Balkanlar Bosna Hersek – Mostar

Mostar

24 Mayıs Cuma(11.Gün)

Mostar, Mostar Köprüsü ile ünlü ve yakın zamanlarda gördüğü savaş nedeniyle belleklerimize yer etmiş ünlü bir kasabadır.
Saraybosna’dan Mostar’a hem tren, hem otobüs var. Otobüs saatleri 6,7,9,11,15,18.15

Tren daha ucuz. Biz de değişiklik olsun diye trenle gitmeye karar verdik. Tren garına gitmek için 3,5Km vererek tramvaya bindik. Mostar’a günde 2 defa sefer var. Sabah 7.05 ve akşam 18.18. Tren garına geldiğimizde koşarak trene binebildik. Tren yolculuğu çok rahat. Geçtiğimiz yerlerde manzara çok güzel. Göller, yemyeşil dağlar, nehirler gördük. Bazı yerlerde sis kalkıyordu. Bir ara partizan askerleri tarafından sabote edilen Nazi treninin yanından geçtik. Saraybosna’da hava yağmurlu idi. Mostar tren garına saat 9.30 da geldik. Gar ile otobüs garajı yanyana. Kasaba gara çok yakın ve yürüyerek giderken ilk rastladığımız kişiye” nerede kalabiliriz” diye sorduk. Bize Hostel Dino’yu gösterdi. Tanya’nın pansiyonu Mostar Köprüsüne giden yol üzerinde. Tanya Hanım çok tatlı. 2 gece 40 Euro’ya anlaştık. Odamıza eşyalarımızı bırakıp çıktık.

Mostar Köprüsü yolu üzerinde Karagöz Camisini ziyaret ettikten sonra yanındaki “Saray” restoranda köfte, salata, ayrandan oluşan öğle yemeğimizi yedik. Kişi başı 7 KM ödedik.

Karagöz Camisi Karagöz Mehmet Bey tarafından 1557 yılında Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

KOSKİ Mehmet Paşa Camisi, Eski Hamam, Eski Çarşıyı gezdik. Ufak dükkanlarda hediyelik eşya satılıyor. Başta Japonlar olmak üzere çok fazla turist var. Eski Hamam müzeye çevrilmiş. Koski Mehmet Paşa Camisinin avlusundaki dükkanlarda da hediyelik eşyalar satılıyor.

Müslübegoviç House adı ile eski ve tarihi Osmanlı Evi restore edilerek bugün müze olarak hizmet veriyor. 1871 yılında haremlik ve selamlık olarak yapılan 3 katlı ve 12 odalı ev 2 Euro’ya gezilebilir. Ayrıca odalar pansiyon olarak kişi başı 60 Euro, iki kişi 75 Euro kahvaltı dahil kiralanabilir. Ben de odalara bakmak için yukarı çıktığımda evi gezmiş oldum.

Mostar Köprüsü, savaş zamanında yıkılmış; daha sonra 2004 yılında Türkiye’nin de içinde bulunduğu 5 devlet tarafından aslına sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş.

Köprünün hemen yanıbaşında dalgıçlar kulübü var. Gösteri amaçlı olarak köprünün üstüne çıkarak aşağı atlıyor ve bahşiş topluyorlar. Eskiden erkek çocuklar yetişkin olduklarını ispat etmek için köprüden atlarlarmış. Mostar Köprüsü savaş zamanında Hırvat ve Boşnakları ayıran bir köprü vazifesi görmüştür. Bu gün köprünün bir tarafında Boşnaklar, diğer tarafında Hırvatlar yaşamaktadırlar. Mostar’da gezerken binaların çoğunda mermi izleri gördük. Bazı binaların savaşın ne kadar kötü olduğunu göstermek amacı ile aynen muhafaza edildiğini söylediler.

Mostar eski çarşılarında savaş dönemi asker elbiseleri, kaskları, mermileri, madalya ve silahlarının satıldığı dükkanlara rastladık.
Saraybosna’da olduğu gibi burada da hava yağmurluydu. Mostar küçük bir kasaba olduğundan yürüyerek rahatlıkla dolaşılıyor. Akşam da Mostar parkında bir okulun mezuniyet balosunu seyrettik. Şık giyimli genç kızlar ve erkekler aileleriyle parkta mezuniyetlerini kutluyorlardı.

Daha sonra saray restoranda köfte yedik ve pansiyonumuza döndük.

Yarın Blagay’da bulunan Sarı Saltuk Türbesi ve Poçitel Türk Köyünü ziyaret edeceğiz.

Mostar, Bosna Hersek, Mostar Köprüsü, Karagöz Camisi, Koski Mehmet Paşa Camisi.

Balkanlar Meşhed-i Hüdavendigar

Balkanlar Hırvatistan Karadağ Kosova

Dubrovnik’ten Priştine’ye

27 Mayıs 2013(14.Gün)

Hırvatistan’ın tarihi şehri Dubrovnik’i geride bırakarak saat 15.10 da Libertus-kolodvar firmasına ait otobüsle Karadağ’ın başşehri Podgorica’ya doğru yola çıktık. Üsküp’e Podgorica, Kotor, Budva, Piriştine yolu ile döneceğiz.

Saat 16.00 da Hırvatistan-Karadağ sınır kapısı Solina’ya geldik. 16.15 te Karadağ’a girdik. Kotor şehrine kadar otobüs Japon turistlerle doluydu. Kotor’da indiler. Tivat’tan geçerek Budva’ya geldik. Otobüste İngilizce sohbet ettiğimiz hanım da Budva’da indi. Saat 19.30 da Podgorica’ya geldik. Yolculuk 4,5 saat sürdü. Karadağ para birimi Euro olduğundan rahatlıkla yanınızdaki parayı harcayabiliyorsunuz. Saat 21.30 da Priştine’ye hareket edecek otobüse bilet aldık. A.D.İntours firması sefer yapıyor. Bir kişi 16.50 Euro. Garajda otobüsü beklerken yemeğimizi yedik. Otobüs Ulçin’den geldi Podgorica bakımsız bir şehir. Yollar bozuk, asfalt sökülmüş. Yol kenarları ot bürümüş, binalar boyasız ve renksiz.

Gece yolculuğu uzun sürecek. Yaklaşık 8 saat sürdüğünü söylediler. Yolcular otobüste Türkçe konuşup bizimle ilgilendiler. Otobüsün yarısı boştu. Kosova’ya giden dağ yolu tek şeritti ve saatler boyunca tek tük araba geçti. Kosova sınırını geçtikten sonra tehlikeli virajlardan geçerek düzlüğe inerken Pec şehrinin ışıkları göründü. Pec şehri yakınlarında mola verdik. Bakkal Arnavut ve Müslüman olduğunu söyledi.

Dükkânın hemen yanıbaşında bulunan bir camekânda Karadağ’da yaşayan av hayvanlarının postlarını doldurarak sergilemişler. Resimlerini çektik. Daha sonra otobüsümüze binerek yola devam ettik. Saat 5.00 te Priştine garajına geldik.

28 Mayıs 2013Salı(15.Gün)
MEŞHED-İ HÜDAVENDİGAR

Meşhed-i Hüdavendigar Türbesi, makam türbesi olarak Priştine’ye 6km uzaklıkta Sultan Murat’ın Kosova Savaşında 1389 yılında şehit olduğu yere yapılmıştır.

Türbe Yıldırım Beyazıt zamanında yapılmıştır. Birçok tahribat ve onarımdan geçmiştir. En son 2005 yılında TİKA’nın katkısı ile Türkiye Diyanet Vakfı tarafından onarılmıştır.

Saat 5.00 te otobüsten indikten sonra çok erken olduğundan garajda oturduk. Bu arada Mitroviçe kasabasından Hasan Beyle tanıştık. Çok muntazam Türkçe konuşan Hasan Beyle kahvaltıyı beraber yaparak sohbet ettik.
Mitroviçe’de büyük bir savaş yaşamışlar. Şu an kasabada sadece Hristiyanlar kalmış. Savaştan sonra kasaba ikiye bölünmüş. Kasabada kalan Sırp askerlerini NATO çıkarmış.

Priştina’da Murat Hüdavendigar’ın mezarını ziyaret etmek istiyoruz.6.30 da otobüs varmış ama gelmeyince 3 Euro vererek taksi ile gittik. Ancak türbeyi çevreleyen avludaki kapı kapalıydı. 8-18 saatleri arasında açık olacağı yazılı ise de kapı 8.15 de açıldı. Kapının dışında bir bank bile yoktu. Otların üzerine oturup bekledik. Neyse kapıyı açan Türbedar Saniye Hanım gönlümüzü aldı. Türbeyi ve külliyeyi gezdirdi. Müzeyi dolaştık. Dualar ettik. Kosova ovasını gördük. Türbe ve külliye Priştine-Mitroviçe yolu üzerinde. Türbedara Abdülhamit tarafından 1854 yılında belge verilmiş. Saniye Hanım 10 Ağustosta mevlit olacağını söyledi. Müzenin açılışını 4.11.2010 tarihinde Recep Tayyip Erdoğan yapmış.

Burada, Kosova Savaşından sonra ovada dolaşırken arkadan vurulmuş ve şehit düşmüş. İç organları ve Kalbi Priştine’de, bedeni de Bursa’da defnedilmiş.

Saniye Hanım bizi evinde ağırladı ve yola kadar geçirdi. Minibüsle Priştine’ye döndük. Saat 10.30 otobüsüyle Priştine’den Prizren’e gideceğiz.

Mitroviçe, Prizren, Priştine, Murat Hüdavendigar, Meşhed-i Hüdavendigar, Pec, Solina.

Balkanlar Bosna Hersek Sarı Saltuk Tekkesi

Balkanlar Bosna Hersek Sarı Saltuk Tekkesi

Sarı Saltuk Tekkesi Blagay

25 Mart Cumartesi(12.Gün)

Sarı Saltuk Tekkesinin bulunduğu Blagay Mostar’a yakın bir köydür. Sabah Mostar’da kaldığımız Dino Hostel ya da Tanya’nın pansiyonunun balkonunda kahvaltımızı yaparak Blagay’a gitmek üzere yürüyerek garaja geldik. Blagay otobüslerinin saatleri gidiş 10.30, 12, 17,19. Dönüş 11, 12.30, 17.30, 19.30.
Biz de 10.30 otobüsüne 2.10 Km. ödeyerek bindik. 10 numaralı şehir içi otobüsü çalışıyor. Yolculuk 25 dakika sürüyor. Blagay’da otobüsten indikten sonra da Tekke’ye gitmek için 10 dakika daha yürümek gerekiyor. Yol üzerinde köylüler yetiştirdiklerini satıyorlar. Türkçe konuşan bir aileden çilek satın alarak yedik. Nar suyu ve kiraz da satıyorlardı. Bize bayağı bir indirim yaptılar.

Buna Nehrinin çıkış yeri dağın altındaki mağara. İnsan görünce hayretler içinde kalıyor. Karşınızda bir dağ ve altındaki mağara ağzından sular çıkıyor ve nehir halinde akıyor. Saniyede 43bin litre ile Avrupa’nın en güçlü kaynağı. Suyun derecesi çok soğuk, 10 derece. Yanı başında, dağın yamacına inşa edilmiş erenlerden Sarı Saltuk Hazretleri’nin 550 yıllık Bektaşi tekkesi var. Tekke 2 katlı ahşap bir yapı. Tekkeye bitişik türbede Sarı Saltuk Hazretleri ve tekkenin şeyhliğini yapan Aşık Paşa’nın sandukaları var. Evliya Çelebi burayı ziyaretten sonra bu türbe tekkeye eklenmiş. Tekkenin üst katına çıkıp odaları geziyor; dualar ediyoruz. Tavanların ahşap işçiliği çok güzel.

Buna Nehrinin azgın sularını seyrederek köprüden karşıya geçiyoruz. Diğer yakada balık lokantaları var. Ayrıca tekkenin bahçesinde de lokanta var. Öğle yemeğimizi Mostar’da yemek için 12.30 otobüsüyle Mostar’a dönüyoruz.
Öğleden sonra Türk izlerini taşıyan tarihi Poçitel Türk Köyünü ziyaret edeceğiz.

Blagay, Bosna Hersek, Mostar, Sarı Saltuk Tekkesi, Aşık Paşa, Evliya Çelebi, Buna Nehri

Balkanlar Hırvatistan Dubrovnik

DUBROVNİK

26 Mart Pazar(13.Gün)

Dalmaçya sahillerinin gotik yapıları, sütunlu geçitleri, Rönesans’tan kalma meydanları, gizemli dar sokakları ile en güzel şehirlerinden olan Dubrovnik yaz süresince turistlerle dolup boşalıyor.

Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısında bulunan bu Ortaçağ’dan kalma ve Unesco Dünya Mirasındaki şehri; bir kale içi düzeni ve surları içinde sıra sıra tasarlanmış paralel sokaklardan oluşan bir hayal şehir.

Hırvatistan Avrupa Birliğine 1 Temmuz 2013 tarihinde girecek ve Türkiye’ye vize koyacaktı. Ancak bu vizeyi 3 ay önceden başlatarak 1 Nisan 2013 tarihinde koydu. Biz de vize koyulmadan Hırvatistan’ı görmeyi planlamıştık. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Buna rağmen planımızı bozmayarak 17 Euro ödeyerek vizemizi aldık. Ayrıca 30.000 Euro luk seyahat sigortası yaptırdık.

Mostar’dan Dubrovnik’e autoprevoz firmasının otobüsüyle gideceğiz. 32 KM ve bagaj başına 1 Euro alıyorlar. 2 kişi 64 KM ve 2 Euro ödedik. Saat 7.00 de hareket ederek 7.50 sularında Bosna Hersek sınırına geldik.5 dakika içinde pasaport kontrolü yapıldı. Arkadan Hırvat polisi geldi. Pasaportlarımızı topladı. Saat 8.10 da Metkoviç sınır kapısından Hırvatistan’a girdik. Metkoviç Neretva Nehri kıyısında büyük bir Hırvat kasabası. Sahile yaklaşınca çok nefis adalar görünüyor. Dağ yolu ve manzara çok güzel. Pelsejac adasında çok miktarda rüzgar gülleri gördük. Kısa bir yolculuk sonrası tekrar Bosna Hersek’e girdik. Dalmaçya kıyısında Bosna Hersek’in 20 km. toprağı var. Burada Bosna Hersek’e ait Neum kasabası var. Otobüsümüz Restoran Jadran’da mola verdi. Alt katında bir alışveriş merkezi var. Bir kutu lokum aldım. Burada Bosna parası geçiyor. Sonra tekrar Hırvatistan’a girerken Hırvat polisi sadece pasaportlardaki giriş vizesini kontrol etti.

Dalmaçya kıyıları Hırvatistan’ın turistik bölgeleri. Kıyılarda ufak turistik kasabalar var. Demirli yatlar görünüyor. Slano adında bir kasabadan geçiyoruz. Yol üzerinde peşpeşe kasabalar sıralanmış. Her yerde kiralık pansiyon, oda yazıları gördük.
Yaklaşık 2,5 saat sonra Dubrovnik göründü. Koyda büyük yolcu transatlantikleri ve yatlar demirli. Garaj limanın hemen yanıbaşında. Aslına gemi ile gelinirse hiç ekstra olarak şehir turu ücreti ödemeye gerek yok. Taksi ile ya da otobüsle Pile kapısına gelebilirsiniz. Zira Old Town denilen şehir kale içinde ve yaya dolaşılıyor.

Onun için ekstra tura en aşağı 50 Euro vermeye hiç gerek yok. Hırvat parası Kuna. 1 Euro 7,598 Kuna idi. Yani yaklaşık 7,5-7,6 Kuna. Limandan ya da yanındaki otobüs garajından Pile Kapısına otobüs var. Bilet 15 Kuna. Pile Kapısında bulunan bilet gişesinden bilet alırsanız 12 Kuna.

Garajda bir sürü insan pansiyon ve oda kiralamak için bekleşiyorlar. Otobüsten inince yanımıza Slavko Cuk isimli genç bir Hırvat yanaştı. Pansiyonunun resimlerini gösterdi. Evi karşı kıyıda, deniz manzaralı ve bahçeliymiş. Ancak bizi arabasıyla alıp arabasıyla bırakacağını söyledi. Biz de onunla geceliği 20 Euro’ya anlaştık. Gerçekten evi güzel ve temizdi. Bahçedeki masada kahvaltı ettik, yemeklerimizi yedik.

Sonra Pile’ye gitmek üzere duraktan otobüse bindik. Kale içine Pile Kapısında tahta bir köprüden geçilerek giriliyor ve alt kısımda hendekler var. Kapının sağındaki meydanda ise kafeler ve ortada bir heykel var. Burada kalenin dıştan resimlerini çekebiliyorsunuz. Meydanın dışına turist otobüsleri sıralanmış.
Dubrovnik halkı anadil olarak Slavca konuşuyorlar. 6 Nisan 1667 yılında 5000 kişinin öldüğü büyük bir deprem olmuş. Bizans, Venedik, Fransa, Avusturya, Macaristan işgallerinden sonra Yugoslavya’ya katılan Hırvatistan 1991 savaşından sonra bağımsızlığını kazanmış.

Senelerce evvel arabamızla yaptığımız bir seyahatte Venedik, Trieste ve Rijeka’dan gelmiş; Split’ten geçerek bu güzel sahil yollarından doğuya saparak Karlovac yolu ile Zagreb ve Belgrad’a gitmiştik. O vakit bu topraklar Yugoslavya sınırı içindeydiler. Dubrovnik kale içi yaşamı son derece düzenli bir şekilde devam ediyor. Ana cadde Stradun Caddesi olup iki tarafında hediyelik eşya satan ufak dükkanlar ve kafeler sıralanmış. Birkaç banka şubesi ve döviz bürosu gördük. Dar merdivenli ara sokaklar var. Buralardan kalenin diğer kapısına çıkılabiliyor. Kale içinde St. Saviour Kilisesi, saat kulesi, Fransisken Manastırı ve dünyanın en eski eczanelerinden birini içeren Eczane Müzesi var. İsteyen surlara girişte bilet alıp çıkabiliyor. Kale içini gezdikten sonra Pile Kapısından çıkarak teleferiğe binip şehri tepeden görmek istedik. Kişi başı 94 Kuna ödeyerek tepeye çıktık. Aşağıda kale içinde eski şehir manzarası nefisti. Teleferikte bayağı kuyruk vardı. Tekrar aşağı inerek Pile Kapısına yürüdük. Bir saat oturup hem dinlendik, hem etrafı seyrettik.
Dubrovnik’te kale içinde gezerken bir ara sokakta bir mescide rastladık. Mescitte sütlü kahve ikram ettiler. Saraybosna’dan gelmiş bir gurup hanım vardı. Onlarla İngilizce sohbetten sonra eski şehri gezmeye devam ettik. Daha sonra otobüsle bir şehir turuna çıkarak Lapad ve Babin Kuk, Gruz denilen diğer semtleri dolaşarak pansiyonumuza döndük. Pansiyonumuzun yakınındaki Pema Marketten aldıklarımızla bahçede, şahane Dubrovnik manzarasını seyredip yemeğimizi yedik.
27 Mayıs Pazartesi(14.Gün)
Sabah 7 de kahvaltıdan sonra 6 No lu otobüse binerek Eski şehre gittik. Karadağ’ın başşehri Podgorica’ya bilet alacağımızdan döviz bozdurmamız gerekti. Stradun Caddesinde 2 döviz bürosu var. Kurlara bakarak 50 Euro bozdurduk. Artık dönüş için Üsküp’e gideceğimizden bu yolu yapmak zorundayız. Podgorica otobüsü saat 15.00 te hareket edecek. Kale içi eski şehri tekrar gezerek pansiyona geri döndük. Pansiyon sahibi Slovko Cuk işi olduğundan saat 12.00 de bizi garaja bıraktı. 3 saat garajda bekledik. Kendisi de bu arada pansiyonunu pazarlıyordu.

Podgorica’ya kolodvar-libertus otobüsleri sefer yapıyor. Bir kişi 143,50 Kuna.

Hırvatistan, Dubrovnik, Pile Kapısı, Kuna, Lapad, Babin Kuk, Gruz, Stradun Caddesi.

Balkanlar Bosna Hersek Poçitel Türk Köyü

Balkanlar Bosna Hersek Poçitel Türk Köyü

Poçitel Türk Köyü

25 Mart 2013 Cumartesi(12.Gün)

POÇİTEL, Neretva Nehri kenarında ve dağın yamacına kurulmuş tam bir Türk Köyüdür. Bu köyde herkes Türkçe konuşuyor.
Mostar’dan 15.10 da kalkan bir minibüsle kişi başı 7 KM ödeyerek Poçitel’e gittik. Ancak dönüşte vasıta olmadığını, minibüsün ertesi sabah döneceğini belirttiler. Biz de dönüşte otostopla veya başka bir vasıta ile dönebileceğimizi zannederek yola koyulduk.
Mostar-Poçitel arası 14 km. ve yolculuk yarım saat sürüyor. Köy dağın yamacına kurulmuş ve ben evleri Safranbolu evlerine benzettim. Ya da Cumalı Kızık evleri. Arkadaki tepede bir Osmanlı kalesi görünüyor. Kaleden aşağı doğru yamaçta eski Osmanlı izlerini taşıyan evler restorasyon geçirmiş. Aşağıda düzlük kısımda ise hediyelik eşya satan dükkanlar var. Köylü kadınlar külahta çilek ve kuru incir satıyorlar.

Her yerde sadece Türkçe konuşuluyor. Köyü bir saat içinde dolaştık, dükkanlara baktık. Tekrar Mostar’a dönmek için ana yola çıktık. Fakat vasıta bulmak mümkün değil derken önümüzde Türk bayraklı ve birleşmiş milletler armalı bir cip durdu. Hatta hızla önümüzden geçtikten sonra geri geldiler. Biz de hemen bindik. Birleşmiş Milletlerde görevli iki Türk subayı imişler. Balkanları gezmeye geldiğimizi söyledik. Neretva Nehri kıyısını takip eden yol boyunca güzel manzaralar eşliğinde sohbeti koyulatarak bizi Mostar’a getirdiler.

Saray lokantasında gulaş ve köfte yedik.(4,5 Euro) Ertesi sabah Dubrovnik’e gideceğimizden döviz bozdurmamız gerekiyordu. Ancak saat geç olduğundan bütün dövizciler kapanmıştı. Zar zor Mostar Köprüsünün ayağında bir dövizci bulabildik. 35 Euro bozdurduk.

Yarın sabah Dubrovnik’e gideceğiz.

Bosna Hersek, Poçitel Türk Köyü, Mostar, Neretva Nehri, Poçitel.

Balkanlar Kosova Prizren

Balkanlar Kosova Prizren

Prizren

28 Mayıs Salı2013(16.Gün)

Tepesinde bir Bizans Kalesi bulunan Şar Dağının eteklerinde kurulmuş Prizren adeta bir müze şehirdir. Camileri, hamamları, taş köprüsü, şadırvanı, çarşısı ile Osmanlı döneminde donmuş kalmış bir Kosova şehridir. Kosova’nın güneyinde yer alır.

Priştine’den saat 10.30 otobüsüne bindik. Bilet 4 Euro ve otobüste veriliyor. Saat 12.00 de otogara geldik. Otogar şehir merkezine çok uzak. Bir öğretmen hanımla sohbet ederek merkeze kadar yürüdük. Saat 16.00 ya kadar otel aradık. Merkeze çok yakın bir yerde bulunan Hotel Antika ile geceliği 25 Euro’dan kalmaya karar verdik. Adresi veriyorum. Otel çık güzel ve tertemiz. (044980875-049441884.antika-hotel@hotmail.com)Odamıza yerleştikten sonra Prizren’i dolaşmaya çıktık.

Prizren’i Saraybosna’ya benzettim. Sanki bir Anadolu kasabasındaydım. Ortasından White River-Beyazsu-Akçasu-Bistriça Nehri geçiyor. İki tarafta restoran ve kafeler var. Tarihi bir taş köprüden geçince küçük bir meydan ve ortasında ufak bir şadırvan var. Biraz ilerde Sinan Paşa Camisi var.

Prizren 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Komutanlarından İsa Bey tarafından feth edilmiştir.38.000 nüfusu ile Prizren Osmanlı zamanında Kosova’nın en büyük sancağı olmuştur. Şehir uzun yıllar sancak merkezi görevi görmüştür. O yıllarda Prizren’de 1500 dükkan varmış.

1913 yılında Sırp hakimiyetine geçen Prizren’den Türkiye’ye on binlerce kişi göç etmiştir.

1999 yılında NATO müdahalesi ile Kosova’nın bir şehri haline gelmiştir.

Kosova’nın güneyinde Metohiya-Dukacin düzlüğünde yer alan Prizren, kuzeybatısında zengin ovaları olup güneydoğuda Şar Dağına düşen Svilen Tepesi yamaçlarında ve 412 metre deniz yüksekliğindedir. Bugün yaklaşık 200 bin nüfusa sahiptir.
İki katlı bahçeli evleri, dar kaldırımlı sokakları ile tipik bir Osmanlı kasabasıdır. Halkın %70 i Türkçe konuşmaktadır. 590 metre yüksekliğindeki bir tepeye yapılmış olan Bizans’tan kalma Prizren Kalesi gezilecek yerlerin başında gelmektedir.
Bayraklı Cami, saat kulesi, Mehmet Paşa Camisi, hamamlar, Aziz Spas Kilisesi, Aziz Arhancel Manastırı, Sarachane Tekkesi gezilecek yerlerdir.

Sinan Paşa Camisi Balkanların en yüksek minareli camisidir.

Prizren’de yemek için meydandaki lokantalar idealdir. Köfte ve börek satan dükkanlar ön plandadır. Burada et ve sucuğun çok ucuz olduğunu gördük. Biz de kilosu 5 Euro’dan 5 kg. sucuk ısmarladık. Kendileri yapıyorlarmış. Nasıl saklayacağımızı da tarif ettiler. Prizren’de Türk turlarına rastladık.

Ertesi gün Üsküp’e hareket edeceğimizden Hotel Antika’ya döndük. Prizren gerçekten görülmeye değer bir Osmanlı kasabası.

Kosova, Prizren, Sinan Paşa Camisi, Bayraklı Cami, Mehmet Paşa Camisi Aziz Spas Kilisesi, Sarachane Tekkesi, Aziz Arhancel Kilisesi

Balkanlar Prizren Üsküp

Balkanlar Prizren Üsküp

29 Mayıs 2013 Çarşamba(17. Gün)

Prizren Şehri tam bir Osmanlı kasabası. İnsanları da hem cana yakın, hem Türkçe konuşuyor.

Otobüs garajı şehrin kenarında olup kaldığımız Hotel Antika’dan garaja 2 Euro’ya gidiyoruz. Üsküp’e 5 Euro’ya bilet alıyoruz.
Saat dokuzda hareket ettik. Vectör otobüsleri ile gidiyoruz. Vectör firmasının Prizren’den İstanbul dahil Ulçin, Tiran, Durres, Priştine ve daha bir çok şehre otobüsü kalkıyor. Üsküp otobüs saatleri sabah 5.30 ve 9.00 da olup bileti otobüste de alabiliyorsunuz ama 5,5 Euro.
2 saatte Kaçanik kasabasına ulaştık. Bu arada bir şehitlikten geçtik. 2,5 saat sonra Kosova sınır kapısına geldik. Şoför pasaportları toplayıp muamele yaptırdı. 100 metre sonra Makedonya sınır kapısında polis pasaportları topladı. Kosova sınır kapısı bakımsızdı. Makedonya tarafında ise yeni ve modern binalar yapılmıştı.11.30 da girdiğimiz sınır kapısında Makedonyalı polis 10 dakikada pasaportlarımızı getirdi.

Yaklaşık 3,5 saat yolculuktan sonra tekrar Üsküp garajına geldik. 2 Euro’ya geldiğimizde kaldığımız Hotel Corona’ya ulaştık. Bir gecelik ücret 40 Euro.
Bu seyahatte birçok kişi ile tanıştık. Bu kişilerden biz de iz bırakanlar.

Üsküp Mehmet Kazdal-Old Bazar Gradiste No:46

Galip Arlı Makedonya Üniversitesinden 2013 te mezun olmuştur inşallah.

Çengelköy’lü kuyumcu, Edirneli hukuk talebesi Mustafa Can

Saraybosna’da mimar Nihat Cengic ve eşi Eliza,

Üsküp’te tahsillerini yapan Siirt’li Serkan Şahin, Bilal Özenç ve D.Bakır’lı Mimarlık okuyan Mehmet Demir,

Ohri’li pansiyon sahibi Ayser Sadi(ayser- Ohri @hotmail.com)

Ohri’li pansiyon sahibi Hayriye Teyze

Struga’lı Gülümser Hanım ve oğlu avukat Yahya Bey, İşkodra’lı Adil Cukali, Saraybosna Sweet Days pansiyon sahibi Nail kardeşimiz, Şöfor Sevdil, Mitroviçe’li Hasan Bey, Piriştina.

Makedonya’da kahvaltı alışkanlığı yok. Sabah poğaçanın içine börek koyup yiyiyorlar. Yemek alışkanlıkları da yok. Daha ziyade et yiyiyorlar.
30 Mayıs sabahı yani gezimizin 18.günü Üsküp’ten Türkiye’ye döndük. Bizi havaalanına Sevdil getirdi.
Güzel ülke Balkanlar. Kalbim orada kaldı. Uçakta pencereden bakarken çok hüzünlendim. Ah……Balkanlar.

Makedonya, Üsküp, Balkanlar, Ohri, Mitroviçe, Prizren

Rusya Moskova Arbat Ve Diğer Gezilecek Yerler

7 Ağustos 2015 Perşembe
Arbat:

Eski Arbat semti ressamlar ve müzisyenleri ile ünlüdür. Arbat, taş kaldırımları ile sadece yayalara açık bir cadde olup sağlı sollu hediyelik eşya ve Rus el sanatlarının satıldığı dükkanlar vardır. Sokak ressamları cadde boyunca insanların portrelerini çizmektedirler. Sokak müzisyenleri de sanatlarının icra etmektedirler. Antikacılar, butikler, açık hava kafeleri, restoranlar ve geleneksel Rus pubları arasında bir Türk tantunicisine rastladık. Moskova’da kaldığımız günlerde yemek yemek için sık sık bu tantuniciye gittik. Yeni Arbat’a gitmek için Arbatskaya metrosu, eski Arbat’a gitmek için ise Smolensky metrosu kullanılabilir.

Puşkin Güzel Sanatlar Müzesi:

Rus imparatorlarından 3.Aleksandr şerefine kurulmuş olup ünlü Rus şairi Puşkin’in adı verilmiştir. Müze pazartesi hariç her gün 10-19 arasında açık olup giriş ücreti 400 rubledir. 1870 yılında Türkiye’den Berlin’e götürülen ve 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya’dan çalınan Truva Hazineleri de burada sergilenmektedir.

Kurtarıcı İsa Katedrali:

Muazzam bir mimari eser olan kilise 1883 yılında yapılmış;1931 yılında Stalin’in emri ile yıkılıp yerine üstü açık bir havuz yapılmıştır. 1994 yılında tekrar kilise yapılmasına karar verilmiş; kilise fotoğraflara bakılarak 6 ay içinde yeni teknolojiler kullanılarak yeniden inşa edilmiştir.

Bütün bu tarihi eserler City Bus Turları ile gezilebiliyor.(2 kişi 1000 ruble)

Ayrıca Moskova’da nehir turu yapmak mümkün.2 kişilik biletin 600 ruble olduğu nehir turuna katılmak için Şehir Turu otobüsünden Kievski Vakzal(Kievski Garı) da indik. Kıyıda bulunan teknelerden en öndekine bindik. Dolunca hareket eden tekne ile Moskova’yı nehirden turlayarak dolaştık.

Moskova Camisi:

Cuma günü cuma namazı için Moskova’da inşa edilmekte olan çok büyük camiye gittik. Namazlar halen prefabrik mekanda kılınıyor. Yalnız abdest alma yerleri bir felaket. Hayatımda böyle bir yer görmedim.Yani pisliği anlatmam mümkün değil. Cami çok kalabalıktı.Orta Asya’lı Müslümanlar cami ve avlusunu doldurmuştu. Orta Asya’ya ait börek ve içecekler satılıyordu.

9 ağustos saat 13.00 te Petersburg’a hareket edecek olan ve “Sapsan” adı verilen trene binmek üzere gara geldik. Tren biletlerimizi 22 Temmuz tarihinde internetten ve iki kişi 181.37 Dolar ödeyerek almıştık. Başka türlü trende yer bulunamıyor. Zira turist çok fazla.

Sapsan adı verilen hızlı trenler pahalı fakat yolculuk 4,5 saat ve gündüz. Yalnız Petersburg’a giderken bütün koltuklar ters yönde. Gece trenleri ile yolculuk 9-10 saat ve vagonlar yataklı. Fiyatlar daha ucuz. Kompartmanlar 50-60 kişilikmiş ve çok kötü olduğu söyleniyor.

Trene binerken pasaport ve bilet kontrolü yapılıyor. Herkes kompartmanda ters yönde yolculuk yaptı.

Petersburg’da buluşmak üzere.

Rusya Moskova Kızıl Meydan

Moskova’da gezilecek yerlerin başında Kızıl Meydan gelir. Kremlin Sarayı Moskova’nın en eski yapılarındandır. Kremlin, Rus Devlet başkanlarının konutu ve yönetim binasıdır. Bu yüzden halka kapalıdır. Her sabah Kızıl Meydanı gezmek için bir kuyruk oluşur. Devlet Silahhanesi, Patrik Sarayı ve Kızıl Meydandaki kiliseler halka açıktır. Kremlin Sarayının duvarlarının dibinde Meçhul Asker Anıtı ve anıtın yanında yanan ateş 2.Dünya Savaşında ölen Ruslar anısınadır. Kremlin’e girmek için bilet almak gerekmektedir. Bir bilet 350 Ruble, yani yaklaşık olarak 20.27 Dolardır. Biz biletlerimizi internetten aldığımızdan kuyruğa girmemize gerek kalmadan ve hiç beklemeden içeriye girdik.

Moskova’nın katedral meydanında bir kaç kilise ve katedral var. Başmelek Katedrali(Archangel), Meryem’e Müjde(Dormition), Uspenski Katedrali ve 1058 de yapılan Büyük İvan Çan Kulesi ve çanı burada bulunmaktadır. Bu çan dünyanın en büyük çanıdır. Yanındaki çar topu da dünyanın en büyük çaplı topudur. Top, Kremlin’i korumak amacıyla yapıldı ancak hiç kullanılmadı. Devlet Silahhanesi ise 1844-1851 yıllarında inşa edilmiştir.

Kızıl Meydan, Moskova’nın ana meydanıdır. Merasim ve resmi geçitler bu meydanda yapılır. Dünyanın en ünlü sanatçıları konserlerini bu meydanda verirler.

Okhotni Ryad ve Ploşad Revolyutsi adlı metro istasyonlarından Kızıl Meydana girilirse önünüze Diriliş Kapısı çıkar. Bu kapı çok ihtişamlıdır.Girişinde bakire şapeli bulunur. Çar Moskova’ya her gelişinde mutlaka bu şapelde dua edermiş.

Diriliş Kapısından Kızıl Meydana girildiğinde sağda Rusya Tarih Müzesi vardır. Hemen karşısında ise rengarenk boyanmış Kazan Katedrali görülür.Moskova’daki katedral ufak fakat çok gösterişlidir.

500 metrekare genişliğindeki Kızıl Meydanda Kremlin duvarlarının önünde kızıl ve siyah granitlerden oluşan parmaklıklı Lenin Mozolesi görülür. Mozoleye Lenin’in mumyalanmış naaşını görmek için askerlerin beklediği bir kaç basamak karanlık merdivenlerden sessizce indik. Sadece başı ve elleri açıkta ve yatmış vaziyetteydi. Ziyaretimizi yaparak dışarıya çıktık. Mozolenin dışında ise Brejnev, Stalin, Yuri Gagarin, Lenin’in eşi ve kızı gibi ünlü kişilerin mezarları yanyana yer almaktadır. İsimleri mezar taşlarında yazmaktadır.

Kızıl Meydanda Kremlin Sarayının tam karşısında “Gum”adlı alışveriş merkezi yer almaktadır.Gum’un iç dizaynı son derece göz alıcı olup dünyanın en ünlü markaları burada bulunur. Tavanı camdan yapılmış olup dışardan sızan ışık bu ünlü mağazaları daha da göz alıcı hale getirir.

Gum’un hemen arka tarafında bulunan Kitay Gorad bölgesi eski tarihi binalarıyla bir ticaret bölgesi olarak gezilir.

Meydanın diğer ucunda ise Rusya’nın en ünlü katedrali olarak bilinen Aziz Vasili Katedrali bulunur. Asıl adı Meryem Ananın Şefaati olan katedral zamanın Rus Çarı Korkunç İvan tarafından 1552 yılında Kazan Hanlığının fethi ve Tatarlara karşı kazanılan zaferin anısına 1551-1561 yıllarında Barma ve Postnik adlı iki Rus mimarı tarafından yapılmıştır. Rivayete göre Korkunç İvan bir daha başka bir yerde daha güzel bir kilise yapmasınlar diye mimarların gözlerini oydurtmuştur. Katedralle ilgili başka bir söylenti de Napolyon Moskova’ya geldiğinde kiliseyi Paris’e taşımak istemiştir. Fakat bu mümkün olmayınca katedrali yok etmeye karar vermiştir. Tam barut fıçıları ateşlendiğinde müthiş bir yağmur başlamış ve patlamayı önlemiştir. Bu olaydan sonra Napolyon kararından vazgeçmiştir. Daha sonraları katedralin bazı bölümleri restore edilip resimlerle süslenmiştir. Katedralin avlusunda bulunan bronz heykel, Kremlini Polonya işgalinden kurtaran iki kahraman Mini ve Pojarski’nin heykelleridir. Napolyon’a karşı kazanılan zaferin ardından 1818 yılında dikilmiştir.

Kızıl Meydanın ışıklandırılmış gece manzarası da muhteşem olup mutlaka görülmelidir.

Rusya Moskova’ya Gidiş

5 Ağustos 2014 Salı

Türkiye’nin kuzey komşusu Rusya’ya gidip gezmeyi her zaman istemişimdir. Pegasus Havayollarının Moskova hattını açacağını ve gidiş dönüş biletlerini 60 Euro olarak satacağını belirten maili gelince 6 ay evvelden biletlerimizi aldık.

Rusya Türk vatandaşlarından vize istemediği için sadece geçerli pasaportu olan herkes Rusya’ya gidebilir.

Kavacık’tan geçen E-3 numaralı ve 4.Levent Metro-Sabiha Gökçen Havalimanı adlı belediye otobüsü ile havaalanına geldik. 15 TL yurtdışı çıkış harcını ödedik.2 kişi gidiş dönüş uçak bileti 310 TL tuttu. Uçağımız gündüz saat 14.00 de hareket etti. 15.30 da Moskova Domedodova Havaalanına indik. Havaalanından Moskova’ya gitmek için aeroexpres adı verilen kırmızı renkli bir trene biniliyor. Havaalanında Rus Rublesi almak gerekiyor. 1TL 16,5 Rus Rublesi. Biz de trene 400 er ruble ödedik. Bizim kalacağımız İbis Otel, Paveletskaya tren istasyonuna yakın bir yerde.

Otel İbis Moscow Centre Bakhurishina istasyona 10 dakika mesafede idi. Otelde biraz dinlendikten sonra saat 18.00 de Kızıl Meydana gitmek üzere yola çıktık.

Moskova’da her yere girmek için metro kullanılıyor. Moskova şehir merkezini çevreleyen bir çember şeklindeki ring hattı bütün istasyonları aktarmalı olarak birbirine bağlıyor. Moskova metrosunda 1-2 dakikada bir tren kalkar. Her istasyonda yol sorabilecek personel bulunur. Metro içindeki yönleri belirten levhalar kril alfabesi ile yazılmış. Ancak bazı istasyonlarda İngilizce yazılmış yol gösteren levhalar var.Metro biletleri, üzerinde Kacca(Kasa)yazılı gişelerden alınıyor. Tek bilet alınabilir. Ancak 11 adet bilet almak daha hesaplı oluyor. Metro istasyonlarına oldukça dik ve uzun olan yürüyen merdivenlerle inilip çıkılıyor. Metro yapılırken SSCB en önemli sanatçılarını dekorasyon işlerinde görevlendirmiş. Savaşlar, devrimler ve halkın sosyal yaşamları gibi konular üzerinde çalışılmış. Kievskaya istasyonunun duvarları mozaiklerle süslenmiş. Park Kulturi istasyonu ana salonu kitap okuyan, buz pateni yapan, satranç oynatan ve dans eden insanları gösteren rölyeflerle süslenmiş. Komsomolskaya istasyonu ise adını Komünist Gençlik Teşkilatı(Komsomol)dan almış.Pembe renkli sütunları ve ışıltılı avizeleri ile çok gösterişlidir. Mayakovskaya istasyonunda Rus şair Mayakovski’nin heykeli bulunuyor. Tavan nişlerindeki mozaiklerde
uçaklar ve sporcular resmedilmiştir. Teatralnaya istasyonunda SSCB’de Beyaz Rusya’ya ait halı desenleriyle süslü bir zemin vardır. Novokuznetskaya’da Rus kahramanları resmedilmiştir. Ayrıca bir metro müzesi bulunmaktadır. Sportivnaya istasyonunun üzerinde yer alan müzede metronun yapım tarihi ve yapımı esnasında kullanılan her şey sergilenmektedir. Müze salı ve cuma 9-16 ve pazartesi 11-17 saatleri arasında açıktır. Sonuç olarak Moskova’da mutlaka yukarda saydığım metro istasyonları mutlaka gezilip görülmelidir.