle gidiş

3 Temmuz Salı

Bir gün evvel Bişkek’te sahibi Türk olan Huzur Kafede otururken ertesi gün Issık Göle gideceğimizi ve bize bir araba bulmalarını istedik. Bize “Ruslan” adlı bir Azeri Türkünü ayarladılar.Telefonu+9967054565 olan Ruslan’la bir sonraki gün için 100 dolara anlaştık. Sabah saat 1o.oo da bizi Bakai Otelden aldı ve yola çıktık. Ruslan gayet güzel Türkçe konuşuyor.

Karlarla kaplı  Tanrı Dağlarının çevrelediği halde hiç donmadığından adını ” sıcak veya ılık göl” anlamına gelen “ISSIK GOL” olarak alan  gölün kuzey doğu ucuna kadar gideceğiz. Bu yolculuk yaklaşık bir gün sürecek. Dünyanın en büyük ikinci dağ gölü olan bu gölü 118 adet ırmak beslemektedir.

Kırgızlar, Göktürkler zamanında Sayan Dağlarının kuzeyinde yaşamışlar. Daha sonra Uygur Devletini yıkarak kendi egemenliklerini kurmuşlar. Sonraları bu topraklara gelerek Karahanlılar zamanında Müslüman olmuşlar.1876 yılında Rusların hakimiyeti altına giren Kırgızlar 31 Ağustos 1991 yılında bağımsızlığa kavuşmuşlar.

Bişkek’in bozuk yollarındaki trafikten kurtulup Issık Göle doğru yola koyulduk .Yollar çok bozuk ve yapılıyor. Yol kenarında sebze ve meyve satıcıları var. Biz de kavun alıp kestirip yedik.

İlk durağımız  Tokmok Şehri. Şehir girişinde sizi Tokmok yazılı şehir amblemi karşılıyor. Şehri geçerek Burana Kulesi ve Balasagun harabelerini görmek istiyoruz. Karahanlı Devletinin  başşehri ve ” Kutadgu Bilig” eserinin yazarı Yusuf Has Hacib’in memleketi Balasagun’a demir bir kapıdan giriliyor. 50 metre yüründükten sonra kalıntılar görülebiliyor. Ama minare bütün heybetiyle uzaktan bile görülüyor. Tarihte bir çok yazar Balasagun’un Türkler’in başkenti, büyük bir şehir ve kültür merkezi olduğunu söylerler.Kaynağını Tanrı Dağlarından alarak çölde kaybolmuş Çu şehri bu nehir kenarında kurulmuş olup özellikle Türklerin oturduğu bir havza. Kaşgarlı Mahmud’un yazılarında Balasagun Kuz-Orda, Kuz-Balık, Kuz Uluş olarak geçer. Bu konuda çeşitli rivayetler var. Ancak Türkçe ve İngilizce yazılmış bir tarih yok.Kalıntıları görmek için bilet almak gerekiyor. Camlarla kapatılmış müzede çıkarılan kalıntılar  görülüyor. Dışarda da bazı kalıntılar görülüyor. Resimler çekip dinlendikten sonra Çolpan Ata’ya doğru yol alıyoruz. Yolda kiraz satanlar var. Tellere kirazları  adeta sanat eseri gibi sıralamışlar. Çocukları sevip kiraz alıyoruz.  Sol tarafta Tanrı Dağları yol boyunca bütün heybetiyle sıralanıyor. Kışın kış sporları yapılıyormuş. Zirvesi 7010 metreymiş. Balıkçı Kasabasına geldiğimizde Issık Göle kavuşmuş olduk. Yol kenarlarında kuru balık satanları görüyoruz. Ayrıca “Boz Üy” denilen çadırlarda “Kımız “denilen at sütü satılıyor. Balıkçı Issık Gölü kıyısında gelişmiş bir sayfiye şehri. Yolda bir kebapçıda öğle yemeği yedik. Ancak servis yapan kız dedesinin  Türk olmasına rağmen hiç Türkçe bilmiyordu.500 Kırgız somu yaklaşık 7 dolar. Çolpan Ata büyük bir şehir .Ruslar ve Kazaklar buralara tatile geliyorlarmış. Ana yol kenarında Çolpan Ata girişinde Türkiye Tika Kurumu buraya güzel bir cami yaptırmış. Köylerin yakınlarındaki mezarlıklar ilgimizi çekti. Adeta küçük birer ev şeklinde yapılmışlardı. Nihayet akşam saat 20.00 sularında Issık Göl’ün kuzey ucunu döndükten sonra Karakol Şehrinde kalacağımız Cehat adlı oteli araya araya zor bulduk. Bizi getiren Ruslan daha evvel burada çalışmış ve arkadaşı varmış. Gece döneceğini söyledi.Tayfun” yarın kal beraber döneriz “dediyse de ben istemedim. Başka vasıta ile döneriz dedim. İyi ki öyle yapmışız. 12 saatte geldiğimiz yolu minibüsle 4 saatte döndük.