DARA HARABELERİ(MARDİN) Güneydoğu’nun Efes’i

İran İmparatoru Darius’un kurduğu antik Dara şehri, bilinen en eski su kanalları, 40 metre derinlikteki zindanları, su değirmeni, barajı, köprüsü, tiyatrosu ile Yukarı Mezopotamya’da en önemli yerleşim bölgesidir.

Önce İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından uçakla Diyarbakır’a gittik. Oradan minibüsle Mardin’e geçtik. Dara Harabeleri Mardin’in güneydoğusunda ve Mardin-Nusaybin yolu üzerinde olup bu gün üzerinde Oğuz Köyü bulunmaktadır. Köyün altındaki şehrin adı Bizanslılar zamanında Anastasiapolis’miş.
Köyün girişindeki levhada kazıların Profesör Metin Ahunbay ve ekibi tarafından yapıldığı belirtilmiş. Biz gittiğimizde sol taraftaki kazı bölgesinde herhangibir faaliyet yoktu. Sağ tarafta kazılmamış bölgedeki köyde ise normal hayat devam ediyor. Köy evleri kalıntıların üstüne kurulmuş ve hatta evlerin duvarları ile bahçeleri çeviren duvarlarda kullanılan taşların tarihi yapılardan alındığı hemen belli oluyor.

Dara Harabeleri, kayalar içine oyulmuş mağara evlerden meydana gelmiş olup çevresi 8–10 kilometreyi bulan geniş bir alana yayılmış. Mağaraların doğusunda bulunan kaya mezarları Kuruçay’la sınırlanmış.

{mosimage}Dara Harabeleri, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasaniler’e karşı korumak için kurulmuş askeri amaçlı bir garnizon kenti olmakla beraber ayni zamanda sivil bir yerleşim yeri olarak ta planlanmıştır. Kent İpekyolu üzerindedir. Kentin çevresi 4 kilometre uzunluğunda bir surla korunmuş olup kent kalıntıları içinde kilise, zindan, tophane, su bendi, saray, çarşı ve depolar bulunmaktadır. Rehberlik yapan köylü çocuklar kazıların bir müddet durduğunu söylediler. Yukarı Mezopotamya’nın ilk barajı ve sulama kanalları halen görülebiliyor.

Çok sevimli köylü çocuklar ısrarla bize yer altı zindanlarını göstermek istediler. Köy evlerinin arasından geçerek tarihi bir yapının kalıntılarındaki daracık geçitten merdivenle yeraltına indik. Aşağıda 10–15 metre yükseklikte gizli bir taş yapı ile karşılaştık. İçinde odacıklar bulunan bu taş yapının zindan olduğu anlatılıyor.

Ben Dara’yı Efes’e benzettim. Ancak hem kazılar bitmemiş ve hem de tanıtımının daha çok yapılması lazım.

Çocuklara veda ederek Beyazsu’ya gitmek üzere Dara Harabelerinden ayrılıyoruz.

{mosimage}Beyazsu, Midyat ve Nusaybin kazalarını bağlayan yol üzerinde bulunan bir piknik alanı. Bize de zaten Mardin’e gidince “Beyazsu’yu görmeden gelmeyin” diye tembih etmişlerdi. Gerçekten bir doğa harikası. Ormanların arasında, debisi yüksek bir akarsuyun karşılıklı iki tarafına tahtadan oturma yerleri yapılmış ve içlerine hasırlar serilerek; minder ve yastıklar konulmuş. Bir odaya girer gibi ayakkabılarımızı çıkararak bu oturma yerlerine geçtik. Piknik yaptık. Pırıl pırıl ve son derece berrak suyu olan derede aynı zamanda yüzülüyor. Burada ister kendi getirdiklerinizi yiyebiliyorsunuz, ister orada satılanları alıp yiyebiliyorsunuz. Ayrıca kadın ve erkeklerin ayrı ayrı yüzebileceği etrafı kapalı havuzlar bile var. Beyazsu’da dinlendikten sonra Nusaybin’e gitmek üzere yola çıktık.

Benzer Yazılar

Balkanlar Arnavutluk Tiran ve İşkodra 19 Mayıs 2013 Pazar (6.Gün 15.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun eline geçen Arnavutluk, Balkan Yarımadasında Adriyatik ve İyon Denizlerine kıyısı ola...
ANTAKYA (HATAY) Mersin’deki otelimizde sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra otobüsümüze binerek Antakya’ya doğru yola çıktık. Adana, O...
FAS- MERAKEŞ(6.Günün devamı) MERAKEŞ 19 Şubat 2012 Pazar Fas’ın güneybatı ve ortalarında ve Atlas Dağlarının eteklerinde bulunan Merakeş, aynı zamanda Fas’ın ...
KAZABLANKA-İSTANBUL(23 Şubat 2012 Perşembe) Fas’ın en büyük şehri olan Kazablanka, Atlas Okyanusu kıyısında bir liman kentidir. Sabah İbis Otelindeki odamızda kahvaltımızı y...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir