Balkanlar Makedonya Kalkandelen(Tetova)

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Makedonya’nın üçüncü büyük şehri olan Kalkandelen(Şu andaki ismi Tetova) Şar Dağları eteklerinde ve Vardar Ovasında kurulmuş olup Osmanlı İmparatorluğu döneminde önemli bir tarım, ziraat ve ticaret merkeziymiş.

Üsküp’te Matka Kanyonunu gezdikten sonra şehir içinde bulunan otobüs garajına geldik. Kişi başı 61 Makedon dinarı yani 1 Euro vererek saat 16.00 otobüsüne bilet aldık. Tetova’ya Rule otobüs firması çalışıyor. Çok sık otobüs var. Üsküp – Tetova arası 38 km. Kalkandelen merkezde Turkısh Wedding yazılı bir tabela görünce şoförden bizi indirmesini istedik. Sahibi Bursa’lı imiş. Bize şoförü ile arabasını tahsis etti. Şoför bizi önce Harabati Baba tekkesine götürdü.

15.yüzyılda Bektaşi Sersem Ali Baba tarafından 1538 yılında yapılmış olan tekke merkeze 1,5 km. mesafede. Kanuni Sultan Süleyman’ın veziri olup Macaristan seferinden dönerken buraya uğrayan Server Ali Paşa buradan çok etkilenmiş ve tüm rütbelerini atarak bu tekkede derviş olmuştur. Daha sonra bir dönem İstanbul’a çağrılınca yerine Harabati Baba geçmiş ve tekke de Harabati Baba Tekkesi diye anılmıştır. Balkan Savaşlarına kadar açık olan tekke, geniş bir alana yayılmıştır. Burada bir mescit, Sersem Ali Baba Türbesi, Harabati Baba Türbesi, dervişler mutfağı, ahır ve ambarlar var. Ambarlar müzeye çevrilmiştir. 1992 yılında bir gurup Bektaşi buraya yerleşmiş.2002 yılında bu tekkeye düzenlenen saldırıda Derviş Tahir Emini vefat etmiştir. Binalardan birisini de Recep Paşa verem olan kızı için yaptırmış. Oradaki 4 kapı 4 kitabı temsil ediyormuş.

Alaca Camisi şehirdeki en ünlü ve önemli cami olup 1495 yılında yapılmış. Paşa ve Boyalı Cami olarak da anılıyor. 15.yüzyılın sonlarında inşa edilen cami iç ve dış süslemeleri ile Makedonya Cumhuriyetinde, Osmanlı dönemini yansıtan görkemli örneklerin başında gelmektedir. Bugün cami, dini, kültürel ve faaliyetlerini devam ettirmektedir. Pena Nehrinin sağ yakasında, köprünün yanıbaşında, Eski Hamam’ın yakınında bulunan cami, Kalkandelen şehrini sembolüdür. Minare türbe, çeşme ve mezar taşlarını avlusunda bulunduran cami bir külliye niteliğindedir. Caminin mimari özellikleri, iç ve dış dekorasyonu 19 yüzyıl ilk yarısına(1833–34) yıllarına aittir.

Alaca Camisi,17.yüzyıl sonlarında Kalkandelen’de meydana gelen bir yangın sonunda, büyük hasar görmüş; 1833 yılında Kalkandelen mutasarrıfı, Abdurrahman Paşa tarafından onarılmıştır. Camiyi diğer camilerden farklı kılan özelliği, sadece iç duvarları değil, dış duvarları da bir karış boşluk bırakılmadan solmayan renklerle boyanmış olmasıdır. Caminin son cemaat yeri, kuzey cephesinde bulunmaktadır. Caminin kubbeleri Türk usulü kiremitlerle kaplıdır.

Caminin dış cepheleri dörtgen şeklinde renkli kalem işi ile süslenmiş; iç mekanında ise yıldız ve çember motifli canlı renklerin hakim olduğu desenler göze çarpmaktadır. Kalem işlerinde fresko tekniği kullanılmış, iki sırada yerleştirilen işlemeli demir rezvenli pencereler de caminin süslemesini bir kat daha zenginleştirmektedir. İç mekandaki süslemeler arasında narin sanatsal özelliklerin hakimiyeti, stilize edilmiş geometri, floral ve arabesk süslemeler de ilgi çekmektedir.

Mihrab ve minber, beyaz mermerden süslemelidir. Mahfil birbirinden ayrı olduğu görünümünü sağlayan, üç yarım çember şeklinde sarılmış balkonlarla yapılmıştır. İç dekorasyonda Balkanlar’da benzerine rastlanmayan, Mekke manzaralarının çizilmiş olması dikkat çekmektedir. Alaca Camisinin iç ve dış dekorasyonu Debre’li tanınmış ustalar tarafından yapılmıştır.16.yüzyılda inşa edilen cami avlusundaki türbe, mimari özellikleri ile Osmanlı dönemini yansıtmaktadır. Türbe Kalkandelen’in idarecisi olan Abdurrahman Paşa tarafından yaptırılmıştır. İçindeki iki mezarın bu camiyi yaptıran Hurşide ve Mensure adlı iki kız kardeşe ait olduğu söylenmektedir.

Alaca camisi, kırmızının hakim olduğu renkli süslemeleri, ince el işçiliği ve meşhur türbesi ile çevreye de ayrı bir güzellik kazandırmaktadır. Camide akşam namazını kıldıktan sonra imam ve müezzin bize bu bilgileri vererek gezdirdiler. Şoförümüz bizi merkezde bulunan Lirak Otele getirdi 2 kişilik bir odada kahvaltı dahi 33 Euroya kaldık. Akşam da çıkarak şehri dolaştık. Kalkandelen canlı bir şehir. Pasajlar ve yeni binalar yapılıyor. Pasajlardan birinde köfte yedik ve orada yerleşik Türkçe bilen insanlarla sohbet ettik. Makedonya’da” Türkiye’den geldik “ denilince bütün kapılar açılıyor. Kentte çoğunlukla Arnavut kökenliler yaşıyor.

Yarın Atatürk’ün askeri idadi’de okuduğu Manastır şehrine gideceğiz.

Benzer Yazılar

Mısır Gezisi Kahire KAHİRE: 4 Mayıs 2015 Pazartesi Otobüsümüz gece Sina Yarımadasını(Sinai Peninsula) Süveyş Kanalının altındaki tünelden geçerek sabaha karşı Kahire O...
Alaçatı’da Rüzgar Sörfü Keyfi Bumba, rüzgar altı, rüzgar üstü, joint, salma, beach start…. Bu terimleri zaten biliyorsanız yazımızın rüzgar sör...
Djerba Adası Cerbe Adası Tunus 15 Şubat 2014 Cuma (5.Gün) Tunus'un güneyinde bulunan Cerbe Adası, 514 kilometrekarelik yüzölçümüyle Mağrib karasularının en büyük adasıdır. Gabes ...
Fas – Afrika’nın Gökkuşağı – 6. ... FES (18 ŞUBAT 2012 Cumartesi) Chefchaouen-Fes arası yolculuk 4,5 saat sürüyor. Otobüsümüz Fes’e hareket ettikten 2...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir