Fas Gezimiz

Eşimle hiçbir tura katılmadan yani zaman kısıtlaması olmadan şubat ayında orasının ikliminin de müsait olması nedeni ile Kuzey Afrika’da bulunan Fas’a gitmeye karar verdik. Bir ay önceden, internetten daha evvel Fas’a seyahat edenlerin yaşadıkları ile ilgili araştırmalar yaptık. Şehirlerarasında hangi vasıtaları kullanacağımızı, hava durumlarını, kalacağımız otelleri, gideceğimiz şehirleri ve götüreceğimiz kıyafetleri tespit ederek bir rota çizdik. Öyle güzel bir program yapmışız ki; döndüğümüzde bu programı tam uyguladığımızı gördük. Şehirlerde kalınacak oteller çok önemli. Bir normal oteller var, bir de butik otel şeklinde”riad” denilen oteller. Riadlar eski Fas evleri şeklinde dekore edilmiş; eski halılar,eski kilimler, bakır ve toprak kaplar, oyma sandık ve kapılar tüller, ipek perdeler vs….Kalınacak oteller seçilirken daha evvel gidenlerin bu otel ve riadlar hakkında yazdıkları yorumlar okunmalı.Mesela Kazablanka 5.Muhammet Havaalanı şehre trenle yarım saat uzaklıkta. Uçaktan indikten sonra trene biniliyor. Trenden inince garın hemen yanında İbis Hotel var. Yoksa tekrar gardan taksi tutup otele gitmek gerekiyor.Onun için genelde Kazablanka’ya giden herkes bu oteli tavsiye etmişti. Ayrıca şubat ayındagündüz ve gece sıcaklık farkları fazla. Öğleyin hava sıcaklığı 15–20 derece iken sabah ve akşam üzerleri 5-0 derece arası. Birden ayaz ve rüzgâr çıkıyor. Ona göre kalın kıyafetler, eldiven bere, atkı, kalın mont ve kalın çoraplar gerekiyor.

1.GÜN: 14 ŞUBAT SALI- İSTANBUL-KAZABLANKA

Sabah THY 9.55 uçağı ile Kazablanka’ya gitmek için evden 6.30 da yola çıktık. Beylerbeyi’nden metrobüse binerek; Zincirlikuyu ve Şirinevler’de aktarma olarak Atatürk Havaalanına geldik. Bavullarımızı THY kontuarına verip pasaport kontrolünden geçerek maksimiles Vip salonunda oturup kahvaltımızı yaptık. Uçağımız tam zamanında kalktı.Uçak umreden dönen Fas’lı yolcularla doluydu. Güzel bir yolculuktan sonra saat 13’te Kazablanka 5.Muhammet Havaalanına indik. İlk hercümerci orada yaşadık. Pasaport kontrolü ve bavullarımızı almamız organizasyon bozukluğundan saatler sürdü. Kuyruk diye bir şey yok. İnsanlar üst üste. Neyse oradan çıktıktan sonra döviz bozdurmak için  change bürosu bulduk.100 Euro karşılığı 1.058 dirhem aldık.1 Euro 10,5 Dirhem.Ancak daha sonra öğrendik ki şehirdeki bürolarda daha yüksekten bozuluyor. Yalnız şehre gidene ve orada döviz bürosu bulana kadar havaalanında döviz bozdurmak şart. Daha evvel gidenlerin yazdıklarından güç durumda kaldıklarını okumuştum.Daha sonra tren bileti almak için beklemek zorunda kaldık. Biletler 1. ve 2.sınıf. Ben “Gare Casa Voyagers tren için iki bilet” deyince biletçi bana ikinci sınıf bilet verdi. 40 dirhemden iki kişi için 80 dirhem ödedik. Biz bilmediğimizden 1.sınıf kompartımana binmişiz Kompartmanların dışında1. ve2.sınıf diye yazıyormuş. Trenlerde 1 kompartıman 1.Sınıf, diğer tüm kompartımanlar 2.Sınıf. Neyse biletçi biletimizin 2.Sınıf olmasına rağmen Türk olduğumuzu öğrenince yerimizi değiştirmeye gerek olmadığını belirtti. Kompartımanda bulunan biri bayan iki kişi daha vardı. İngilizce sohbet ederken biz gümrükteki organizasyon bozukluğundan bahsettik. Meğerse adam gümrük memuru imiş. Bayağı güldük. Havaalanı ile ineceğimiz tren istasyonu arası 35 dakika sürüyor. Ancak trenleri zamanında kalkıyor. Ama gideceği yere rötarlı ulaşabiliyor. Kazablanka’da iki tren istasyonu var. Biri Casa Port, diğeri Casa Voyagers’te indiğimizde saat 16.00 olmuştu. İstasyondan tren saatlerini gösteren broşürü alarak çıktık. Kalacağımız “İbis Moussafir Gare Casa Voyagers” otelini sağ tarafta gördük. İnternetten Hotels.com sitesinden 80.40 Dolar ödeyerek 2 kişilik bir oda ayırtmıştık.Hemen otel resepsiyonuna çıktılarımızı göstererek muamelemizi yaptırdık.26.40 Dirhem şehir vergisi aldılar. Onu daha evvel internetten okuduğumuzdan itiraz etmeden ödedik.

Odamız gayet iyi, temiz, ağaçlık bahçeye bakan güzel fakat biraz küçük bir oda idi. Yarım saat dinlendikten sonra hemen dışarı Kazablanka’yı keşfe çıktık.Dışarıda hava serinlemeye başlamıştı.İyi ki mont ve berelerimizi almışız. Hasan 2 Camisinegitmek için garın önünde yolcu bekleyen Petit taksilere yöneldik. Kazablanka’da iki çeşit taksi var. Biri Petit denilen üç yolcu alan kırmızı renkli ve ucuz taksiler. Diğeri Grand Taksi denilen beyazımsı eski Mercedes büyük ve pahalı taksiler. Bunların hepsi ile pazarlık ediliyor. 40-50 Dirhem diyorlar, 10 Dirheme iniyorlar. Hangi taraftan taksiye binelim diye bakınırken yanımıza yaklaşan beyaz sakallı ve kapşonlu Fas entarisi giymiş orta yaşlı bir adam kendisinin de o camiye gideceğini ve bize yardımcı olmak istediğini söyledi. Eşim biraz Arapça ve ikimizde iyi derecede İngilizce bildiğimizden bu seyahatte pek zorlandık sayılmaz. Ancak onlar doğuştan Fransızca’da biliyorlar. Bu ülkede geçerli diller Arapça ve Fransızca. Neyse Petit taksiye beraberce bindik ve sohbet etmeye başladık. Kazablanka’da bütün yollar tramvay yolu yapılması dolayısıyla kazılmış, her taraf şantiye görünümünde. Dolayısıyla trafik günün her saatinde çok yoğun. Yarım saat yolculuktan sonra camiyi bütün ihtişamı ile karşıdan gördük. Tabii önce dört köşeli minaresi göründü. Taksi parasını da bütün ısrarlarımıza rağmen adam ödedi.

Hasan 2.Camisi Kazablanka’nın Atlas Okyanusu kıyısına deniz doldurularak inşa edilmiş. İnşasına 1980 yılında başlanarak 8 yılda bitirilmiş. Aynı anda 25.000 kişinin namaz kılabildiği cami mimar Fransız Michel Pinseau tarafından tasarlanmış; Bouyques tarafından inşa edilmiş. Minaresi 210 metre uzunluğu ile dünyanın en uzun minaresi imiş.

Hasan 2.Camisi Mekke’deki Mescidi Haram ve Medine’deki Mescidi Nebevi’den sonra dünyanın üçüncü büyük camisi. Caminin önünde futbol sahası büyüklüğünde bir avlu bulunuyor. Avlunun içindeki kemerli bölümlerden geçilerek caminin devasa kapılarına basamaklardan çıkılarak ulaşılıyor. Ancak kapılar namaz vakitleri haricinde kapalı. Çünkü insanlar girip yatıyormuş. Bizi getiren yaşlı Fas’lı kapılardan birini açtırarak eşimle içeri girdi. Bende içeriye kapının aralığından baktım. Daha sonra bende kadınlar kısmından yukarı kata çıkarak namazımı kıldım.Muhteşem bir cami. Devasa sütunlar, oymalı sütun başları ve ahşap paravanların oyma işçilikleri, tavan avizeleri insanı cezbediyor. Bir köşede buraları gördüğümüz için uzun uzun dua ediyorum. Bolca resim çekiyorum.

Daha sonra buz gibi geniş mermer merdivenlerden inerek dışarı çıkıyor ve avluda resimler çekiyoruz. Caminin alt katında abdest alma yerleri yapılmış. Avlunun Atlas Okyanusu tarafına bakan kısmına setler yapılmış, halk oralara oturarak denize girenleri seyrediyor. Orası aynı zamanda Kazablanka Koyuna da bakıyor. Setler o kadar kalabalık ki oturmaya yer bulmak neredeyse imkansız. Bizde güneş batana kadar oturup hem Okyanusu hem Camiye gelen gideni seyrettikten sonra çok zor bulabildiğimiz Petit taksi ile otelimize döndük. O arada taksi beklerken sokak satıcılarının külahlara doldurarak 1 dirheme sattıkları nohut ve bakla haşlamalarından alarak yedik. Çok lezzetliydi.

Benzer Yazılar

Makedonya Manastır 17 Mayıs 2013 Cuma(4.Gün) Ohri'de yaptığımız sabah kahvaltısından sonra taksi ile 50 MKD ödeyerek otogara geldik.320X2=640MKD ödeyerek ve gidiş dön...
Kutsal Topraklara Yolculuk Umre, Amman ve Cidde AMMAN’DAN CİDDDE’YE 2 Şubat Cumartesi akşamı saat 19.00 sularında Amman Havaalanına geldik. Otobüsten valizlerimizi alarak i&cce...
San Francisco’da Gezmek Eğer birgün yolunuz San Francisco’ya düşerse veya internette doğru düzgün bilgi olmadığını düşünüyorsanız cev...
Balkanlar Bosna Hersek Saraybosna 22 Mayıs 2013 Çarşamba(9.Gün) Saraybosna, 4 milyon kişinin yaşadığı Bosna-Hersek’in başşehridir. Dinar Alplerinin çevrelediği Saraybosna’nın tam or...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir