İsfahan İran

12 Eylül 2018 Çarşamba

İsfahan

Kum’dan öğleden sonra yola çıktık. Meral restoranda yemek yedik. Vallahi İran kebapları süper. Çok güzel bir restorandı. Mahya güzel restoranları biliyor. Akşam üzeri  kalacağımız Zöhre otele geldik. Otelin resepsiyon ve  lokanta kısmı gerçekten güzel yapılmış. Duvarlar kabartma minyatür ve resimlerle süslenmiş. Altın yaldızlı çiçek figürleri ve hayvan figürleri ile boyanmış. Koltuklar  ve sandalyelerle masalar ahşap oymalı yapılmış. Altın yaldızlarla boyanmış.Kristal  avizeler çok gösterişli.Odamıza çıkıp dinlendikten sonra gece Mahya gelip bizi aldı ve Siosepol Köprüsüne götürdü. İsfahan denilince insanın aklına hemen bu köprü gelir sanırım.33 gözlü anlamına gelen köprünün gerçekten de 33 gözü var. İsfahan’ın köprüleri meşhur. Ancak şu anda altında akan bir nehir yok. Halbuki zamanında azgın suları akan bir nehir(Zayende Nehri) mevcutmuş. Nehir yatağında insanlar oturup  çay içip nargile fokurdatıyorlar. Ayrıca köprü araç trafiğine kapalı. Sadece ışıklandırılmış yol yayalara açık.Hemen yakınında yaklaşık 1 km. ötede Hacı Köprüsü de ışıklandırılmış. Ancak daha az ziyaret eden vardı. Kaldırımdan köprüyü seyredip resim çektik. Otele döndük.

Isfahan, eskiden “spahan” şeklinde söyleniyormuş. Asker anlamına gelen ” sipahi”kelimesinden zamanla İsfahan’a dönüştüğü rivayet ediliyor. İsfahan da sipahilerin toplandığı yer demek. İsfahan yaz aylarında çok sıcak oluyormuş. Kış aylarında bile sıcaklık 10 derecenin altına düşmüyormuş. İsfahan çok turistik bir yer olduğundan baş örtüsü ve kıyafet daha serbest gibi. Ama yerel halk bana kapalı geldi.Turistlere daha hoşgörülüler.

13 Eylül 2018 Perşembe

Saray gibi Zöhre Oteldeki kahvaltıdan sonra Nakş-i Cihan Meydanına gittik. Zaten otele arabayla 5 dakika mesafede. Bu meydan Çin’in Pekin şehrindeki Tiananmen Meydanından sonra dünyada 2.büyük meydan. Devrimden sonra İmam ya da Humeyni meydanı dense de halen halk arasında Nakş-i Cihan Meydanı diye geçiyor. Meydan Şah Abbas zamanında yapılmış.Yeşillikler içinde bir park. Etrafında gezmek için ring yapan treylerlerle dolaşılıyor. Şah Abbas meydana üç eser ve bir kapalıçarşı inşa ettirmiş.Kapalıçarşı meydanın 4 tarafını saracak şekilde inşa edilmiş. Üç eser ise İran’daki üç kuvveti temsil ediyormuş. Çarşı tüccarları, Şah Camisi din adamlarını,Ali Kapı(Büyük ve yüksek kapı)ise Şahı. Akşamları serin olduğundan İsfahan halkının gelip çay içerek ailece sohbet ettikleri meydan. Ayrıca 20.000 tümenin üstünde de bu meydanın resmi var.

İsfahan Çarşısı bu meydanın 4 tarafına inşa edilmiş bir çarşı. Çarşıda  el sanatları, minyatür resimler, çerçeveler, bakır eşyalar, seramikler yani İran’a ait hertürlü hediyelik eşya satan dükkanlar var. Biz de  minyatürlü ahşap çerçeve satan bir dükkandan alışveriş yaptık.Ama bunları uçağa koymakta problem yaşadık.

Şah Camisi devrimden sonra İmam Camisi olarak anılmaya başlanmış. Selçuklu ve Fars mimarilerinin etkisinde kalınan camide yedi renkli fayansları ve kaligrafik yazıtları hayranlıkla inceledik. Şahane bir eser. Hemen meydanın doğu tarafında olan Şeyh Lütfullah Camisi ise muazzam mimarisi olan bir eser.1603 yılında inşasına başlanıp  1619 yılında bitirilmiş. Mimarı ise Şeyh Bahai.İç ve dış dekorasyonunu anlatmama kelimeler yetmez. Tam karşısında bulunan Ali Kapı Sarayına gitmek için treylere biniyoruz.

Ali Kapı(Devlet Kapısı) Sarayı İmam Meydanının batısında yer alıp Kraliyet Sarayı olarak bilinmektedir. Şah Abbas tarafından 1597 yılında yaptırılmıştır. İki yana doğru genişleyen saray 7 katlı olup  merdivenleri çok dar ve yüksektir. Minare merdiveni gibi sarmal daracık merdivenleri var. Saray 48 metre yüksekliğinde olup 6.katında akustiği çok iyi düzenlenmiş bir müzik odası bulunmaktadır. Safevi İmparatoru Şah Abbas  gelen yabancı büyükelçileri ve ziyaretçileri eğlendirmek için bu sarayı kullanmış. Burada ilk defa Nevruz’u kutlamış. Süslemeleri ve nakışları Şah Abbas’ın nakkaşlığını yapan Rıza Abbasi ve onun öğrencileri tarafından yapılmış. Çiçekler, kuşlar ve hayvan figürleri görülmektedir. Sarayın çok süslü olan kapı ve pencereleri talan edilmiş olup sadece 3.kattaki bir pencere kurtarılabilmiştir. Son Safevi  Sultanı Şah Sultan Hüseyin tarafından restore ettirilmişse de Afgan işgalleri sırasında tekrar harabeye dönmüştür. Kaçar Şahı Nasir al-Din Şahın(1848-1896)döneminde, Safevi korniş ve kapıları çiçek desenli çiniler ile değiştirilmiştir. En üst kattaki seyir terasının manzarası çok güzel olup meydan ve İsfahan rahatlıkla seyredilmektedir.

Nakş-i Cihan Meydanındaki bu eserleri gezdikten sonra Çehel Sütün Sarayına gittik. Kırk Sütun Sarayı anlamına gelen saraya bir avludan giriliyor. Bahçenin ortasında uzun bir havuz var. İki tarafta hediyelik eşya satan dükkanlar sıralanmış. Sarayın yapımına Şah Abbas zamanında başlanmış; 2.Şah Abbas döneminde(1647) yılında tamamlanmıştır.67.000metrekarelik bağın ortasında yer almaktadır.20 sütunlu sarayın  önündeki havuza vuran görüntüsü nedeniyle “Kırk Sütun Sarayı” diye adlandırılmaktadır.

Burasının bizim açımızdan önemi çok büyüktür. Zira sarayın müze kısmında Çaldıran savaşını gösteren minyatür şeklinde büyük bir tablo yer almaktadır. Burada Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail’in figürlerinin ve askerlerinin yer aldığı Çaldıran Savaşı resmedilmiştir. Yine müze kısmının duvarlarındaki 17.yüzyıl resimlerinde, ellerinde şarap kadehleri ile danseden rakkaseleri izleyen Safevi hükümdarları resmedilmiştir. Şahlar bu sarayda misafirlerini, elçileri ve devlet adamlarını ağırlar, şaşaalı resepsiyonlar verirlermiş. İşlemeli tavanları, yüksek sütunları, minyatür işçiliği beni çok etkiledi. Saray 1706 yılında yanmış ve yeniden yapılmıştır. Şu anda müze olarak kullanılmaktadır.Daha sonra Cuma Camisine gittik.

Caminin avlu kısmının altına otopark yapılmış. Üstteki çok geniş alanın bir tarafında kapalıçarşı şeklinde içinde dükkanlar bulunan kompleks var.Avlunun ortası biz gittiğimizde inşaat halinde idi.Ulu Cami olarak da anılan Cuma Camisinin yapımına 8. yüzyılda başlanmış,büyük bir bölümü Büyük Selçuklu İmparatoru Melikşah zamanında yapılırken;  ünlü vezir Nizam-ül Mülk zamanında  da yeni eklemeler  yapılmıştır.

Cuma Camisi, Selçuklu, Moğol ve Safevi dönemlerinin mimari tarzlarının karışımıdır.

Bu camini kubbelerinden birisinin adı Nizam-ül Mülk Kubbesi olup ihtişamlı görünüşü ile insanı büyülemektedir. Cami 2012 yılındaUnesco Kültür Mirası listesine alınmıştır.

Hava çok sıcak olduğundan çok yorulmuştuk. Camiyi görecek şekilde oturup dondurma yedik.Otele geri döndük. Biraz dinlendikten sonra akşam tekrar Nakş-i Cihan Meydanına gittik. Gece hava serin olduğundan halk meydana gece geliyor.Meydanı ışıklandırmışlar. Biz de oturduk, çay içtik. Saat 22.00 civarında otele döndük.

 

 

 

 

 

^^