FAS-AFRİKA’NIN GÖKKUŞAĞI (3.Gün)

RABAT-TANCA (16 ŞUBAT Perşembe)

Sabah 6.47 treni ile Tanca’ya gideceğimizden 5.30 da uyandık. Rabat’ta Hotel Capitol’de geçirdiğimiz gecenin ardından valizlerimizi alarak bir gecelik 400dirhem ücreti ödemek için resepsiyona indik. Adam sabah namazını kılıp bitirdi. Faturamızı kesti. Bizi dışarı kadar uğurladı. Hemen petit taksi bulduk. 20 dirheme bizi Gare Ville tren istasyonuna getirdi. Çok erken olduğundan istasyonda kimseler yoktu. Hava sabahın bu saatinde buz gibi soğuktu.145 dirhemden 2 kişi 290 dirheme 1.sınıf bilet aldık. Biletlerde hem Fransızca, hem Arapça dil kullanılıyor. İstasyonda oturacak yer bakınırken kuytu bir köşede 3-4 kişinin koltuklara büzülerek oturduğunu gördük. Bizde o köşeye gidip boş koltuklara oturduk. Karşıda oturan 2 kişi uyukluyordu. Yanına oturduğumuz genç kadın ise soğuktan ayaklarını ovuşturuyordu. Ona selam verip konuşmayı denedik. İngilizce biliyormuş. Trenin gelmesine 5 dakika kala yürüyen merdivenlerle alt kattaki açık perona indik. Tren Kazablanka’dan geldi. Genç kız da bizimle beraber 1.sınıf kompartımana bindi. Kompartımanlar bomboştu. Daha sonra başka kompartımana geçti. Biz de 6 kişilik kompartımanda iki kişi olarak cam kenarındaki portatif masada peynir, zeytin, domates, salatalık, ekmek, portakal ve çilekten oluşan kahvaltımızı yaptık. Hava aydınlanmıştı.

Rabat-Tanca arası yaklaşık 3saat.İki şehirde Atlas Okyanusu kenarında. Ancak tren yolu biraz içerlek. Deniz bazen görünüyor, bazen kayboluyor. Ancak her yer yemyeşil. Ağaçlık ve her yer ekilmiş arazi. Bilhassa devedikeni bitkileri çok fazla.Bilhassa geçtiğimiz köylerdeki evlerin bahçelerinde çit bitkisi olarak devedikeni kullanılmış. Rabat-Tanca arasında Keitra, Larache, Asilah gibi büyükçe şehirler var. 10.30 da Tanca tren istasyonuna geldik.

Tanca, Fas’ın kuzeyinde Avrupa ile Afrika, Akdeniz ile Atlas Okyanusu’nun Fas’a açılan kapısı olup Cebelitarık Boğazı ile ünlüdür. Kartacalılar, Romalılar, Vandallar, Araplar, İspanyollar, Portekizliler burada yaşamışlar. Birçok Amerika ve Avrupa’lı artist, ressam, müzisyen ve yazarlar Tanca’da yaşadı. Sabah Tanca’nın Atlantik Okyanusu tarafında yüzüp kahvaltıdan sonra öğle yemeğinizi Akdeniz tarafında yiyebilirsiniz.

Saat 10.30 da trenden inerek petit taksiye Hotel Mamounia adresini verdik ve 20 dirheme anlaştık. Tanca’nın sahil boyu İspanyol Bulvarı’ndan geçerek liman yakınına geldik. Şoför bizi yolun sonunda yükselen merdivenlerin başında indirerek Arapça bir şeyler söyleyerek tepeyi işaret etti. Bizde indik. Orada duran başka birisine adresi gösterdik. O da merdivenleri işaret etti. Eşim valizlerle aşağıda kaldı. Ben merdivenleri çıkarak  oteli bulmaya çalıştım. Merdivenlerin bitiminde  daracık bir yolun iki kenarına otel ve pansiyonlar sıralanmış. Bir baktım, sağda biraz ilerde Hotel Mamora yazıyor. Kapısından içeri baktım. Lobisi fena görünmedi. Hemen geri döndüm. Aşağıda bekleyen eşimi çağırdım. Muhammet adındaki resepsiyonist ile 200 dirheme anlaştık. Odamıza çıktık. Pencereden ve tepeden Tanca limanı ve Cebelitarık Boğazı görünüyordu. Yan tarafta da Kasbah Camisi minaresini gördük. Limanda büyük bir yolcu gemisi duruyordu. Akşam döndüğümüzde ise gitmişti. Genelde binaların çatıları yeşil kiremitle kaplanmış. Biraz dinlendikten sonra Tanca’yı tanımak için dışarı çıktık. Meğerse kaldığımız otelin bulunduğu bölge medina denilen eski Tanca imiş. Otelden çıkınca liman tarafına değil de diğer tarafa yürüdük.

Medina Tanca limanının üst kısmında tepeye kurulmuş, eski şehir. Daracık sokakları, dik yokuşları, hediyelik eşya satan otantik dükkanları görülmeye değer. Bu dükkanların birisinde İngilizce bilen Fas’lı bir genç bizimle çok ilgilendi. Gideceğimiz yerleri tarif etti, alacağımız eşyalarla ilgili bilgiler verdi. Ona Tanca’da tajin denilen et yemeği yiyebileceğimiz bir lokanta sorduğumuzda medina’nın sonunda Hamidi denilen et lokantasını tarif etti. Biz de sağlı sollu hediyelik eşya dükkanlarının sıralandığı daracık sokaklardan geçerek büyük bir parka geldik. Oradaki banklarda oturarak biraz dinlendik. Her yerde canlı bir alışveriş vardı. Biz de kilosu 10 dirheme çilek ve10 dirheme muz alarak yedik. Ayrıca 4 dirheme de bir kilo domates aldık. Dinlendikten sonra parkın sonundaki dar yoldan yürüyerek Hamidi restoranı bulduk. Dar merdivenlerden üst kata çıktık. Bir garson bizi salonunun kötü bir köşesine oturtmaya kalkınca biz kendi beğendiğimiz bir yere oturduk. Salon Fas eşyaları ile dekore edilmiş, duvarlar Fas halıları ile kaplanmıştı. Tajin denilen meşhur et yemeği istedik. Lezzeti öyle çok iyi değildi. Ancak Tanca’nın en meşhur lokantası olduğundan fiyatlar çok pahalı imiş. Başka yerlerde iki kişi 80 dirhem ödediğimiz yemeğe içecek dahil 192 dirhem ödedik. Dışarı çıkınca tekrar yakında büyük parka giderek aldığımız çilekleri yedik.

Yürüyerek medinadan aşağı indik ve bir petit taksi ile 200 dirheme anlaşarak
Cape Spartel Fenerine hareket ettik. Yol üzerinde kralın sarayı, yakınlarının ve zengin halkın villalarını gördük. Bahçeleri çevreleyen dubleks, tripleks
villaları görünüyordu. Cape Spartel Feneri Tanca’nın kuzeybatısında bir taraftan Atlas Okyanusu, diğer taraftan Akdeniz’i görecek şekilde inşa edilmiş. Fenerin içine girilmiyor. Sadece dışarıdan görülebiliyor. Etrafta cafeler var. Fas işi hediyelik eşyalar tezgahlarda satılıyor. Yünlerle süslü hasır şapkalar çok hoş. Manzara nefis. Manzarayı seyrederek resimler çektikten sonra Herkül Mağarasına doğru hareket ettik. Nefis Okyanus manzaralı yollardan geçerek mağaranın bulunduğu yere ulaştık. Mağaranın bulunduğu yerdeki ufak meydanın etrafına balık tezgahları sıralanmış; balık pişirip satıyorlar. Ayrıca birkaç tane de hediyelik eşya dükkanları var. Mağaraya birkaç basamak merdivenden iniliyor. Kişi başı 5 dirhem. Bizim Türk olduğumuzu görünce bizden iki kişi 5 dirhem aldılar. Mağaraya inince içerde de hediyelik eşyaların satıldığını gördük. Mağaranın ucundaki oyuktan Atlas Okyanusu görünüyordu. Biz de mağarada biraz oyalandıktan sonra dışarı çıkarak petit taksimize bindik ve şoförle sohbet ederek Tanca’ya döndük.

Bu arada büyük gezgin İbni Batuta’nın Tanca’nın medinasında doğduğunu ve 22 yaşında hacca Medine’ye seyahat ettiğini öğrendik.

Tanca’ya gelip te “sahildeki kafelerde oturmadan olmaz”diyerek şoförden bizi sahilde bırakmasını istedik. Modern yapılmış gazinoda limanı ve kumsalı görecek şekilde oturup kadın garsondan limonlu nane çayı(Mint çayı) istedik Garson kız İngilizce biliyormuş. Adı Meryem’miş. Fırsat buldukça yanımıza uğrayıp bizimle sohbet etti. Kafeler deniz kıyısından 3–4 metre yüksekte olup kafelerden sonra yaklaşık 10 metre uzunlukta kumsal var. Ondan sonra deniz kıyısı var. Sahilde de insanlar geziniyor. Kafelerin sıralandığı sahilin sonunda liman var. Ama mevsim kış olduğundan pek yolcu gemisi gelmiyormuş.

Akşam üzeri tekrar medinaya dönüp hediyelik eşya satan dükkandaki Fas’lı gencin yanına uğradık. Biraz daha dükkanları dolaştık. Parktaki bankları
Fas’lı kadınlar doldurmuştu.Yine oturup onlarla sohbet ettik. Küçük çocukları sevdik.

Fas’ta hem erkek, hem kadın için tam bir giyim karmaşası var. Başörtülü, cellaba giyen kadınlarla, örtülü olmayan daracık pantolonlu kadınlar kol kola, yan yana görülmekte; birçok yerde motosiklet kullanan kapalı kadınlara rastlanmaktadır. Erkeklerde de ceket pantolon giyenlerin yanında cellaba denilen kapüşonlu Fas entarisi giymiş erkeği görebiliyorsunuz. Yine de çok çok açık kadına rastlanılmıyor.

Fas’ın para birimi dirhem. Kağıt para 20 dirhemden başlamakta; 50 ve 100 dirhemler bulunmaktadır. Bu ülkede 1.2.5.10 dirhem madeni paralar kullanılmaktadır.10 dirhem yaklaşık 1 Euro karşılığıdır.

Fas medinalarıalışveriş cennetidir. Alınacak eşyalar arasında fes tajin porselenleri, yerel giysi”cellaba”, babuş denilen deri terlikler, argan yağı ve bu yağdan yapılmış güzellik ürünleri, sabunlar, kilim, halı, baharatlar, bakır ve deri eşya, aynalı kapı şeklinde duvar süsleri bulunmaktadır.

Benzer Yazılar

FAS-MERAKEŞ(8.GÜN) MERAKEŞ–21 ŞUBAT 2012 Salı (8.Gün) Riad Minorisa’da akşamdan Enver’le konuştuğumuz gibi saat 7.30 da uyandık. Enver, riadda ...
Balkanlar Bosna Hersek Sarı Saltuk Tekkesi Balkanlar Bosna Hersek Sarı Saltuk Tekkesi Sarı Saltuk Tekkesi Blagay 25 Mart Cumartesi(12.Gün) Sarı Saltuk Tekkesinin bulunduğu Blagay Mosta...
KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK UMRE KUDÜS Kudüs, Filistin’de bulunan ve Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlarca kutsal kabul edilen;  Mescid-i Aksa’nın bulunduğu ...
Efsanevi Topraklar (Van) Uzun zamandır görmek istediğim yerlerin başında Van Gölü ve çevresi geliyordu. Bu arzum bir uçak şirketinin promosyonu il...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir