Tortum Gölü Ve Tortum Şelalesi

23 Eylül 2014 Salı

Dün güzel bir yolculuk yaparak Doğubeyazıt’tan Erzurum’a geldik. Taşlıçay ve Ağrı’dan geçtik. Yollar çok güzel yapılmış. Geçtiğimiz ovalar yemyeşildi. Gece Erzurum’a geldiğimizde bütün uğraşılarımıza rağmen sosyal tesislerde yer bulamadık. Neyse merkezde Otel Amiller ‘de yer vardı. Gecesi 100.-Tl’den bu otelde kalmaya karar verdik. Güzel bir otel, bir de ulaşım vasıtalarına çok yakın. İyi bir seçim yapmışız.

Sabah kahvaltıdan sonra bir taksi ile garaja geldik. Erzurum-Artvin yolu üzerinde bulunan Uzundere ilçesine gitmek için biletimizi aldık. Tortum Gölü sapağında beklerken gölü ve şelaleyi gezmeye giden nişanlı bir çift ile tanıştık. Bizi de arabalarına aldılar.

Önce Tortum Gölüne gittik. Tortum Gölü 1700 yıllarında bugün Balıklı Köyü diye bilinen bölgenin batısında bulunan Kamerli Dağının bir bölümünün, oluşan bir heyelan ile Tortum Çayının önünü kesmesi ile oluşmuştur. Çay yatağı kapanınca Tortum Çayı kendisine yeni bir yatak oluşturarak Tortum Şelalesini meydana getirmiştir. Tortum Gölü
kenarındaki tesislerde alabalık yemeyi tavsiye ediyorum.

Tortum Şelalesi, Tortum Gölünün sonunda bulunmaktadır. Uzundere ilçesine 35 km. mesafededir. Şelale 22 metre genişliğinde ve 48 metre yüksekliğinde olup Mayıs-Temmuz aylarında eriyen karlar nedeniyle aşağıda dev bir kaynayan kazan oluşturmaktadır. Şelalenin bulunduğu bölgede içinde oturma ve seyir alanları bulunan park ve piknik alanları yapılmıştır. Merdivenlerle şelalenin döküldüğü yere kadar inilmektedir. Karşı tarafta Hes tesislerinin bulunduğu kısımdan da merdivenlerle çıkılabilmektedir. Hes tesisinde elektrik üretimi yapılmaktadır. Şelalenin bulunduğu piknik alanında yemek ve balık yiyebilecek çok sayıda tesis bulunmaktadır.

Afrika’da Zambezi Nehri üzerinde bulunan Victoria Şelalesi 120 metre ile birinci, ABD Niagara Şelalesi 51 metre ile ikinci, Tortum Şelalesi ise 48 metre ile dünyanın en yüksek üçüncü şelalesidir.

Göl ve şelaleyi gezdikten sonra nişanlı çift bizi arabalarıyla Erzurum-Artvin sapağına bıraktılar.

İshakpaşa Sarayı Doğubeyazıt Tarihin Penceresinden Mistik Bir Saray

21 Eylül 2014  Pazar

Sabah Kars’tan otobüse binerek Digor-Tuzluca-Iğdır üzerinden Doğubeyazıt’a geldik. Senelerdir çok merak ettiğim pasajlarını gezerek çay ve hurma aldık. Pasajlarda komşu ülkelerden gelen elektronik eşyalar, çay vs. çok ucuza satılıyor. Bir taksi ile anlaşarak İshakpaşa Sarayına doğru yola çıktık.

Saray Ağrı Dağı  eteklerinde ve Doğubeyazıt’a 8 km uzaklıktadır. Yapımına 1685 yılında Sancakbeyi Çolak Abdi Paşa zamanında başlanmış; oğlu İshakpaşa ve torunu Mehmet Paşa zamanında 1784 yılında bitirilmiş olup yapımı 99 yıl sürmüştür.7600 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Yüksek bir tepe üzerine kartal yuvası gibi kurulmuş olan sarayı yaptıran,Çıldır Hanedanından 1.İshakpaşa’nın torunu 2.İshakpaşa’dır.

Saray mistik görüntüsü ile insanı adeta bir masal diyarına götürüyor.

İshakpaşa Sarayı Osmanlı, Selçuklu, Fars mimari özelliklerinin görüldüğü bir yapıdır.

Saraya doğudaki tepeden açılan bir kapıdan girilir. Diğer taraflar yüksek duvarlarla çevrilidir. Kapıdan dış avluya geçilir.. Dış avluda uşak ve seyis odaları ile tavlalar bulunur. İç avluya kemerli bir kapıdan girilir. İç avluda çeşitli odalar bulunur.Ortadaki harem dairesinin duvarlarında İshakpaşa’yı metheden yazılar bulunur. Toplantı salonu 20X30 metre ebadındadır. Sarayda, dünyada ilk defa döşenmiş bir kalorifer tesisatı sistemi bulunmaktadır.2. avludaki türbe kesme taştan yapılmış olup Çolak Abdi Paşa ve yakınlarına aittir.

İç avlunun batısında haremlik, kuzey cephesinde cami, minare, türbe ve selamlık gibi kısımlar bulunur.

Saray son yıllarda restore edilmiş olup bazı kısımlarının üstü dış etkenlere(Hava) karşı cam tavanla kapatılmıştır.

İshakpaşa Sarayını gezdikten sonra yolun karşısında biraz aşağıda bulunan Ahmed Hani külliyesi ve mezarını da ziyaret ettik.

Ahmed Hani 1651 yılında Cizre’de doğmuş ve yaşamış; daha sonraları Doğubeyazıt’a yerleşmiş. Ailesi aslen Hakkari’nin Hani aşiretinden ve Hani köyündenmiş.

Ahmed Hani Arapça ve dini bilimler okumuş olup aynı zamanda astronomi
ile ilgilenmiş. “Mem-u Zin” adlı eserin sahibi olan Hani bu eserinde Zin ve Sili adlı iki kız kardeşin Memo ve Taceddin adlı iki gence olan aşklarını şiir şeklinde anlatmıştır.

Ahmed Hani’yi ziyaretten sonra Doğubeyazıt’a dönerek yemeğimizi yedik ve otobüsle Erzurum’a doğru yola çıktık.

Tarçınlı Bisküvi Kurabiye

Bu yazımızda tarçınlı kurabiyenin yapılışını anlatacağız. Gerekli Malzemeler: 125 gr. Yumuşak margarin Yarım su bardağı zeytinyağı 1 su bardağı şeker 1 yumurta 1 tatlı kaşığı tarçın Bir tutam tuz Kabartma tozu Vanilya 3,5 bardak un (kendiniz ayarlayın) Yumuşak margarin, zeytinyağ, şeker ve yumurtayı mikserle çırpın. Sonra kalan malzemelerin hepsini koyup tekrar karıştırın. Hamurun yumuşaklığı kıvama …

Continue reading

Kars Ani Antik Kenti

20 Eylül 2014 Cumartesi
Kars’ta kaldığımız polis evinde nefis bir kahvaltıdan sonra kapıda bekleyen taksi ile Ani Antik Kentini gezmek üzere yola çıktık. Şoförümüz aynı zamanda bize rehberlik edecek olmaktan çok memnun.

Kars’a 42 km. Uzaklıkta ve Ocaklı Köyü yakınlarında bulunan Ani Antik Kentine ancak özel araba veya ticari taksilerle gidiliyor.

Ani Antik Kenti Türkiye-Ermenistan sınırını ayıran Arpaçay Nehrinin batı yakasında bulunmaktadır.

Ani Antik Kentini kuzeyden kuşatan surlar 4,5 km Uzunluğunda olup; surların üzerinde 7 kapı varmış. Kale surları deve tüyü ve siyah renkli tüf taşından iki-üç sıra halinde Horasan harcı ile yapılmış. Araziye uyum sağlamak amacı ile üçgen şeklinde inşa edilen 7 kapılı surların en önemli kapıları Aslanlı, Kars ve Sarnıçlı Kapılardır. Ana giriş kapısı olan Aslanlı Kapı iki büyük giriş kapısından oluşmaktadır. Aslanlı Kapının doğu tarafında burç üzerinde Alpaslan’ın 1064 yılında şehri fethini belgeleyen dört satırlık Kufi İslami kitabe mevcuttur.

M.S.964 yılında Bagrat Kralı Aşot zamanında Ani surlarının yapımına başlanmış; 978 yılında Sembat tarafından tamamlanmıştır. Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın Ani’yi fethi ile Şeddatlı Beyi Ebul Menuçehr tarafından da onarılmıştır.

Ani Antik Kenti 100 bin insanı barındıran ve İpek Yolu boyunca Kafkasya, Orta Asya ve Çin’e kadar uzanan bir ticaret ağının ana duraklarından biri olmuştur.

Ani Antik Kenti o kadar geniş bir alana yayılmış ki surlardan içeri girdikten sonra da yürüyerek gezmek çok zor. Aslında böyle bir yer Amerika veya Avrupa’da olsa turist kaynar ve içeriyi gezmek için çeşitli vasıtalar konulur.Ama bizim gerçekten bu hususta çok geri olduğumuzu burada gördük.Çok bakımlı diyemeyeceğim bir arazide zor ve saatlerce yürüyerek gezmeye çalıştık.

Akşama doğru yorulmuş bir halde Kars’a döndük.
Ani Antik Kentinde
gezilecek önemli yerler:
Katedral(Fethiye Camisi),
Aziz Prkitch(Keçel) Kilisesi,
Gagik Kilisesi,
Poladoğlu Kilisesi(Abughamrents),
Tigran Honents(Resimli)Kilisesi,
Genç Kızlar Kilisesi,
Rahibeler Manastırı,
Ebul Menuçehr Camisi,
Selçuklu Kervansarayı,
Ebul Muammeran Camisi,
Küçük Hamam,
Büyük Hamam,
İpekyolu Köprüsü,
İç Kale, Bostanlar Deresi Mağaraları,
Kaya Kilisesi,
Ateşgede Tapınağı,
Horomos Kilisesi

Gazeteci.com.tr Yakında Yayına Başlıyor

gazeteci.com.tr uluslararası internet haber sitesi farklı bir habercilik anlayışı ile yayın hayatına başlıyor. Gazeteci İrfan Sapmaz Genel Yayın Yönetmenliğinde dünyanın sıcak gündemini, uluslararası arenadaki gelişmelerin perde arkasını analizler ile okuyucularına aktaracak olan Gazeteci, profesyonel bir kadro ile habercilik yapacak. Türk dünyasını, islam dünyasını da çok yakından takip edecek olan Gazeteci 24 saat boyunca tarafsız, muhafazakar …

Continue reading

Çıldır Gölü Ve Şeytan Kalesi

21 Eylül 2014 Pazar

Sabah Çıldır Gölüne gitmek üzere bir taksi ile 240.-TL’ye anlaştık. Kars ve Ardahan ili sınırları içerisinde kalan göl 123 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Van Gölünden sonra Doğu Anadolu’nun ikinci büyük gölü olan Çıldır Gölü adeta bir deniz gibi görünüyor. Biz sonbaharda gittiğimizde her taraf yemyeşildi. Geçtiğimiz köylerde tezekler evlerin yanına yığılmıştı. Her yere kaz sürüleri yayılmıştı.

Çıldır Bölgesinde Gürcüler, Ermeniler, Kıpçak Türkleri ve Oğuzlar yaşamışlardır.1878 yılında savaş borcu olarak Kars ve Batum ile birlikte Ruslara verilen Çıldır, 1921 yılında tekrar Kars’a bağlanmış; ancak Ardahan’ın il olmasıyla Ardahan iline geçmiştir. Kışın – 30 dereceleri görüp donan gölde atlı kızaklarla gezilmekte, buzlar kırılarak aynalı sazan balıkları yakalanmaktadır. Gölde tatlısu kefali ve alabalıkta yakalanmaktadır.

Çıldır’ giderken şoförümüz mutlaka Şeytan Kalesini görmemiz gerektiğini söyleyince biz de “görelim” dedik. Yıldırımtepe Köyünü geçtikten sonra arabamızı park edip 250-300 metre yürüyünce birden karşı tepede sarp bir kayalığa oturtulmuş kaleyi gördük. Kalenin bulunduğu vadi çok dik, kalenin yüksekliği çok etkileyici. Müthiş bir manzara. İnsanın aklına hemen şu soru geliyor. Bu kale burada nasıl yapılmış? Kale taşları oraya nasıl taşınmış? Adeta bir şeytan havadan kaleyi oraya oturtmuş.

Kalenin ne zaman, kimler tarafından yapıldığına ait hiç bir kitabe ve belge olmadığından insanın kafası daha da karışıyor.Ama manzara gerçekten harika.

Hava kararmaya başladığından bu güzel manzarayı bırakmak zorunda kaldık.Yemyeşil araziye, göle ve göldeki Akçakale Adası manzarasına doyamadan saatlerce yol aldık.Kars’a döndüğümüzde nefis bir gün geçirmiştik.

Kars Tarihin Penceresinden Serhat İllerine Bir Yolculuk

18 Eylül 2014 Perşembe
Sabah saat 9.30 da evden çıktık.Kavacık otobüs durağından E-3 numaralı otobüse binerek Sabiha Gökçen Havaalanına gittik.12.50 uçağı ile 1,5 saatte Kars’a geldik.
Kars Havaalanından şehre gitmek için otobüse bindik. Polisevinde kalmaya karar verdik. Genelde polis evi, öğretmenevi, DSİ tesisleri gibi yerler halka açık.Fiyat olarak burası bize daha uygun geldi. Odamıza yerleştikten sonra civarı görmek için dışarıya çıktık.
18-19-20-21 Eylül tarihlerinde Kars, Ani Harabeleri ve Çıldır Gölünü gezdik.

Güneşin Anadolu topraklarıyla ilk buluştuğu serhat ilimiz Kars; tarihi, mimarisi, folkloru ve yemek kültürü ile ayrıca Orhan Pamuk’un “ Kar” romanına konu olduğu için de dünyanın her tarafında tanınan bir şehrimizdir.
40 yıllık Rus işgali zamanında yapılan ızgara şeklinde şehir planı, zamanında Karslı olan, Slav asıllı ve savaş karşıtı, domuz eti yemeyen Malakanları, camiye çevrilmiş eski kiliseleri, restore edilmiş ve edilmeyi bekleyen Baltık-Rus mimari örnekli binaları, halk aşıklarının atıştığı şenlikleri, kaz eti kültürü ve 193 çeşidinden dokuzu tescilli kaşar peynirleri ile Kars; eşsiz ama hafızası derin yaralarla dolu bir sınır şehrimizdir.
Kars, Anadolu’nun Kafkasya ve Orta Asya’ya açılan kapısı ve İpek Yolunda verimli ve stratejik topraklara sahip konumu ile işgal ve savaşların, acı insan hikayelerinin geçtiği hafızası derin yaralarla dolu olup GAZİ adını fazlasıyla hak etmektedir.
Kars’ın meşhur yemekleri arasında tandırda kaz asması, kazayağı ile yapılan erişte pilavı sayılabilir.
Kars’ın yöresel oyunlarından ”Hoş Gelişler Ola Mustafa Kemal Paşa” ve “Şeyh Şamil” sayılabilir.
Uçakla 1,5 saat süren yolculuk ile gelinen Kars’ın kışı güzel; baharı ayrı güzeldir.
Kars’ta Gezilecek Yerler:
Kars Kalesi:860 yıldır şehri tepeden seyreden bu heybetli kale 1153 yılında Selçuk Sultanı Melik İzzettin tarafından yaptırılmıştır. 1386 yılında Timur tarafından yıkılmış, 1579 da Sultan 3.Murat tekrar onartmış, 93 Harbinde(1877-1878)yani Osmanlı-Rus Savaşında Ruslar tarafından tekrar tahrip edilen 220 burçlu kale surları ile birlikte halen ayakta duruyor.
Kars Tabyaları, Vali Konağı, PTT Binası, Tren Garı, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı, Ebul Hasan-i Harakani Türbesi, Evliya Camisi, Kümbet Camisi, Beylerbeyi Sarayı, Yusuf Paşa Camisi, Taşköprü, Namık Kemal Evi, Hamamlar, Osmanlı Evleri, İsmet Paşa İlkokulu, Fevzi Paşa İlkokulu, Merkez Camisi, Çoban Kilisesi, Surp Gregor Kilisesi.

Malezya Unesco Dünya Mirası Şehri Melaka

13 Şubat2016 Cumartesi

Bir zamanlar önemli bir uluslar arası ticaret limanı olan Melaka, şimdi Malezya’nın en turistik şehirlerindendir. 2008 yılında Unesco Dünya Mirası unvanını alan şehir , ülkenin tarihsel ve kültürel zenginliklerinin doğduğu ve 600 yılı geçmişi olan bir yerdir. Eski yüzyıllarda İngiliz, Portekiz ve Hollandalıların yönettiği şehirde bu devletlerin iyi korunmuş  geçmişlerinin izleri halen görülebiliyor. Tarihsel yapıların yanında doğal köy yerleşimleri ve zengin bir kültürel manzarası vardır.

Sabah Johor Bahru’da kahvaltıdan sonra otelin servisi bizi otobüs garajına bıraktı.21 ringite kişi başı bilet alarak 11.00de Melaka’ya hareket ettik. Oto yollar çok güzel. Her yer palmiye ağaçları ile kaplı. 2,5 saat süren rahat bir yolculuktan sonra “Wana River side” adlı otelimize geldik.2 gece için kahvaltı dahil 284 ringit ödedik. Odamız gayrt güzel ve kanal manzaralı. Geceleri otelin önünde su ve ışık gösterisi yapılıyor.

Melaka Şehrinin içinden Melaka Nehri geçiyor. Melaka nehri boyunca tekne turları yapılıyor. Böylece şehrin iki yakasını güzel manzaraların tadını çıkararak müzik eşliğinde gezmek mümkün. Eski evler, eski ambarlar, geleneksel Malay Köyü Morten,eski dükkan evler, eski süslü köprüler, tarihi yapılar geziliyor. Bu tekneler turistler tarafından hıncahınç doldurulmuş olarak tur atıyor. Bir kişi 7,5 ringit.

14 Şubat 2016 Pazar

Melaka küçük bir şehir olduğundan ve tarihi yapılar aynı bölgelerde toplanmış olduğundan yürüyerek gezmek mümkün.

Stadhuys denilen şehir merkezi, pembeye çalan kırmızı duvarlı binaları ile Hollanda valileri ve görevlileri tarafından  kullanılan resmi görev yeri imiş. Tarih ve Etnoğrafya Müzesi ve Hollanda Refom kilisesi bu meydanda bulunuyor.

Youth Museum, St.Paul Kilisesi, Sultan Sarayı,St.Paul Church, İslam Müzesi, Mohkate Parade,St.Francis Church, Kampung Kling ve Kampung Hulu Camileri,Cheng Huan Teng Temple gibi tarihi eserleri yürüyerek gezdik. Bu arada tekne turunda muson yağmuruna tutulduk. Sağanak halindeki yağmur bizdeki yağmurlara hiç benzemiyor.

 

 

Güneydoğu Asya’nın Parlayan Yıldızı Singapur

12 Şubat 2016 Cuma

Johor Bahru’daki otelimizdeki  kahvaltıdan sonra Singapur’a gitmek üzere yürüyerek 5 dakikada tren garına geldik. Singapur ayrı bir devlet ve Türklerden vize istemiyor. Malezya tarafında tren bileti ringit ile, Singapur tarafında Singapur Doları ile alınıyor. Tren yolculuğu da 5 dakika sürüyor.

Ancak vakit kısıtlı olduğundan ancak Hop on hop of ile gezebiliriz. Turist otobüslerini bulmamız çok zor oldu. İki aktarmadan sonra Marina By Sands otelinin önünden binebildik. Chine Town, Orchard Street, Marina By Sands, Singapur Flyer, Sim Lim Tower, Sultan Mosque, Gardens By The By gibi önemli yerleri gezdik.

Singapur binaları, caddeleri, ulaşım araçları ile gerçekten pırıl pırıl, bakımlı, ihtişamlı bir devlet.

 

 

Malezya’nın Güneye Açılan Kapısı Johor Bahru

11 Şubat 2016 Perşembe

Kuala Lumpur’dan saat13.30 treni il KL Sentral tren istasyonundan trene binerek 7 saatte Malezya’nın en güney ucunda bulunan Johor Bahru şehrine geldik.Tren bileti 1. sınıf 64 ringit.Trenleri biraz eski fakat hem temiz hem rahat. İstasyonları ise güzel, temiz ve bakımlı.Trende kek ve su ikram ettiler.Yol boyunca 4 istasyonda durduk.Yol kenarları yemyeşil palmiye ormanları ile kaplıydı.Bu palmiye ağaçları zaten Malezya’nın her tarafını kaplamış.

Johor’a vardığımızda saat 20.30 olmuştu.” Grand Blue Wave” adlı otel deniz kıyısında ve istasyona çok yakın.Odamız 12.katta ve Singapur adasına karşı.Singapur’a gideceklere tavsiyem Johor’da kalıp Singapur’u gezmeleri.Zira Singapur’a göre otel fiyatları 2-3 kat daha ucuz.Üstelik Singapur trenle 5 dakika mesafede bir ada.
Malezya yarımadasının en güney ucunda yer alan Johor, ülkenin güney kapısıdır.

Stratejik konumu yıllar içinde büyümesine ve bu eyaletin Malezya’nın en gelişmiş eyaletlerinden biri olmasına yol açmış.Eyalet yemyeşil yağmur ormanları, şelaleleri, en güzel tropik adaları içeren doğal güzelliklere sahiptir.