İğneada (Trakya’nın İncisi)

Hafta sonumuzu, methini dostlarımızdan sık işittiğimiz İğneada’da geçirmek üzere cumartesi sabahı yola çıktık. Otoyoldan giderek Saray’a geldik. Cumartesi günü Saray kasabasının pazarı imiş. Ancak saat 9 civarı olduğundan pazar daha yeni kuruluyordu. Daha sonra yola devam ederek Vize’ye geldik. Vize’de bir ahbabın havuzlu köy evine misafir olduk. Asma çardağındaki siyah üzümlerden ellerimizle kopararak afiyetle yedik. Terasta oturup tepeden Vize’yi seyrederken ikram edilen çaylarımızı yudumladık. Uzun sohbetlerden sonra yola koyularak Demirköy’ü geçip Yenice kasabasında öğle yemeği üzere mola verdik.Burada meşhur Yenice Kasabında eti siz seçerek istediğiniz ızgarayı yaptırabiliyorsunuz. Önündeki bahçede tahta masalara oturarak lokanta sahibinin sevimli oğlu Kerim’in ikram ettiği ızgara eti, sucuğu ve köfteleri yiyerek; köy ayranı içerek dinlendik. Hava o kadar sıcaktı ki böyle ağaç altı, serin bir yer bulduğumuzdan ve karnımızı doyurduğumuzdan dolayı mutlu bir şekilde yola devam ettik. 

 

Daha evvel çeşitli TV kanallarında seyrettiğimiz Manyetik Alan denilen yerde durduk. Bu yol aşağı doğru eğimli bir yoldu. Rampanın alt ucunda arabamızın motorunu hiç çalıştırmadığımız halde geri geri yukarı çıktığını hayretle gördük. Bazıları eğim yok dese de eğim olduğu apaçık görülüyordu. Rampanın tepesinde de araç geriye doğru kaymadı.Tuhaf bir güç aracı el freni çekilmiş gibi yerinde tutuyordu. Yokuş aşağı indiğinde dearacın geri geri çıktığını gördük.

Longoz Ormanları denilen ormanların sonunda, uzaklarda İğneada göründü. Adeta bir göl görünümündeydi ve iki ucunda 2 adet fener görünüyordu. Bir ucundan diğer ucuna 20km kadar kumsalı olan sahilde olan sahilde denize girenler, güneşlenenler, piknik yapanlar rengârenk bir görüntü veriyordu. Sahile paralel yolun diğer tarafında ise çadırlar kurulmuştu.
Sahil yolunda ağır ağır ilerleyerek koyun ucuna kadar giderek fenerlerin resmini çektik.

İğneada yaklaşık 20km uzunluğunda kumsalı olan bir sahil kasabamız. Tam kafanızı dinleyebileceğiniz sakinlikte bir yer. Adeta Istranca dağlarının kucağına yaslanmış. İğneada aslında gerçek bir ada değil.

{mosimage}Daha sonra İğneada burnunu dolaşarak ve Limanköy’ü gezerek 15km ilerdeki Beğendik köyüne gittik. Bu sevimli orman köyünün içinden geçilerek Bulgaristan sınırına gidiliyor. Sınır kapısında şanlı Türk Bayrağımız dalgalanıyor ve Mehmetçikler nöbet tutuyordu. Dupnisa Mağarasından doğarak Karadeniz’e dökülen Rezve Deresi Türkiye ile Bulgaristan arasında sınır teşkil ediyor. Derenin bir tarafı Türkiye’ye ait, diğer tarafı Bulgaristan’a ait. Rezve’nin Karadeniz’e döküldüğü koyun yamaçlarında büyükçe bir Bulgar kasabası açık seçik görülüyordu. İğneada’dan 15km uzaklıktaki Beğendik köyü, sınırdan 4km içerde bulunmaktadır. Sınırın kuzeyindeki Bulgar kasabası ise hemen sınır kapısının yanında yer almakta. İğneada burnunun diğer tarafında olan Limanköy ve Beğendik köyleri bu koyu tepeden görüyor.{mosimage}

İğneada’da otel, motel, pansiyon ve ev pansiyonları mevcut. Ancak yaz aylarında mutlaka önceden yer ayırtmak gerekiyor. Yoksa açıkta kalırsınız. Biz sahilde Özel İdarenin kampında kaldık. Hemen yanındaki Öğretmen evi de halka açık. Kahvaltı ve yemek yenilebilir.

İğneada civarında görülecek yerlerin başında Dupnisa Mağarası geliyor. Bu mağara Kırklareli’nin Demirköy kazasının Sarphane köyünün 5km güneybatısındadır. Dupnisa Mağarası Kuru Mağara üstte, Sulu Mağara altta şeklindedir. Kuru Mağara 900metre, Sulu Mağara 1.700metre olmak üzere toplam uzunluğu 2.600 metredir. Mağaranın oluşumu kalkerin suyla eriyerek boşlukları ve galerileri meydana getirmesi şeklindedir. {mosimage} Sulu Mağaradan Kuru Mağaraya %60 eğimle çıkılmaktadır. Sarkıt ve dikitler oluşmuştur. Sarkıt ve dikitlerin en belirgin olanı Kızlar Kapısının altındaki sıcak ve geniş odada bulunmaktadır. Sulu Mağara oldukça serin olup Kuru Mağara ortalama 17 derece sıcaklığındadır. Mağaraya Dolin Kapısından girilip Kızlar Kapısından çıkılmaktadır. Dupnisa Mağarasından kaynaklanan yeraltı suyu Bulgaristan ile Türkiye tabii sınırını ayıran Rezve Deresinin kaynağıdır. Bu akarsu yeryüzünde bazen büyük su yatakları oluşturarak canlı organizmanın serbestçe yaşayabilmesini sağlamaktadır.

    
Pazar sabahı kahvaltımızı yapıp; denize girdikten sonra İstanbul’a gelmek üzere çıktık. Dupnisa Mağarasını gezdik. Vize yakınlarında yol kenarlarında satılan kavun karpuzlardan alarak akşamüzeri evimize geldik. Bir sonraki gezide buluşmak üzere.

Benzer Yazılar

Ahlat Trip We had not come to eastern Turkey to see the city of Van, Tuşba, the Muradiye Falls or Akdamar Island, with their ancient legends, fascinating history...
Balkanlar Karadağ Montenegro – Kotor 21 Mayıs 2013 Salı(8.Gün) Budva’daki tekne turundan sonra Koko’nun pansiyonunda dinlenip Kotor’a kişi başı 3,5 Euro’ya gidiş dönüş bileti aldık. Yolc...
Yusufeli Artvin Doğa Sporları Cenneti 22 Eylül 2014 Pazartesi Tortum Gölü ve Şelalesini gezdikten sonra Yusufeli'ne gitmek üzere Tortum Şelalesi sapağındaki küçük lokantanın bahçesinde ...
Fas Gezimiz Eşimle hiçbir tura katılmadan yani zaman kısıtlaması olmadan şubat ayında orasının ikliminin de müsait olması nedeni ile Kuzey Afrika&rsqu...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir