Pasargad Ahameniş İmparatorluğunun İlk Başkenti

Pasargad (Cyrus)’un mezarı

16 Eylül 2018 Pazar

Yezd’de Mozaffer Oteldeki kahvaltımızdan sonra saat 9.00 yola çıktık. Yollar çok güzel ,fakat her taraf çöl gibi. Pasargad (Cyrus)’un mezarının bulunduğu bölgeye uğrayacağız. Mahya yolda bizi bir lokantaya götürdü ancak duvarlardaki resimde domuzları görünce  sipariş vermeden oradan ayrıldık. Yolda bitkisel ilaçlar satan bir dükkandan alışveriş yaptık. Cyrus’un mezarının olduğu yere geldik. Bilet alınarak içeriye giriliyor.Uzun bir yoldan yüründükten sonra Cyrus’un mezarı karşıdan görülüyor. Halen yollar ve açık alanlar yeniden yapılıyor. İran tarihi eserlere çok değer veriyor.

Pasargad, tarihte Ahameniş İmparatorluğunun başkentidir. Büyük Cyrus M.Ö.599-530 yılları arasında burada Ahameniş İmparatorluğunu kurmuştur. M.Ö.549-530 yılları arasında Medler ve Persler arasında kalıcı bir birlik kurmuştur. Tüm bu havalide kurulan ve sınırları Afrika’ya kadar uzanan Ahameniş İmparatorluğu M.Ö.550-M.S.330 yılları arasında hüküm sürmüştür.

Büyük Cyrus(Kiros okunur) M.Ö.529 ölünce buraya gömüldü.Mezar büyük bir alanın ortasında bulunmaktadır. Mezara doğru yükselen 7 basamaklı bir merdiven vardır. Genişliği 531 metredir. Mezar kireçtaşı bloklardan yapılmıştır.Mozole bu merdivenlerin bitiminde ev şeklinde yapılmıştır. Persepolis şehrinin yağmalanması esnasında, İskender buraya da gelmiş ve burası da yağmalanmıştır. İskender’in ordusundaki        Aristobulus adlı adlı komutanın  mezara girmiş olduğu rivayet edilir. Mezarda altın bir yatak, bir masa ve sandalyeleri,altından bir tabut, bazı değerli süs eşyaları, değerli taşlar ve çivi yazılı bir yazıt bulunduğu da rivayet edilir. Bu yazıtta” Ben Büyük Cyrus. Perslere bir imparatorluk verdim ve Asya’ya hükmettim.” diye yazmaktadır.

İran’ın İslam orduları tarafından fethinde Araplar buraya geldiler. Mezar bakıcıları buranın talan edilmemesi konusunda Arap komutanı ikna ettiler. Mezardaki yazıt Kur’an ayetleri ile değiştirildi ve mezar komutana Süleyman’ın annesinin mezarı olarak tanıtıldı. Halen halk arasında (Qabr-e Madar-e Sulaiman) olarak söylenmektedir. Arap komutan da burayı talan ettirmediğinden günümüze kadar gelmiştir. Etraftaki arazide gezmek için treylerler çalışıyor. Biz de treylere binerek Mozafferian Kervansarayının kalıntılarını, Süleyman’ın annesinin tahtının kalıntılarını, Süleyman’ın hapishanesini ve diğer kalıntıları gezerek  buradan ayrıldık. Buradan Persepolis harabelerine gideceğiz. Akşam Şiraz’da olacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

mezarının bulunduğu yere uğrayacağız. Mahya bizi yolda bir lokantaya götürdü ama biz duvarlarda domuz resimleri görünce orada yemek istemedik.

Yezd Zerdüştlerin Kutsal Şehrinde Sessizlik Kuleleri

Yezd

15 Eylül 2018 Cumartesi

Mozaffer Otelde kaldık. Tek katlı, 2 avlusunda havuzu olan  tarihi bir otel. Odaları eski tarzda dekore edilmiş. Giriş kapıları tahtadan olup kapı kilitleri de eski zamanlarda kullanılan demir  çengeller şeklinde. Oteli çok beğendim. Duvarlara asılmış Yezd’e has tabloları, bahçelerdeki eski ve büyük küpleri ile otantik mimari yapısı bizi cezbetti. Sabah kahvaltısından sonra önce dünyadaki tüm zerdüştlerin tapınağı olan ateşgede’ye gittik. Binanın dış girişinde tepede kuş-adam sembolü görülmektedir.  Bu sembolde kuş-adamın bir elinde sadakat anlamına gelen bir yüzük bulunmaktadır. Diğer eli saygı ifade etmektedir. Üç katlı tüyleri olan kanatları, düşüncede, sözlerde ve davranışlarda saflığı öğütleyen Zerdüşt inancını belirtmektedir. Müzenin bahçesinde de ayrıca  bu kuşla ilgili bir resim ve yazı bulunmaktadır. Bu tapınağın içinde yanan ateş 477 yıldır hiç sönmemiş. Rahipler belli saatlerde ateşi besliyorlar. Müzenin duvarlarında zerdüşt resimleri, camlı kısımlarda ise zerdüştlerin kitabı avestadan bölümlerin yer aldığı sayfalar seyrediliyor. Müzeden çıkıp Sessizlik Kuleleri denilen Dakhme’ye varıyoruz. Şehrin 2 kilometre kadar dışında yer almaktadır.Burası çok geniş bir alanın ucunda yer alan  iki tepe. Biletle giriliyor. Fakat aynı iki tepe karşıdan da görüldüğü için dışardan resimlerini çekip Mahya’nın anlattıklarını dinliyoruz.Zerdüşt inanışına göre”insanlar ölünce gömülürse toprağı kirletir,yakılırsa da havayı kirletir “diye ölülerini etçil kuşların yemesi için bu kulelere getirip bırakırlarmış.Kuşlar  kulelere bırakılan ölülerin önce gözlerini yemeye başlarmış. Kulede bekleyen rahipler de önce hangi gözün yendiğini görmek için bir delikten gözlem yaparlarmış. Sağ göz cennete, sol göz cehenneme gidileceğini gösterirmiş. 1940-1970 yılları arasında(kesin bilinmiyor) bu iş yasaklanmış;şimdilerde Zerdüştler de kulelerin yakınındaki yerlere gömülüp toprağı kirletiyorlarmış.

Yezd İsfahan-Şiraz yolu üzerinde bir çöl şehri. Dünyanın en eski şehirlerinden ve kerpiç yapılar halen muhafaza ediliyor. Çölde olması nedeniyle yazları çok sıcak geçiyor. Biz gittiğimizde de  çok sıcaktı. Şehir meydanında Emir Çakmak Camisi daha doğrusu Külliyesi var. Burada her yıl taziye adı verilen yas tutma törenleri yapılıyor.İmam Hüseyin ,Muharrem ayının 10. günü şehit edildiğinden, bu olayın yası her yıl tutulmaktadır. Caminin bahçesinde 10 metre yüksekliğinde ve ağaçtan yapılma “Nakhni” denilen bir araç İmam Hüseyin’in tabutunu sembolize etmektedir. Muharrem ayında bu araç üstü arapça yazılarlar süslenmiş bir örtü ile örtülmektedir. Bu aracı süslemek için kılıçlar, hançer ve kamalar, meyveler,gelin telleri asılmaktadır.Tören sırasında ağıtlar yakılır,insanlar duygularını ağlayarak veya daha ağır şekillerde ifade ederler. Bu araç meydanda üç tur attırıldıktan sonra bir kenara çekilerek ertesi yıla kadar orada durur.

Emir Çakmak Kompleksi ise 14.yüzyıldan kalma bir yapı.Ön yüzünde bulunan bir çok kubbe ve kemerleri çinilerle kaplanmış 4 eyvanlı muazzam bir yapı. Giriş kapısının tavanındaki hat yazıları çok estetik. Binayı yaptıran kişi o zamanın valisi Emir Celaleddin Çakmak’ın karısı Bibi Fatıma Hatun’dur. Camideki mihrap mermerden yapılmış olup etrafındaki çinilerde Kur’anı Kerimden ayetler görülmektedir. Konpleksin dışında biletle inilen su müzesinde ise o devirde içme suyu ve sulama suyu elde etmek için kullanılan”kanat” lar görülmektedir.50 metreye kadar inildikçe hava serinlemektedir.

Bu meydanın üç tarafında tarihi Yezd Çarşısı var. Buralarda hediyelik eşya mağazaları ve kafeler, lokantalar, tatlıcı dükkanları var. Meydanın ortasında kocaman bir” Yezd” yazısı görülüyor. Yezd dediğim gibi bir çöl şehri. Evler, dükkanlar, herşey çöl renginde. Sıvasız kerpiç evler asırlardır hiç bozulmadan duruyor. Burada her yerde gördüğümüz göğe uzanan bacalar ilgimizi çekti. Bunlar doğal klima görevini gören bacalarmış.Rüzgarı içeri çekip soğutarak evlerin içine veriyormuş. Adına “badgir” deniliyor.Bir de ayrıca suyun kendi kendine soğumasını sağlayan kümbetler yapmışlar.

En yüksek badgirin bulunduğu Bagh-e Devlet Abad a gidiyoruz.  Bu komplekse girmek için ayrıca bilet almak gerekmektedir. 1750 yılında Zend’li Kerim Han tarafından ev olarak yaptırılmıştır. Etrafı kerpiçten kale şeklinde çevrilmiş bir bahçenin içinde tarihi bir evden ibarettir. Binanın içi kafes işi kaplamalar ve renkli camlarla yapılmış dekorlarla kaplıdır. Ancak 33 metre yükseklikte rüzgar kulesiyle ilgi çekmektedir. Bahçesi ağaç ve çiçeklerle süslenmiştir.

Burayı da gezdikten sonra Cuma mescidine gidiyoruz. Ancak mescide giden yol trafiğe kapatıldığından arabayı yolun başına parkettik. Yolun iki tarafında hediyelik eşya dükkanları bulunmaktadır.Bende buradaki bir seramik mağazasından üzerinde kuş figürü bulunan küçük taslar aldım.1365 yılında yapılan bu cami bir çok dönemleri yansıtmaktadır.Minareleri 48 metre yükseklikte olup İran’ın en yüksek minareleridir. Yolun bitiminde ve yolu kesen bu cami bütün ihtişamıyla karşımıza çıktı.Caminin minareleri mavi çinilerle kaplı olup olağanüstü güzel desenlerle bezenmiştir. Mahya’nın aldığı eşarpta da bu desenler vardı. Biz de bu eşarpla o desenlerle yapılmış çinilerin süslediği minarelerin önünde resim çekildik.

Bu mavi renk, çevredeki çöl renkli binalar ile ilginç bir kontrast oluşturmaktadır. Binanın içinde uzun ve geniş bir bahçeyle ulaşılan bir eyvan bulunmaktadır. Bu eyvanda bulunan üzeri mozaik kaplı kubbe ve mozaiklerle kaplı fayans türünün en güzel örneklerindendir. Camide bir kütüphane kurulmuş ve burada çok eski ve değerli el yazması eserler sergilenmektedir. Burada eskiden bir zerdüşt tapınağı olduğu ve sonradan camiye çevrildiği de söylenmektedir.

Cuma Camisinde her cuma çöpçatanlık uygulaması yapılıyormuş. Bekar hanımlar çarşaflarına asma kilt takılı halde minareye çıkıp anahtarını aşağıya atarlarmış. Anahtarı alıp kilidi açan erkek te tanışmak amacı ile hanıma tatlı ısmarlarmış. Bu gelenek halen sürüyormuş. Biz gittiğimizde günlerden cumartesi olduğundan ne yazık ki göremedik.

Bu arada Cuma Camisi yolunda harika bir lokantada kebap yedik. Resimler çektik. Yorgun argın otele döndük.

Kum Mollalar Şehri

Kum

11 Eylül 2018 Salı

Akşam üzeri Tahran’dan yola çıktık.Kum Şehri Tahran’a yakın bir şehir. Yaklaşık 140-150 km. uzaklıkta.Yol üzerinde sağ tarafta yani geliş yolu üzerinde İmam Humeyni Türbesinin olduğu kompleksin karşısında durarak resim çektik. Yol boyunca karpuzcular sıralanmış.İçi sarı karpuz satıyorlar. Biz 2 adet aldık. Çok iyi oldu .Gittiğimiz restoranlarda  her seferinde yarısını kestirerek yedik. Karpuzlar harikaydı.

Kum’da kaldığımız otelin adı. Mahan Otel. Biz tabii Muharrem ayında gittiğimiz için otel tıklım tıklım Iraklılar ile doluydu.Hanımların hepsi kara çarşaflıydı. Kerbela’dan aşure kutlamaları için gelmişler. Otelin çay salonunda bol bol sohbet etme imkanı bulduk. Tabii İngilizce.Oda üç kişilikti. Mahya’ya da bizimle kalabileceğini söyledik ve kaldı. Gece İstanbul’da tanıştığımız Kum’lu Celili bey ile hep beraber yemeğe gittik. Kum çok güzel ve düzenli bir şehir. Geniş caddeleri alışveriş yapılan mağazaları, modern restoranları ile bir Avrupa şehrini aratmıyor.Gece her yer ışıl ışıl idi.

12 Eylül 2018 Çarşamba

Mahan Otelde kahvaltıdan sonra Hz.Masume Türbesine gittik. Bu şehri önemli kılan Hz.Masume türbesinin burada olması.Bu açıdan Şii dünyasının en önemli dini merkezi olarak kabul görüyor. Hz. Muhammed(sav) Ehl-i Beytinden olan ve Şiilik İnancına göre 12 imamdan İmam Rıza’nın kız kardeşi Hz. Masume’nin kabrinin burada olması Kum Şehrini Şiiler açısından kutsal saymıştır. Kum şehri dini merkez sayılması nedeni ile burada birçok dini okullar, üniversiteler açılmasına sebep olmuştur. Komplekse büyük  bir avludan geçerek giriliyor. Avluda bir de  su içmek için çeşme yapılmış. İçerde türbenin olduğu yerde resim çekmek yasak. İçerisi çok kalabalık. Ben yasak olmasına rağmen birkaç poz çekebildim.İçeri girerken sıkı bir kontrol var. Çantanızın içine kadar arıyorlar.Üstümü arayan hanımlar Türk olduğumu öğrenince bana çok iyi davrandılar.Avluda herkes çarşaflıydı. Zaten buraya çarşafsız girilmiyor. Mahya da bana ninesinin çarşafını getirmiş. Bunu düşündüğü için kendisine teşekkür ederim. Kompleksin dışında bir sürü dükkan var. Hepsi hediyelik eşya satıyorlar. Bir dükkanda Azeri sahipleri  ile sohbet ettik. Daha sonra Cemkeran Camisine gittik. Mahya bizi iki saat sonra geleceğini söyleyerek bıraktı.

Cemkeran Camisi Kum’da mutlaka görülmesi gereken muazzam bir kompleks. Burası inanışa göre kıyamet öncesi geleceğine inanılan Hz.Mehdi(A.S) adına yaptırılmıştır. Hz. Masume türbesine yarım saat uzaklıktadır.  Cami çok büyük bir avlunun içinde yer almaktadır. Hatta içinde ring seferi yapan treyler çalışmaktadır.Şu anda restore devam etmektedir. Avluya kadınlar ve erkekler ayrı kapılardan girmektedirler. Ama kapıdan girilince avlu müşterekti. Mehdinin salı günü çıkacağına inanıldığından cami salı günleri çok kalabalık oluyormuş. Biz  gittiğimizde günlerden çarşamba olduğundan cami çok tenha idi.Avluda çok sayıda minare bulunuyor.En yüksek minare 85 metre yüksekliğinde  camide 2 adette kubbe bulunuyor.Verilen saatte kapıda Mahya ile buluştuk. İsfahan’a doğru yola çıktık.

Karakol Şehri ve Dungan Müslümanları Kırgızistan

Karakol Şehri

4 Temmuz Çarşamba 2018

Çin sınırına yakın bir noktada bulunan Karakol Şehri çivisiz yapılan Dungan Mescidi ve Dungan Kilisesi ile önem kazanmış. Kırgızistan’ın doğu ucunda olmasına rağmen sırf bu eserleri görmek için turist akınına uğruyor. Biz de giderken bu kadar uzun yola değer mi diye düşünürken dönüşte iyi ki gelmişiz dedik. Karakol şehri küçük ve henüz gelişmemiş. Konaklama imkanları kısıtlı. Bizde internetten otel araştırırken çok zorlandık. Neyse Canat Pansiyonda kalacağız. Bahçe içinde .İkinci kattaki odaları düzenlemişler. Her odada tuvalet ve banyo var. Ortadaki salonda ise büyük bir masa ve TV var. Gidince bize hemen çay yapıp peynir ekmek getirdiler. Ev sahibi hanım, beyi iki çocukları ile çok ilgilendiler. 13 dolar ödedik. Sabah kahvaltıda yumurta, salatalık, tereyağı, peynir ve bal vardı. Kahvaltıyı çok beğendik. Yan odada da İsveç’ten kayağa gelmiş bir çift kalıyordu. Onlarla da sohbet ettik.

Sonra yürüyerek ki çok uzakmış Dungan Mescidini görmeye gittik Kapıda imam bizi karşıladı. Kendisi Kahire ve İstanbul’da tahsil görmüş. Bize buranın geçmiş tarihini anlattı. Asıl adı İbrahim Hacı Camisi, Dunganlar(Çin kökenli Müslümanlar) tarafından inşa edildiği için Dungan Mescidi olarak tanınıyor. Dunganlar, başarısız  Dungan isyanı neticesinde 1877 yılında Çin’den kaçarak Karakol şehrine sığınmışlar. Şehirdeki cami ihtiyacı için Çinli mimar Ju-Si Çin’den davet edilmiş. Caminin en büyük özelliği hiçbir çivi ve metal kullanılmadan sadece ahşaptan(Tanrı Dağlarında yetişen köknar, karaağaç, kavak ve ceviz ağaçları kullanılarak) yapılmış olması.  Ahşap kısımlarının hazırlanması 3 yıl, caminin kurulumu ise 3 ayda tamamlanmıştır. Mescidin yan tarafında yer alan minare de tamamen ahşaptan yapılmıştır. Bu eseri Türkiye adına TİKA onarmıştır. Tuvaletleri çok beğendik.

Yalnız girişe daha önem verilerek Rus Ortodoks Dungan Kilisesi gibi çiçeklerle donatılmalıdır. Daha sonra camide tanıştığımız bir bey bizi arabasıyla Dungan Kilisesine götürdü. Kilise de çok ihtişamlı ve aynı tarzda çivisiz ve ahşap yapılmış. Bahçesinde yetiştirilen güller harikaydı. Ondan sonra “şırdak” denilen keçeden yapılmış kilim almak için dolaştık. Fakat bulamadık. Canat Pansiyona dönerek eşyalarımızı aldık ve minibüsle Bişkek’e doğru yola çıktık. Dönüş yolculuğumuz 5 saat sürdü. Bakai otele geldik. Valizleri bırakıp 50 metre ilerdeki Kırgız Restoranında yemek yedik.Yemekler çok güzel.  Kebaplar harika. Fiyatlar harika.

 

 

Ürdün Amman Jordan

İstanbul Amman

9 Kasım 2017 Perşembe

Sabah saat 7.00 de evden çıktık. E-3 nolu otobüs ile Saw Havaalanına geldik.11.25 uçağı ile Ankara aktarmalı olarak 15.40 ta Amman Havaalanına indik. Daha evvel anlaştığımız GOLDEN GATE TOURS  firmasının  elemanı bizi havaalanında bekleyecekti. Ancak kimseyi göremedik. Havaalanında sağa sola bakınırken yanımıza yaklaşan  adının sonradan Kubilay Kaymaz olduğunu öğrendiğimiz genç bize yardım edebileceğini söyledi. Biz de firmanın telefonunu verdik. Telefon etti ve bizi almak için yolda olduklarını söylediler.  10 dakika sonra Bassam adlı şoför geldi ve özür diledi. Tur şirketinin ofisine gittik. Onlara götürdüğümüz hediyeleri verdik. Onlarda bize kahve ve kuru pasta ikram ettiler.

Çıktığımızda hava kararmak üzereydi. Şoföre bizi bir lokantaya götürmesini söyledik. O da bizi Amman’ın en meşhur lokantalarından Tavaheen Al Hawa adlı çok lüks bir yere bıraktı. Lokantanın ortası çadır şeklinde yapılmış,loş ışıklı, fıskıyeli,sutün başlıkları ile dekore edilmiş enteresan bir yerdi. Yalnız bayağı pahalı bir yerdi. İki kişi 22.04 Dinar ödedik. Sadece iki şiş, iki ayran. Oceon adlı otele gelmek için taksiye de 3 dinar ödedik. 1 dinar bizim paramızla 5,5 Tl.

Otele döndüğümüzde bayağı yorgunduk. Hemen odamıza çıkıp yattık.

 

 

 

 

Bardo Müzesi Tunus

11 Şubat 2014 Salı(2. Gün)

Kartaca Harabelerini gezdikten sonra trenle başşehir Tunus’a döndük. Çünkü Bardo Milli Müzesi tamamen ters yöndeymiş.Taksi ile Barcelona adlı başka bir tren istasyonuna gittik.Tren bizi kısa zamanda müze yakınlarına getirdi.Genç bir Tunus’lu kız da bizi istasyondan müzeye kadar getirdi.

13. yüzyılda Hafsid Hanedanlığı tarafından inşa ettirilen büyük bir saray içinde yer alan müzede antik Yunan, Roma ve İslam akımı dönemlerine ait tarihi eserler bulunmaktadır. Dünyanın en olağanüstü Roma mozaik koleksiyonu bu müzededir. Tanrı heykelleri sergilenmektedir. Eskilerde bazı bölümler Tunus beylerinin sarayları olarak kullanılmıştır. Bu bölümlerde Osmanlı motifleri görülmektedir.

Akşama kadar ancak gezebildiğimiz müzeden çıkarak trenle başşehir Tunus’a döndük.

Dış Mekân

Evinizin dışındaki alan içeriye açılan bir penceredir. Onu temiz ve çekici tutmak göze hoş gelir. Bahçenizin bir kaos alanına dönmesini önleme için çimenlerden bitkilere, bahçe mobilyasına kadar her şey temiz ve düzenli olmalıdır. Birinin evine gittiğinizde çimenlerin üzerini kaplamış yapraklar, park alanının ortasında su akıtan bir hortum görmek pek hoş olmasa gerek. Kendi bahçenizin de aynı şekilde olmasına izin vermeyin.

Evinizin dışını temiz ve düzenli tutmak için bir plan yapmak önemlidir. Bu haftalık bir temizlik olabilir. Bahçe mobilyası, garaj ve çimenlere kadar her şey tertemiz olmalıdır.

Dış mekân mobilyasının temizliği

İçeridekiler gibi dışarıda kullandığınız mobilyalara da eşit şekilde özen göstermek gerekir. Genellikle dış mekân mobilyasının temizliği baharın başına başlar. Ahşap, kumaş, işlenmiş metal, çelik ve hatta alüminyum gibi çeşitli malzemelerden yapılan dış mekân mobilyası, türüne göre gerekli yöntemle temizlenmelidir.

Ahşap mobilya temizlemeyi kolaylaştıracak dış mekân cilasıyla boyanmalıdır. O zaman mobilya sabunlu suyla yıkanıp daha sonra durulanabilir. Sedir ve Hint meşesinden yapılan mobilya kış süresince içeride saklanmalıdır. Söğütten yapılmış dış mekân mobilyaları su ile kolayca temizlenebilirler. Ayrıca yüzeyini temizlemek için sabun da kullanabilirsiniz. Ancak durulamayı ve daha sonra kurulamayı unutmayın, parlatmak ve su geçirmesini önlemek için mumlayın. Akrilik yastıklar mobilyayı temizlemeden önce çıkarılmalıdır. Spotlar sabunlu su ve süngerle temizlenebilir. Küf lekelerini çıkarmak için yastıkları deterjanlı suda bekletin, ya da sıvıyı üzerlerine sıkın.

Alüminyum çelik çerçeveler ve işlenmiş metal mobilyalar, su ve sabunla temizlenmelidir. Modern metal çerçeveler bozulmaya karşı dayanıklı olsalar da, elinizde böyle dayanıklı olanlar bulunmuyorsa, bunlar temizlenmeli ya da mumlanmalıdır.

Kullanılıyor da olsalar kaldırılsalar da büyük bahçe şemsiyeleri ve kamelyalara da bakım yapmak gerekir. Bunları yumuşak fırça ve sabunlu su yardımıyla silebilirsiniz.

Garaj ve kulübe/baraka

Kulübeyi temizleyin ve zaman içinde biriken tüm çöpleri boşaltın. Aydınlatmayı kontrol edin ve ampulleri, lambaları değiştirin. Ayrıca ihtiyaç duyduğunuzda bulmayı kolaylaştırmak için alet ve gereçleri alet kutusuna yerleştirin.

Bahçe ve çimenlik

Dış mekânın temizliğinin büyük bir kısmı bahar mevsiminde yapıldığı için, çimenlik ilk akla gelen yerdir. Düzenli olarak çimleri biçip, zararlı otları temizleyerek bahçeye çeki düzen verin. Bahçe bitkilerini sulayın, zararlı bitkilerden temizleyin ve gübreleyin.

Kuş yuvaları

Kuş yuvalarının temizlenmesi çok önemlidir. Aksi takdirde sağlıksız olurlar ve çevreye kötü kokuların yayılmasına neden olurlar. Kuşlar titizlik konusunda genellikle titizdirler ve kirli yerlerde yıkanıp beslenmezler. Kuşların tüm öteberileri çok güçlü bir kokusu olmayan hafif bir deterjanla kolayca temizlenebilir.

Dış mekân eşyalarını temizlemede ipuçları

  • Ahşaptan yağ lekesini çıkarma: Yağ lekelerini tuz ruhu ya da neftle yıkayın. Ahşabı ara sıra boya incelticiyle cilalayın. Tamamına uygulamadan önce, küçük bir alanda denemeniz iyi bir fikir olabilir.
  • Verniklenmiş pirinç ışıklar: Eşit miktarda tuz, un ve sirkeyi macun haline getirin. Pirincin üzerine kalın bir tabaka halinde bu macunu yaydıktan sonra, kurumasını bekleyin ve durulayın. Ya da yarım limonla ovup, soğuk suyla durulayabilirsiniz.

Oluk temizliği: Oluktaki tüm yaprak ve yıkıntıları ufak bir süpürgeyle temizleyin. Kalan çöpü akıtmak için bir hortum kullanın. Kurtulması çok zor olan çamur ve pisliği çıkarmak için sıcak sudan faydalanın. Sivri kısımlar elinizi yaralayabileceği için oluğu temizlerken eldiven giymeyi unutmayın. Yüksek basınçlı hortum kullanırken dikkatli olun. Bu alüminyuma zarar verebileceği gibi boyasının çıkmasına da neden olabilir.

Mangal: Mangalı sonraki kullanımlar için temizleyip kurulayın. Hardal, yağ, sos vs. lekelerini çıkarmak için marketlerde çok amaçlı temizleyiciler mevcuttur.

Çimenlik ailedeki herkesin favori mekânıdır. Çocuklar ve hayvanlar oyun alanı olarak kullanırlar. Yaşlı insanlar güneşli günlerde burada dinlenmekten hoşlanırlar. Aynı zamanda bahçeniz mangal partileri için de kullanılır. Tüm dışarıdaki alan aile için bir piknik yeri gibidir. Bu yüzden, hoş bir ortam yaratmak için dış mekânın temizliğine önem verilmelidir. Öyle ki, dışarıda olmak dört duvar arasında kalmaktan daha zevklidir.