Güneydoğu Asya’nın Kalbi Malezya Kuala Lumpur

9 Şubat 2016 Salı

Malayca ‘da” çamurlu kavşak” anlamına gelen adıyla Malezya’nın göz kamaştırıcı başkenti Kuala Lumpur, Asya’nın en enteresan şehirlerinden biri. Kuala Lumpur pek çok dini ve kültürü birleştirmiş.

Kuala Lumpur’da yapılacak ve görülecek çok şey var. Şehir, mimari şaheserler, peyzajlı parklar, savaş öncesi binalar ve pek çok çekiciliği barındırır. Ulaşım ağları ile her yere kolayca ulaşılır.

THY ile 9 saatte KL’ye uçtuk. Uçakta tanıştığımız ve KL’de doktora yapan Mustafa Bey bize Malezya hakkında bilgi verdi. Havaalanından şehre giden tren biletleri 55 ringite çıkmış. 2 kişi 110 ringit tuttuğundan bize taksi ile gitmemizi tavsiye etti. Biz de otele kadar 102 ringite saatli taksi ile geldik. Ancak pazarlık ederek 70-80 ringite de gelebilirmişiz.” Ancasa Hotel and spa” adlı otelimizde 12 katta kaldık. Pencereden Petronas ikiz Kuleleri ve KL TV. Kulesi görünüyordu.Chine Town ise otelin hemen yanı başındaydı.

Valizlerimizi odamıza bırakarak Çin sokak lokantalarının bulunduğu Chine Town ve Çin hediyelik eşyalarının satıldığı Petaling Street’i gezdik. Aynı zamanda pek çok masaj salonu vardı.İnsanlar masaj yaptırmak için sıra bekliyorlar.Ben de 50 ringit(12,5 dolar veya 40 TL) vererek 45 dakika ayak ve sırt masajı yaptırdım.

Daha sonra otele döndük.Malezya yemekleri çok değişik.Bizim kültürümüze hiç uymuyor. Çok baharatlı ve soslu.Dolayısıyla orada aç kalmamak için buradan konserve ve kepekli ekmek götürmüştük. Akşam yemeğini odamızda yedik.

10 Şubat 2016 Çarşamba

Sabah 7.30 da kahvaltı salonuna gittik.Ancak bize uygun olarak sadece yumurta,salatalık , kepekli ekmek ,çay veya süt vardı. Yani bizim gibi kahvaltı kültürleri de yok. Onlar sabahleyin yemek yiyiyorlar.İyi ki zeytin, peynir götürmüşüz.8 gün kendi götürdüğümüz zeytin ve peynir ile idare ettik. Allahtan ekmekleri var.Daha evvel gittiğimiz bazı ülkelerde o da yoktu.Yalnız Malezya’da meyve çok bol.Şekeriniz yoksa bol bol meyve yiyebilirsiniz.

Daha sonra bir durak ötede Pasar Seni’de bulunan Geo Hotel’in önünden kalkan “Hop On Hop off”denilen üstü açık turist otobüsüne 24 saatlik bilet aldık.(45X2=90RM)
24 saat içinde istediğiniz yerlerde inip bir sonraki otobüse binebiliyorsunuz.

SRİ Maha Mariamman Temple denilen içi ve dışı çok süslü meşhur Hin Tapınağında düğüne rastladık. Gelin-damat ve ailesiyle resimler çekildik. Bizdeki camilerde olduğu gibi onların tapınaklarında da ayakkabı çıkarılıyor. Sari denilen kıyafetleri ve takıları çok güzel,gözalıcı renklerde. Bu çarpıcı Hindu tapınağı ülkenin en eski ve tapınaklarındandır.Kapı kulesi 22 metre yükseklikte ve revak Hindu tanrılarının ustalıklı oyma tasvirleri ile donatılmıştır. Hindu tanrıları arasında altın ve değerli taşlarla süslü tanrıça Sri Maha daha da göz kamaştırıcıdır.

Malezya Kralının resmi ikametgahı olan Istana Negara, geleneksel Malay ve İslam sanatının birleştirildiği bir yapı olup eski sarayın yerine 2011 yılında resmi saray olarak ilan edilmiş.

Milli Sultanlık Sarayı’nın(Istana Negara) kapısı kapalı içerisi gezilmiyor. Kapının iki tarafında atlı iki asker bekliyor.Arada çıkıp gösteri yapıyorlar.Malezya Turizm bürosunun önünden geçerken otobüsümüzü durdurup bize” hoş geldiniz “dediler ve mandalina ikramında bulunup tek tek elimizi sıktılar.Merdeka Özgürlük Meydanı, Sultan Abdul Samed Binası,Kuş Parkı, Orkide Bahçesi, Chine Town,dünyanın en uzun 7.kulesi olan 421 metre yüksekliğindekiKL TV Kulesi, Central Market denilen Kapalıçarşı,
Pasar Seni(Açık pazar),Bukit Bintang(Bağdat Caddesi gibi meşhur markaların bulunduğu cadde),Jamek MosQue denilen büyük cami. Caminin minareleri çok güzel, ancak etrafında inşaat var. Caminin dışardan görüntülenmesi mümkün olmadı.

Akşam 20.00 Petronas ikiz kulelerinin bahçesinde yapılan su ve ışık gösterilerini seyretmeye gittik.4519 metre yükseklikte,tüm ihtişamıyla duran kuleler modern Malezya’nın dünyaca bilinen simgesidir. Sadece cam ve metalden oluşan bu yapının,alt katları alışveriş merkezi, üst katları oteldir. İki kule birbirine bir bağlantı köprüsü ile bağlıdır. Işık ve su gösterisi bir saat sürdü ve çok kalabalıktı.Geç vakitte otelimize döndük.

Güney Mısır Luksor Tapınakları

10 Mayıs 2015 Pazar

Karnak Tapınaklarını gezdikten sonra Luksor’a döndük. Bir lokantada bumbar dolması ve pilav yedik. Faytonla şehri ve papirüs imalathanelerini gezdik. Daha sonra Luksor Tapınaklarına gittik.

Karnak tapınaklarına göre daha küçük bir sahada olduğu görülmektedir.
Mısır’ın en zarif tarihi eserlerine sahip Luksor, Mısır’da Abidos’tan sonra en eski ikinci şehirdir.

Luksor Tapınaklarını da gezdikten sonra faytonla şehri ikinci defa dolaşarak otelimize döndük. Sabah 4 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Hurghada’ya geçip oradan Türkiye’ye uçacağız. Kızıldeniz kıyısındaki Hurghada, İstanbul’a iki saat uzaklıkta bir sahil şehri. Böylece Mısır gezimizi burada sonlandırıyorum. Herkesin Mısır’ı kuzeyden güneye gezmesini tavsiye ediyorum.

Güney Mısır Philae ve Karnak Tapınakları

9 Mayıs 2015 Cumartesi

Aswan’dan bir taksi ile Nil Nehrinin iki kıyısındaki en önemli tapınakları gezmek üzere 400 LE ye anlaştık.Gelirken önce yolumuz üzerindeki Philae Tapınaklarına uğradık.
Yunanca”son” anlamına gelen Philae, Antik Mısır’ın güney sınırını işaret ediyordu.Aswan Şehrinde yer alan tapınak, ölüm tanrısı Osiris’in eşi, gök tanrısı Horus’un annesi tanrıça İsis’e adanmış. Bu önemli tapınak, 1960 yıllarında su altında kalacağı için Unesco ve Mısır hükümeti tarafından biraz öteye taşınmıştır. Ancak Nil Nehri’nin üstünde bir adacıkta olduğundan ulaşım sadece teknelerle sağlanmaktadır.
Daha sonra Edfu ve Kom Ombo tapınaklarını gezerek resimler çektik.

Köy yollarında köylüler hurma satıyorlardı. Ağaçlardan toplanan hurmalar son derece sertti. Ucuza satılan hurmalardan satın aldık. Akşam üzere Luksor’daki otelimize geldik.

10 Mayıs 2015 Pazar

Sabah 7.00 de taksiye binerek ve 10 LE ödeyerek Luksor ‘un 2,5 km.kuzeyinde bulunan Karnak Tapınaklarına geldik. İçeri girmek için 80 LE ye bilet alınıyor.
800 metre genişliğinde ve 1,5 km. uzunluğu ile 61 dönümlük bir araziye yayılan dünyanın en büyük açık hava müzesidir. Yeni krallık döneminin 9. Firavunu 3.Amenhotep tarafından,eski Mısır Tanrılarının en büyüğü Amon Ra adına M.Ö X1V yüzyılda inşa edilmiştir.Daha sonraları Tutankamon, 2.Ramses, Büyük İskender, Roma ve Arap Müslümanları çeşitli eklemeler yapmışlardır.

Tapınağa 24 metre yükseklikte bir pilondan giriliyor. Tahtta oturan 2 heykel, girişin iki yönünde görülmektedir. Avluda Teb üçlüsü bir tapınak ve Ebu Al Haggag camisi yer alıyor. Güney yönüne sapıldığında papirüs başlıklı 52 metre yüksekliğinde çift sıralı 14 devasa sütundan 2.büyük avluya geçilir. Buradan da 32 sütunlu Hipostil hole geçilir. Bundan sonraki kısımlarda III.Amenhotep ve Büyük İskender’e ait bir çok dar ve karanlık kutsal mekanlar bulunur. Amon Ra teknesi bu mekanda bir süre bekletilirdi.
Öğleye kadar Karnak Tapınaklarını gezdikten sonra Luksor Şehrine dönerek Şehrin ortasındaki Luksor Tapınaklarına gittik.

Mısır Aswan Ebu Simbel

7 Mayıs 2015 Perşembe
Sabah 5.00 te kakıp 6.20 de Kahire’deki otelimizden ayrıldık.8.20 treni ile Gize tren istasyonundan 1.sınıf bilet ile Mısır’ın güneyinde bulunan Aswan şehrine gideceğiz.15 saat yolculuktan sonra 22.30 da Aswan’a gelebildik. Trenler çok eski ve bakımsız. Giderken trenin her tarafından sesler geliyor. Yolcu çok fazla. Ancak 1. sınıf kompartımanlar pahalı olduğundan revaçta değil. Dolayısıyla rahat yolculuk yaptık. Nil Nehri kenarında bulunan Helnan Aswan adlı otelimiz 5 yıldızlı.Balkondan Nil Nehrinin gece manzarası pek hoş. Sabah kahvaltısını yaparken Nil Nehrinde arka arkaya hareket etmiş tur gemilerini seyretmeye doyamadık.

Ebu Simbel tapınaklarına gitmek için taksi(15 LE)ile otobüs garajına geldik. Aswan Şehrinden Ebu Simbel’e kara otobüs yolculuğu 4 saat sürüyor.Ebu Simbel Mısır’ın güneyinde Nasır Gölü’ne(High Dam) yakın ufak bir Nubian köyü. Nubian demek Mısır’ın yerli halkı demek. Köy tam Sudan sınırında. Sudan’a geçmek üzere bekleyen bir sürü tır gördük.

Ebu Simbel tapınaklarına girmek için kişi başı 115 LE ödedik. Nil Nehrinin batı kıyısında inşa edilen Ebu Sibel tapınakları, Mısır’ın en çok tanınan antik tapınaklarıdır. Ramses 2,Nubya da denilen buradaki isyanları bastırmak için yaptığı sefer esnasında bir fili takip ederek Ebu Simbel’e ulaşır.M.Ö.1303-1213 yıllarında Ramses2 tarafından bir dağın içi oyularak yapılmış iki tapınak vardır. Büyük tapınak 20 yılda yapılmış olup kapısının 2 tarafında 4 adet 21 metre yükseklikte oturmuş Ramses 2 heykelleri görülmektedir. Küçük tapınak Kraliçe Nefertiti ve tanrıça Hathora adanmıştır. Bu tapınakların yapılma nedeni Ramses2’nin düşman olduğu Sudan’a ne kadar güçlü olduğunu göstermek ve Kraliçe Nefertiti’ye duyduğu aşktır. Aswan Barajı(High Dam)inşa edilirken bu iki tapınak 1960 yıllarında 42.000.000 dolar maliyetle 5 yılda yeni yerlerine taşınmıştır. Taşlar taşınırken yüzlerindeki ifadelerin değişmemesi için estetik cerrahların dahi fikirleri alınarak son derece hassas davranılmıştır. Tapınağın içinde resim çekmek yasak. Ancak bize müsaade ettiler. Köyün içindeki balık lokantasında nefis bir balık yedik. Saat 20.00 de tekrar 4 saat yolculuktan sonra Aswan’daki otelimize gelebildik.

Kahire Kalesi ve Citadel Seladin

5 Mayıs2016 Çarşamba-Perşembe
Sabah kahvaltısından sonra minibüsle Gize metrosuna geldik. Metrodan Ataba’da inerek tekrar 1 mısır poundu vererek bindiğimiz taksi ile İbni Tulun Camisine geldik.
Mısır başkenti Kahire’de İslami eserlerin yoğunlaştığı bölge İbni Tulun Meydanı ve civarı. Burada bir yandan günlük hayat akarken, diğer yandan İslam Mimarisi yerli yerinde duruyor.9.Yüzyılın sonlarında Mısır’ı yöneten İbni Tulun Hanedanı’nın kurucusu İbni Tulun adını taşıyan caminin restorasyonu yapılıyordu. Cuma dışındaki günlerde gezmek serbest. Minaresine çıkamadık ama güvenlik görevlisi bizi benzersiz şehir manzarasını görebileceğimiz başka bir yere çıkardı.1 Dolar bahşiş verdik. İbni Tulun meydanının hemen yanında Kapalıçarşı’yı andıran ünlü El Halil Çarşısında öğle yemeği olarak 150 Mısır Pounduna 1 kg.etten yapılan kebap yedik. Ayrıca suya 10 pound ödedik.
El Halil Çarşısı çok büyük ve çoğu esnaf birkaç kelimede olsa Türkçe biliyor. Çarşının yakınlarında bulunan Hüseyin ve El Ezher Camilerini gezerek önündeki parkta dinlendik.
Daha sonra Citadel Seladin denilen Kahire Kalesine doğru yola çıktık.
Kahire Kalesi Kahire’ye hakim bir tepede bulunmaktadır. Kalenin içinde bulunan Muhammet(Mehmet)Ali Paşa Camisinin yapımına Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanında1830 yılında başlanmış, 1848 yılında Mısır Hidivi olan Abbas Hilmi Paşa zamanında bitirilmiştir. Mimarı ise Boşnak Yusuf’tur. Mimari açıdan Ayasofya’ya benzemektedir. Caminin iç kısmında yer alan süslemeler ve avizeler göz alıcı güzelliktedir. Cami avlusundan Kahire’yi yukarıdan seyretmek ayrı güzelliktedir.

Kahire Kalesinin yapımına 12.Yüzyılda Eyyubi Hanedanı’nın kurucusu Selahattin Eyyubi zamanında başlanmış olup Osmanlı Devleti zamanında bitirilmiştir.
Kalede Askeri Müze,Polis Müzesi, Kraliyet Arabaları Müzesi ve El Gawhara Sarayı harabeleri bulunmaktadır.

Mehmet Ali Paşa Camisinde tanıştığımız Kahire’li kızlarla Nil Nehrinde tekne turu yaptık. Kişi başı 6 Mısır Poundu ödedik. Gece 20.30 da otelimize döndük.

Mısır Gezisi Kahire

KAHİRE:
4 Mayıs 2015 Pazartesi
Otobüsümüz gece Sina Yarımadasını(Sinai Peninsula) Süveyş Kanalının altındaki tünelden geçerek sabaha karşı Kahire Otogarına vardı. Bizi Kahire’de gezdirecek olan rehberimiz arabası ile karşıladı. Önce mumyaların içinde olduğu Kahire Milli Müzesine gittik. Tahrir Meydanındaki müzeye giriş ücreti 75 Mısır Poundu idi.

Kahire Müzesi dünyanın en değerli antik Mısır hazinelerine sahip. Yaklaşık 120 bin civarında eser bulunan müzeyi rehberimiz eşliğinde ancak en önemlilerine kısa bir zaman ayırarak gezebildik. Firavunların mumyaları özel bir bölümde 100 Mısır Poundu karşılığında görülüyor. 2 odadan birinde Ramses,4.Ramses,1. Seti, Tutmosis’in; diğerinde Ramses’in çocukları ve karılarının mumyaları bulunuyor.

Tutankamon bölümünde 1700 parça altın eşya, lahdi ve mücevherleri bulunuyor. Tutankamon 9 yaşında firavun olmuş ve 19 yaşında ölmüş. Müzenin ikinci katında Tutankamon’un mezarından çıkan hazineler var.Mumyası Luksor’da Krallar Vadisindedir. Kahire’deki müzede mumyanın içinde bulunduğu iç içe geçmiş 3 lahit görülmektedir.En içteki som altından yapılmış olup 170 ton ağırlığındaymış. İkinci lahit tahtadan olup altın kaplama ve cam parçaları ile süslenmiş. Üçüncü lahit ağaçtan yapılmış, üzeri altın yapraklar ve değerli taşlarla süslenmiş. Yanında ise iç organlarının bulunduğu küçük bir sandık görülüyor.

Müze gerçekten muazzam. Çok fazla eser var. Birkaç günde ancak gezilebilir. Daha sonra Giza Piramitlerine doğru yola çıkıyoruz.

Mısır Piramitleri dünyadaki anıt mezarların en büyükleri ve en eskileridir. Bu piramitler firavunların mumyalarını, hazinelerini ve değerli eşyalarını saklamak için yapılmışlardır.

Keops piramidi ilk yapıldığında146 metreymiş. Bu gün ise yüksekliği 138 metredir. Her blok taş 10-15 ton ağırlığında olup 201 sıra halinde dizilmiştir. Blok taşlar aşağılarda 1,5 metre yüksekliğinde olup yukarılarda yarım metreye iniyor. Yaklaşık 2 milyon 600 bin taş blok kullanılmıştır. 100 bin işçi çalışarak 20 yılda bitirilmiştir.

Giza’daki piramitler Keops-Kefren ve Mikerinos adlı firavunlar için M.Ö.2753-2563 yılları arasında yapılmışlardır. Bu bilgileri rehberimiz verdi. Oradan Sfenks’e doğru hareket ediyoruz.M.Ö.2620-2500 yılları arasında Kefren adlı firavun tarafından piramitleri korumak için yapılmış Giza Sfenks’i muhteşem bir yapı. Mısır Tanrısı Firavun en güçlü hayvan olan aslanla birleştirilerek heykel haline getirilmiş. Gövdesi aslan olan bu sfenks 54 metre uzunluğunda, 20 metre yüksekliğinde ve Nil Nehrine doğru bakıyor.
Daha sonra papirüs denilen ve mısır bitkisinin yaprakları ile yapılan resim atölyesini gezdik ve bilgi aldık.
Bizi Giza bölgesinde Gawharet Al Ahram adlı otelimize bıraktılar.

Rusya Moskova Gezisi Arbat

7 Ağustos 2015 Perşembe
Eski Arbat ressamlar ve müzisyenleri ile ünlüdür. Arbat, taş kaldırımları ile sadece yayalara açık bir cadde olup sağlı sollu hediyelik eşya ve Rus el sanatlarının satıldığı dükkanlar vardır. Sokak ressamları cadde boyunca insanların portrelerini çizmektedir. Sokak müzisyenleri de sanatlarını icra etmektedirler. Antikacılar, butikler, açık hava kafeleri, restoranlar ve geleneksel Rus pubları arasında bir Türk tantunicisine rastladık. Moskova’da kaldığımız günlerde sık sık bu tantuniciye gittik. Eski Arbat’a gitmek için Smolensky metrosu, yeni Arbat’a gitmek için Arbatskaya metrosu kullanılabilir.

Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi:
Rus imparatorlarından 3.Aleksandr şerefine kurulmuş olup ünlü Rus şairi Puşkin’in adı verilmiştir. Müze pazartesi hariç her gün 10-19 arası açık olup bilet fiyatı 400 rubledir.
1870 yılında Türkiye’den Berlin’e götürülen ve 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan çalınan Truva hazineleri de burada sergilenmektedir.

Kurtarıcı İsa Kilisesi:
Muazzam bir mimari eser olan kilise 1883 yılında yapılmış;1931 yılında Stalin’in emri ile yıkılıp yerine üstü açık bir havuz yapılmıştır.1994 yılında tekrar kilise yapılmasına karar verilmiş; kilise fotoğraflara bakılarak 6 ay içinde yeni teknolojiler kullanılarak yeniden inşa edilmiştir.

Bütün bu tarihi eserler City Bus Turları ile yani şehir turu otobüsleri ile gezilebiliyor.(2 kişi 1000 ruble)

Ayrıca Moskova’da nehir turu yapmak mümkün. 2 kişi 600 ruble olan bu nehir turuna katılmak için Şehir turu otobüsünden Kievski Vakzal(Kievski Garı) da indik. Kıyıda bağlı teknelerden en öndekine bindik. Dolunca hareket eden tekne ile Moskova’yı nehirden turlayarak dolaştık.

Moskova Camisi:
Cuma günü Cuma namazı için Moskova’da inşa edilmekte olan çok büyük camiye gittik. Namazlar halen prefabrikte kılınıyor. Yalnız abdest alma yerleri bir felaket. Hayatımda böyle bir yer görmedim. Yani pisliği anlatmam mümkün değil.

Çok kalabalıktı. Orta Asyalı Müslümanlar camiyi ve avlusunu tıklım tıklım doldurmuşlardı. Namazdan sonra avluda Orta Asya’ya ait börek ve içecekler satıldı.
9 Ağustos saat 13.00te Petersburg’a hareket edecek olan ve Sapsan adı verilen trene binmek üzere gara geldik. Tren biletlerimizi 22 Temmuz tarihinde internetten ve 2 kişi için 181.37 dolar ödeyerek aldık. Başka türlü trende yer bulunamıyor.

Sapsan adı verilen hızlı trenler pahalı fakat yolculuk 4,5 saat ve gündüz. Yalnız Petersburg’a giderken bütün koltuklar ters yönde. Gece trenleri ile yolculuk ise 9-10 saat ve vagonlar yataklı. Yalnız daha ucuz. Kompartmanlar 50-60 kişilikmiş ve çok kötü olduğu söyleniyor.
Trene binerken pasaport ve bilet kontrolü yapılıyor. Herkes kompartmanlarda ters yönde yolculuk yaptı.

Petersburg’da buluşmak üzere.

Eski Arbat ressamlar ve müzisyenleri ile ünlüdür. Arbat, taş kaldırımları ile sadece yayalara açık bir cadde olup sağlı sollu hediyelik eşya ve Rus el sanatlarının satıldığı dükkanlar vardır. Sokak ressamları cadde boyunca insanların portrelerini çizmektedir. Sokak müzisyenleri de sanatlarını icra etmektedirler. Antikacılar, butikler, açık hava kafeleri, restoranlar ve geleneksel Rus pubları arasında bir Türk tantunicisine rastladık. Moskova’da kaldığımız günlerde sık sık bu tantuniciye gittik. Eski Arbat’a gitmek için Smolensky metrosu, yeni Arbat’a gitmek için Arbatskaya metrosu kullanılabilir.

Mısır Şarm El Şeyh

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Sina Yarımadasının en güneyinde, Kızıldeniz’de bir cennet. Çölün ortasında bir vaha.Yüzlerce 5 yıldızlı otelin bulunduğu Şarm El Şeyh, aynı zamanda bir dalış merkezi. Yılın 12 ayında turizme açık bu tatil merkezinde tüplü dalıştan, yunuslarla yüzmeye kadar her türlü olanak mevcut.
Saat 18.15 te evden çıktık.E-3 nolu otobüse binerek 19.45 te Sabiha Gökçen Havaalanına geldik. 23.25 uçağı ile 2 saatte Şarm El Şeyh’ ulaştık. Saat 1.30 da rahatlıkla pasaport kontrolünden geçerek ve 15 dolar ödeyerek anlaştığımız taksi ile Şarm El Hayat adlı otelimize vardık.

Şarm El Şeyh, gece ışıl ışıl ve geniş caddeleri ile çok çok güzeldi. Otelimiz Mısır sfenksleri ile dekore edilmiş, çok büyük bir otel. Gece 0.4 te yatabildik. Saat 7.00 de de kalktık. Açık büfe kahvaltıdan sonra dışarı çıktık.20 metre ötede yolun sağında “Sharm Happy Tour”firması ile 150 Dolara Kahire’ye gitmek ve Kahire’de piramitleri gezmek ve otelimize bırakılmak üzere anlaştık.

Daha sonra 1 dolar ödeyerek bindiğimiz minibüsle 35 dakikada Old Market denilen eski şehre geldik. Küçük bir köy havasındaki Old Market hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar, kafelerle doluydu. Öğleyin Muhsin Restoranda iki kişi 100 Mısır Poundu ödeyerek karışık et yedik. Çok nefisti. Restoranlarda et yemekleri çok güzel fakat temizlik yok.Old Markette büyük ve tarihi bir cami var. Restorasyonu yapılıyor.
Old Marketteki geziden sonra sahil yolundan yürüyerek otele döndük.3 Mayıs gecesi tur şirketi bizi otelimizden alarak Kahire otobüsüne bindirdi. Sabah bizi Kahire’de tur rehberi karşılayacak.

Rusya Gezisi Petersburg

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Otelimiz indiğimiz tren garına 250 metre uzaklıkta bulunan Ligovski Caddesi üzerindeki İbis Otel. Gezdiğimiz ülkelerde genelde İbis otelleri tercih ediyoruz. Hem fiyatları uygun, hem de çok temiz oluyorlar. Burada iki kişilik oda fiyatı 85-90 Dolar civarında. Otele yerleştikten sonra akşamüzeri 19.00 civarında dışarı çıktık. Petersburg’un belli başlı ana caddesi Nevski. Bizim kaldığımız otelin bulunduğu Ligovski Caddesi ile kesişiyor. Biraz yürüyerek Nevski Caddesine geldik. Nevski Caddesinin iki tarafında kafeler, hediyelik eşya dükkanları ve restoranlar var. Bu cadde boyunca otobüsler işliyor. Caddenin sonunda sahile ve Hermitaj Müzesine varılıyor. Bu arada bir Türk kebapçısı keşfettik. Yemekleri ve döneri nefisti. Her gün öğle ve akşam yemeklerini orada yedik.

PETERSBURG’DA Nevski Caddesi 6 metre genişliğinde ve her iki tarafında barok ve neo klasik tarda binalar sıralanıyor. Bu bulvarı küçük kanallar kesiyor. Yeliseyev’s Çarşısı ve Gostinidvor Çarşısı bu cadde üzerinde bulunuyor. Kazan Katedrali bu cadde üzerinde. Yeniden Diriliş Kilisesi de bu caddeyi kesen kanalın üzerinde. Puşkin Müzesi de bu caddede ve bu müze ünlü Rus yazar Puşkin’in kaldığı son apartman dairesi.

Petersburg caddeleri, köprüleri, meydanları ve kıyıları ile bir saray gibi. Adeta kuzeyin Venedik’i.
Rusya’nın 2. Büyük şehri olan Petersburg kuzeybatıda yer alıyor. Neva bataklığında 1703 yılında Çar Deli Petro tarafından kurulmuş. 42 ada ve50 civarında kanal ve nehir kolu üzerine inşa edilmiş. Şehirde 50 den fazla müze bulunuyor.

Petersburg’a gelince dünyanın en büyük ve en zengin müzesi HERMİTAJ’ı mutlaka görmek lazım. 5 binadan meydana gelen müze Neva Nehrinin kenarında yer alıyor. Petersburg 2 Dünya Savaşında ağır bir bombardımana uğramış. Müzedeki eserler trenle Sibirya’ya taşınmış. Heykeller toprak altına gömülmüş. 1057 oda ve 400 salondan oluşan müzede tarih öncesi Rus eserleri, dünyanın en ünlü ressamlarının tabloları, Hint, Çin, Eski Mısır, Roma, Yunan sanat eserleri, Avrupalı sanatçıların eserleri sergileniyor. Kısıtlı bir zamanda bu kadar eseri görmenin imkanı olmadığından girişte müze planını alarak en önemli eserleri seçmek gerekiyor. Her eserin önünde 1 dakika durulursa müzenin 11 senede gezilebileceği söyleniyor. Çariçe 2.Katerina dünyanın en ünlü ressamlarının tablolarını burada toplamış.

Müzeye girebilmek te çok zor. Biz biletlerimizi Rusya’ya gelmeden internetten almıştık. İki kişi 35.90 dolar ödedik. İyi ki öyle almışız. Müzeye geldiğimizde kuyrukları görünce şok olduk. Biz o kuyrukları geçerek hemen içeri girdik. Müze pazartesi hariç her gün 10.30-17 arası açık.

İçeriye girişte ihtişamlı bir merdiven sizi karşılıyor. Altın yaldızlı revaklar ve sütunlar karşısında bu ne ihtişam diyorsunuz. Bizim Dolmabahçe Sarayı gibi. Akşama kadar müzeyi gezdik. En önemli eserleri gördük.,

Donanma binası Hermitaj’ın karşısında yer alıyor. O da ayrı bir sanat eseri. Petersburg’ta bütün tarihi yapılar sanat kokuyor. Hangisine bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Yarın Kazan Katedralini ve diğer yerleri gezeceğiz.

Kazan Katedrali:
1.Aleksandr tarafından 1801-1811 yılları arasında yaptırılan katedralin sütunları pembe renktedir. Katedralin hemen yanında Stragunov Sarayı yer alıyor. Hem saray hem katedral Nevski Caddesi üzerindedir.

Saint İsaac Katedrali:
Katedral, Finlandiya’dan getirilen taşlarla 40 yılda(1818-1858) inşa edilmiş olup kubbe kısmına 250 basamakla çıkılıyor. Ayrıca kubbenin 100 kg saf altınla kaplı olduğu söyleniyor. Çarşamba hariç her gün 11-18.00 saatleri arasında açık.

Yeniden Diriliş Katedrali(Dökülen Kan):
Griboedova Kanalı üzerinde yer alan kilise 1887-1907 yılları arasında inşa edilmiş. Kızıl Meydandaki Aziz Vasili Katedrali örnek alınmış. Dış görünüşü rengarenk bir kilise. Hem içi, hem dışı mozaiklerle süslü kilise ihtişamı ile insanı büyülüyor. Kilisenin dışında sokak ressamları ve müzisyenleri sanatlarını icra ediyorlar. Kilisenin yanında çok büyük bir park var.

Antarktika ve Arktika Müzesi:
Kuzey ve güney kutuplarında yapılan çalışmalar sergileniyor.

Tatar Camisi: Müslümanlar için çok önemli bir ibadet yeri. Petersburg’da çok fazla Orta Asya Müslümanları var. Genelde bunlar seyyar satıcılık yapıyorlar. Mesela sokaklarda su ve meyve suyu satıyorlar.

Aurora Kruvazörü:
Ekim devriminin simgesi olan gemi Neva Irmağında demirli olup pazartesi ve salı günleri hariç her gün 10.30-16.45 saatleri arasında açık.