İran’a gidiyorum

İstanbul-Van-Tebriz

8 Eylül 2018

Sabah saat 08.30 da evden çıkıp arabamızı kapalı garaja bıraktık. Saw Havalimanından Anadolu Jet ile saat.13.oo de Van’a hareket ettik. Saat 15.30 da Ferit Melen Havaalanına indik. Belediye otobüsleri şehir merkezine çalışıyor. Şehir merkezinde inerek Best Van şirketinden ertesi gün için 70Tl kişi başı Van-Tebriz minibüsüne bilet aldık.Ayrıca büyük tesadüfle dönüşte Şiraz’dan Tebriz’e 15 saatte ve aktarmalı olarak geleceğimiz yol için uçak bileti bulduk.489.-Tl 2 taksit aldık. 50 Tl komisyon ödedik. Bize 2 kişi 539 Tl’ye geldi. Hemen orada  gözümüze ilişen ev yemekleri yapan bir restoranda 3 kap yemeği 2 kişi 26.-tl vererek yedik. Yemekleri yapan hanım bu işi babasından devraldığını anlattı ve çok ilgilendi.(Zeki Usta’nın yeri) Sonra beşyola kadar yürüdük ve iskele minibüsleri ile İskele Öğretmenevine geldik. Bir gecesi 80.-Tl. Geceleri düğün oluyor. Bahçesi var. Kalmak için gayet iyi.

9Eylül Pazar

Sabah kahvaltısı çok güzeldi.  Helvasına kadar her şey bol bol var. Türkiye’m  çok bolluk bir ülke.8.30 da minibüs ile yola çıktık. saat 10.00 hareket eden minibüsümüz Özalp ilçesinden geçerek saat 12.00 Kapıköy sınır kapısına geldik. Hayatımda böyle bir rezalet çok az gördüm. Bir de Kırgızistan’da Özbekistan’a girerken. Ama burası daha feci. Ne yol , ne iz. Barakalar var. Eşyaları minibüsten herkes kendi alıyor. Taşlı topraklı patikada yürüyüp  insan sıralarına geçip bir barakada itiş kakış pasaportunuza damga bastırıp devam ediyorsunuz. İran tarafı da aynı durumda kuyruk . İran sınır kapısının adı Razi. Elinizdeki valiz sağlam çıkmayabilir. İran tarafında(Razi) da giriş kaşesini pasaportunuza vurdurup toprak bir sahada minibüsünüzü bekliyorsunuz. Zira  şoför de muamele yaptırıp geliyor. Herkes gelince tekrar eşyalar minibüse koyulup yola devam ediliyor.12.30 da işimiz bitti. Saatlerimizi 1.5 saat ileri aldık .Saat 14.00 oldu. Hoy yakınlarında, Tebriz yolu üzerinde Paşa Sofrasında yemek molası verildi. Çok güzel bir restoran. Kebap yedik ve 2 kişi 25.-Tl ödedik. Yollar gayet güzel ve yeşillik. Saat 18.00 de Tebriz’e geldik. Otobüs bizi merkezde indirdi.Taksi ile 20.000 tümen yani 7 liraya otobüs garajına geldik. Garaj modern ve çok güzel. Royal Safar İran firmasının vip otobüslerinden Tahran’a 35 Tl kişi başı bilet aldık. Gece 22.oo hareket edecek ve sabah 05.30 da Tahran’da olacağız. Otobüsler 23 kişilik ve yataklı. Yani first klas uçak gibi. Türkiye’de hiç böyle otobüs görmedim. Ayrıca İran’da ulaşım çok ucuz bize göre. Terminalde saat 22.00ye kadar vakit geçirdik.

 

Bişkek Kırgızistan Göğe Uzanan Dağların Ülkesi

Bişkek

5 Temmuz 2018 Perşembe

Kırgızistan toprakları tarihte İslam’ın Türk halkları arasında yaygınlaşması açısından önemli bir yer tutar. Türklerin İslam’la ilk tanıştığı  Talas Savaşı751 yılında Kırgızistan’ın  Talas Nehri kıyılarında yapılmıştır.  Yağma ve Kalmuk Türkleri, Orta Asya’da İslamiyet’i  yayan Abbasiler ile birleşerek Çinlilere karşı yaptıkları bu harbin sonucunda Orta Asya’nın Çinlileşmesi önlenerek İslamiyet süreci başlamıştır. İslam’ı devlet olarak ilk defa kabul eden Karahanlıların ilk başkentleri Balasagun da Kırgızistan’da bulunmaktadır. İnsanın nereden geldiğini ve nereye gideceğini belirlemesi çok önemlidir. Atayurtlarımızı ziyaret etmek bizim görevimizdir. Türkler tarafından cennete açılan kapı olarak görülmüş Tanrı Dağları ve Pamir Dağları burada bulunmaktadır. Taş devrinden günümüze kadar atalarımızın  tarihe şahitlik eden eserlerini  bu ülkede görebilir, muhayyilemizden zaman yolculuğu yapabiliriz.

Bişkek Kırgızistan’ın başşehri. Şu anda her yerde yol çalışmaları var. Ufak bir şehir. Pek çok Türk Lokantası ve kahvesi var. Ancak bu ülkede Kırgız yemeklerini yemek lazım. Bize göre gıda ve ulaşım çok ucuz. Halen geleneksel pazarlarını sürdürüyorlar. Kuru yemişleri çok çeşitli ve ucuz. Bişkek’ten “Şırdak” denilen  keçeden yapılmış kilim aldım. 2000 som yani 125 TL. tuttu. Koyun yününden keçe yapmak, kırkılan yünü boyamak, kurutmak, taramak, hasıra sarıp sıcak su dökerek dövmek gibi işlemlerden oluşan son derece meşakkatli bir işlemdir. Şırdak yapımı tek kişilik bir iş değil,  takım işidir. Şırdaklar nesilden nesile kültürün bir parçası olarak aktarılır ve bir Kırgız evinde çeyiz olarak getirilmiş  şırdak mutlaka bulunur.dem Et fiyatları  gayet iyi. İstanbul’un yarı fiyatı. Bişkek’e Ruslar “Firunze” diyorlarmış ama bugün yine eski adı ile söyleniyor. Ala Too Meydanı, Parlamento Meydanı, Atatürk Parkı ve Heykeli, Zafer Meydanı, Başkanlık Sarayı ve eski pazar gibi yerleri gezerek resimler çektik. Bişkek Manas üniversitesinde okuyan pek çok Türk var. Bişkek’te iki gün kalarak alışverişlerimizi yaptık.

7Temmuz Cumartesi günü Bişkek Manas havaalanından Türkiye İstanbul Sabiha Gökçen havaalanına geldik.

 

 

Karakol Şehri ve Dungan Müslümanları Kırgızistan

Karakol Şehri

4 Temmuz Çarşamba 2018

Çin sınırına yakın bir noktada bulunan Karakol Şehri çivisiz yapılan Dungan Mescidi ve Dungan Kilisesi ile önem kazanmış. Kırgızistan’ın doğu ucunda olmasına rağmen sırf bu eserleri görmek için turist akınına uğruyor. Biz de giderken bu kadar uzun yola değer mi diye düşünürken dönüşte iyi ki gelmişiz dedik. Karakol şehri küçük ve henüz gelişmemiş. Konaklama imkanları kısıtlı. Bizde internetten otel araştırırken çok zorlandık. Neyse Canat Pansiyonda kalacağız. Bahçe içinde .İkinci kattaki odaları düzenlemişler. Her odada tuvalet ve banyo var. Ortadaki salonda ise büyük bir masa ve TV var. Gidince bize hemen çay yapıp peynir ekmek getirdiler. Ev sahibi hanım, beyi iki çocukları ile çok ilgilendiler. 13 dolar ödedik. Sabah kahvaltıda yumurta, salatalık, tereyağı, peynir ve bal vardı. Kahvaltıyı çok beğendik. Yan odada da İsveç’ten kayağa gelmiş bir çift kalıyordu. Onlarla da sohbet ettik.

Sonra yürüyerek ki çok uzakmış Dungan Mescidini görmeye gittik Kapıda imam bizi karşıladı. Kendisi Kahire ve İstanbul’da tahsil görmüş. Bize buranın geçmiş tarihini anlattı. Asıl adı İbrahim Hacı Camisi, Dunganlar(Çin kökenli Müslümanlar) tarafından inşa edildiği için Dungan Mescidi olarak tanınıyor. Dunganlar, başarısız  Dungan isyanı neticesinde 1877 yılında Çin’den kaçarak Karakol şehrine sığınmışlar. Şehirdeki cami ihtiyacı için Çinli mimar Ju-Si Çin’den davet edilmiş. Caminin en büyük özelliği hiçbir çivi ve metal kullanılmadan sadece ahşaptan(Tanrı Dağlarında yetişen köknar, karaağaç, kavak ve ceviz ağaçları kullanılarak) yapılmış olması.  Ahşap kısımlarının hazırlanması 3 yıl, caminin kurulumu ise 3 ayda tamamlanmıştır. Mescidin yan tarafında yer alan minare de tamamen ahşaptan yapılmıştır. Bu eseri Türkiye adına TİKA onarmıştır. Tuvaletleri çok beğendik.

Yalnız girişe daha önem verilerek Rus Ortodoks Dungan Kilisesi gibi çiçeklerle donatılmalıdır. Daha sonra camide tanıştığımız bir bey bizi arabasıyla Dungan Kilisesine götürdü. Kilise de çok ihtişamlı ve aynı tarzda çivisiz ve ahşap yapılmış. Bahçesinde yetiştirilen güller harikaydı. Ondan sonra “şırdak” denilen keçeden yapılmış kilim almak için dolaştık. Fakat bulamadık. Canat Pansiyona dönerek eşyalarımızı aldık ve minibüsle Bişkek’e doğru yola çıktık. Dönüş yolculuğumuz 5 saat sürdü. Bakai otele geldik. Valizleri bırakıp 50 metre ilerdeki Kırgız Restoranında yemek yedik.Yemekler çok güzel.  Kebaplar harika. Fiyatlar harika.

 

 

Issık Göl Kırgızistan

Issık Göle gidiş

3 Temmuz Salı

Bir gün evvel Bişkek’te sahibi Türk olan Huzur Kafede otururken ertesi gün Issık Göle gideceğimizi ve bize bir araba bulmalarını istedik. Bize “Ruslan” adlı bir Azeri Türkünü ayarladılar.Telefonu+9967054565 olan Ruslan’la bir sonraki gün için 100 dolara anlaştık. Sabah saat 1o.oo da bizi Bakai Otelden aldı ve yola çıktık. Ruslan gayet güzel Türkçe konuşuyor.

Karlarla kaplı  Tanrı Dağlarının çevrelediği halde hiç donmadığından adını ” sıcak veya ılık göl” anlamına gelen “ISSIK GOL” olarak alan  gölün kuzey doğu ucuna kadar gideceğiz. Bu yolculuk yaklaşık bir gün sürecek. Dünyanın en büyük ikinci dağ gölü olan bu gölü 118 adet ırmak beslemektedir.

Kırgızlar, Göktürkler zamanında Sayan Dağlarının kuzeyinde yaşamışlar. Daha sonra Uygur Devletini yıkarak kendi egemenliklerini kurmuşlar. Sonraları bu topraklara gelerek Karahanlılar zamanında Müslüman olmuşlar.1876 yılında Rusların hakimiyeti altına giren Kırgızlar 31 Ağustos 1991 yılında bağımsızlığa kavuşmuşlar.

Bişkek’in bozuk yollarındaki trafikten kurtulup Issık Göle doğru yola koyulduk .Yollar çok bozuk ve yapılıyor. Yol kenarında sebze ve meyve satıcıları var. Biz de kavun alıp kestirip yedik.

İlk durağımız  Tokmok Şehri. Şehir girişinde sizi Tokmok yazılı şehir amblemi karşılıyor. Şehri geçerek Burana Kulesi ve Balasagun harabelerini görmek istiyoruz. Karahanlı Devletinin  başşehri ve ” Kutadgu Bilig” eserinin yazarı Yusuf Has Hacib’in memleketi Balasagun’a demir bir kapıdan giriliyor. 50 metre yüründükten sonra kalıntılar görülebiliyor. Ama minare bütün heybetiyle uzaktan bile görülüyor. Tarihte bir çok yazar Balasagun’un Türkler’in başkenti, büyük bir şehir ve kültür merkezi olduğunu söylerler.Kaynağını Tanrı Dağlarından alarak çölde kaybolmuş Çu şehri bu nehir kenarında kurulmuş olup özellikle Türklerin oturduğu bir havza. Kaşgarlı Mahmud’un yazılarında Balasagun Kuz-Orda, Kuz-Balık, Kuz Uluş olarak geçer. Bu konuda çeşitli rivayetler var. Ancak Türkçe ve İngilizce yazılmış bir tarih yok.Kalıntıları görmek için bilet almak gerekiyor. Camlarla kapatılmış müzede çıkarılan kalıntılar  görülüyor. Dışarda da bazı kalıntılar görülüyor. Resimler çekip dinlendikten sonra Çolpan Ata’ya doğru yol alıyoruz. Yolda kiraz satanlar var. Tellere kirazları  adeta sanat eseri gibi sıralamışlar. Çocukları sevip kiraz alıyoruz.  Sol tarafta Tanrı Dağları yol boyunca bütün heybetiyle sıralanıyor. Kışın kış sporları yapılıyormuş. Zirvesi 7010 metreymiş. Balıkçı Kasabasına geldiğimizde Issık Göle kavuşmuş olduk. Yol kenarlarında kuru balık satanları görüyoruz. Ayrıca “Boz Üy” denilen çadırlarda “Kımız “denilen at sütü satılıyor. Balıkçı Issık Gölü kıyısında gelişmiş bir sayfiye şehri. Yolda bir kebapçıda öğle yemeği yedik. Ancak servis yapan kız dedesinin  Türk olmasına rağmen hiç Türkçe bilmiyordu.500 Kırgız somu yaklaşık 7 dolar. Çolpan Ata büyük bir şehir .Ruslar ve Kazaklar buralara tatile geliyorlarmış. Ana yol kenarında Çolpan Ata girişinde Türkiye Tika Kurumu buraya güzel bir cami yaptırmış. Köylerin yakınlarındaki mezarlıklar ilgimizi çekti. Adeta küçük birer ev şeklinde yapılmışlardı. Nihayet akşam saat 20.00 sularında Issık Göl’ün kuzey ucunu döndükten sonra Karakol Şehrinde kalacağımız Cehat adlı oteli araya araya zor bulduk. Bizi getiren Ruslan daha evvel burada çalışmış ve arkadaşı varmış. Gece döneceğini söyledi.Tayfun” yarın kal beraber döneriz “dediyse de ben istemedim. Başka vasıta ile döneriz dedim. İyi ki öyle yapmışız. 12 saatte geldiğimiz yolu minibüsle 4 saatte döndük.

 

 

 

 

 

Taşkent Özbekistandan Bişkek Kırgızistana Gidiş

Taşkent’ten Bişkek’e Kazakistan üzerinden gidiş

1 Temmuz 2018 Pazartesi

Taşkent otogarında yaklaşık 4-5 saat bekledik. Bu arada otogarın demirleri sökülüyordu. Neyse zar zor vakit geçti. Saat 17.30 da kalkacak araba saat 18.00 kalktı. Tam oturacağımız yerin penceresi kırık olduğundan yerine dışarıyı görmeyecek şekilde kalın naylon kapatılmıştı. Biz de  başkasına turist olduğumuzu, dışarıyı görmek istediğimizi ve yer değiştirmeyi teklif ettik. Kabul ettiler.  Böylece başka sıraya geçtik. Yanımıza üç küçük çocuklu bir aile oturdu. Çocuklardan birisi bizim kucağımıza geldi. Yolculuk boyunca bizle oturdu. Yolculuğumuz Kazakistan üzerinden olacak ve tam 12 saat 40 dakika sürecek.

Akşam üzeri hava kararmadan hareket ettik. Özbekistan sınırı GışıtiKöprüde otobüsten valizlerimizi alarak indik. Sınır çok güzel yapılmış. Modern binada pasaportumuzu damgalatıp çıktık yürüterek 20 metre ötede Kazakistan sınırı İpekyolu’na (Çirniyevka)geldik. Orada da modern bir binada pasaportlarımızı onaylatıp bizi bekleyen otobüsümüze bindik. Kazakistan’ı gece geçtik. Arada ihtiyaç molaları verildi. Ancak burada 100 yıl geriler. Tuvalet kültürü yok. Yanyana kazılmış çukurlara tuvalet yapılıyor ve su yok. Kapı yok. Arada duvar yok.  Şokları yaşadık. Neyse gece yarısı tekrar Kazak sınırı Subataybatur’dan çıkarak Kırgız sınır kapısı Çeldovar’dan girdik.Bişkek’e girdiğimizde yolların çok bozuk olmasından kaynaklanan trafikten dolayı saat 10.00 Bakai otele gelebildik.

Bu otelde booking .com a 1Tl fiyat koymuş. Ancak  son hafta bize mail atarak rezervasyonu iptal ettiğini bildirdi. Ya da başka fiyatla kalabileceğimizi teklif etti. Biz de son anda olduğundan kabul etmek zorunda bırakıldık. Aslında otel güzeldi ama kahvaltısı sıfırdı.

Bişkek’in meşhur Oş Pazarına gittik.Fakat ne yazık ki kapalıydı. Sonra bir Türke ait olan Huzur Kafede yemek yedik. Sahibi bizimle çok ilgilendi. Akşam otele yakın bir Kırgız Lokantasında yemek yedik. Yarın Issık Göle gideceğiz.

 

 

Hive-Urgenç-Taşkent yolculuğu

Hive’den Taşkent’e  yolculuk.

1 Temmuz 2018 Pazartesi

Gidiş dönüş biletimizi Pegasus Havayollarından 6 ay evvel promosyonlu aldığımız için Bişkek(Kırgızistan) ten dönmek için tekrar Taşkent’e gideceğiz. Urgenç ile Taşkent arası karayolundan yaklaşık 9 saat sürüyor. Halbuki yerel Özbekistan Havayolları ile bu yolu 1 saatte ve  2 kişi 436._ TL biletle geldik.Hem zamandan hem parasal açıdan kazandık. Urgenç büyük bir şehir ve son derece düzenli. Hive oraya yarım saat uzaklıkta ve Urgenç’in içinden geçilerek gidiliyor. Amuderya Nehri’nin bir kolu Urgenç’i bir köprü ile ikiye ayırıyor. Aslında Türkmenistan tarafında da Kunya Urgenç isimli şehir varmış. Havaalanı çok küçük. Havaalanında beklerken herkes bize yardımcı oldu. Türkiye’de yakınlar olanlar ve gidip gelenler vardı. Hatta bir hanımla uzun uzun konuştuk. Ayrıca bir bey Taşkent’te kendisini bekleyen arabasıyla bizi Taşkent otobüs garajına bırakabileceğini söyledi. Uçağa binerken de  valizlerimizi taşıma da bana yardımcı oldu.

Güzel bir yolculuktan sonra Taşkent Havaalanına indik. Bize yardımcı olacak  beyle onu bekleyen arabasına binerek Taşkent otobüs garajına geldik. Buradan Kazakistan üzerinden Bişkek’e gideceğiz. Ancak “otovakzal “denilen garaj inşaat halindeydi. Hatta o gün yolcu bekleme banklarının önündeki demirler hiçbir güvenlik önlemi alınmadan sökülüyordu. Saat 18.00da kalkacak otobüse bilet aldık.

Hive Özbekistan

Hive(Khive)

29 Haziran 2018 Cuma

Buhara Kukeldaş Otelde Ramzah’ın hazırladığı nefis kahvaltıdan sonra kendisiyle vedalaşarak 8.45 te Kalyon denilen semte gittik. 2 kişi 150.000 Özbek somuna anlaşarak Hive’ye hareket ettik. Taksiler 4 kişi alıyorlar. Bugün Kızılkum Çölünü geçeceğiz ve Türkmenistan’la Özbekistan arasında sınır vazifesi gören Amuderya Nehrini göreceğiz. Taksiye 2 genç daha bindi. Ben önde oturdum. 3 kişi de arkada oturdu. Hive’den ilk çıkışta yollar bozuktu. Sonra yeni yapılmış otoyola girdik. Yavaş yavaş yeşillikler azaldı ve yolun iki tarafı da tamamen kum oldu.2-3 kere mola verdik. Amuderya Nehri kenarında durduk.  6 saatte Urgenç şehrine geldik. Urgenç güzel bir şehir. Çok düzenli ve tertemiz. İçinden geçerek yarım saat kadar sonra Hive’ye geldik.

Euroasia adlı hotele 2 gece için53 dolar ödedik. Otel müdürü ve resepsiyonist Firdevs gayet güzel Türkçe konuşuyorlar. Otel yerel tarzda yapılmış. Odamız giriş katta yani düzayak. Gayet güzel. Ek olarak ne istediysek hemen yaptılar. Biraz odada dinlendikten sonra 17.00 dışarıya çıktık.

Hive müze şehir.İçiçe iki surun çevrelediği şehire bir kaç kapıdan giriliyor.Dış surların çevrelediği bölüme Dichan Kala deniliyor. Bu surların sadece kalıntıları var.İçhan Kala ise 10 metre yüksekliğinde surlarla çevrili bir alan. Darvaza denilen kapıdan giriliyor. Buradan turistler bilet alıyor. Ancak biz otelden çıkıp  biraz yürüdük ve kendimizi kalenin içinde bulduk. Meğerse başka bir kapıdan kaleye girmişiz.

İçhan Kalede 51 adet gezilecek yapı bulunuyor. Akşama kadar çoğunu gezdik ve dar bir sokak boyunca sıralanan hediyelik eşya tezgahlarına da bakmayı ihmal etmedik.Muhammed Emin Han Medresesi otele çevrilmiş. Kalta Minör adıyla anılasa Minarenin önünde resimler çektik. Muhammed Emin Han bu minareyi yaptırırken rahmetli olmuş ve minarede yarım kalmış Buradan sonra Kunya Ark denilen Eski Kaleyi gezdik. Burası da camisi, zindanı,taht kısmı, haremi ile adeta bir saray gibi. Tahta oturarak o zamanın giysileri ile resim çektiriliyor. Biz de resim çekildik. Allah Kulu Medresesinden sonra Taş Avlu Sarayına geldik. Burası Allah Kulu Han için inşa edilmiş. Büyük bir avlunun etrafındaki odalarda Han ve eşleri kalıyorlarmış. Ayrıca halkı kabul ettiği odalarda var.Muhammed Rahim Han Medresesi, Muhammed Amin İnak Medreselerini gördükten sonra sıra en görkemli cami olan Cuma Camisine girdik. Artık sadece müze olarak gezilen ve ayrı bir biletle girilen camiyi 212  oyulmuş tahta figürlerin süslediği 212 direk destekliyordu. En eskisinin  önünde resim çektik. O sırada Güney Koreli bir gurup ta camiyi geziyordu. Onlarla sohbet ettik. Kolonlardan 4 tanesi 10-12 yüzyıllardan kalma imiş. Sıra İslam Hoca Medresesi ve Minaresini gezmeye gelmişti. Minarenin boyu 45 cm. Daha sonra ünlü bir yağlı güreş şampiyonu olan Pehlivan Mahmut Türbesine uğrayıp dua ediyoruz. Türbeyi çevreleyen binanın kubbesi ise Hive ‘deki en yüksek kubbeymiş. İç Kalenin girişinde ise cebiri bulan Al Harezminin bir heykeli var.

Harzemşah Devleti döneminde kurulan Hive 2000 yıllık bir geçmişe sahip. Şehirde toprak ve biraz da kızıla çalan toprak rengi hakim. Söylentilere göre şehir çevresindeki su kuyularına Hiva denirmiş. Yaşlı bir adam zamanında asasını vurduğu yerde su çıkınca “Hey Vah” diye bağırmış; sudan dolayı burada kurulan şehre önceleri ” Vah” denmiş. Zamanla “Hive ” olmuş.

İç Kalede bir de Kapalıçarşı bulunuyor ve kapısı saat 10 da açılıyor. Eserlerini sergileyen bir sanatçıdan pazarlıklar sonucu 5 dolara kendi yaptığı 4 adet  minyatür aldım .Mürşide adlı tatlı bir kızdan da Özbekistana ait bir çanta aldım.

Toprak rengi kale duvarlarının çevrelediği dar sokaklarda saatlerce dolaştık ve kendimizi Zerefşan Restoranda bulduk. Şahane bir restoran burası. Tamamen otantik tarzda döşenmiş, yemekler yerel ve yerel sanatçılar tarafından folklor gösterileri yapılıyor. Otele döndüğümüzde bize çay ikramı ile karşılaştık. Teşekkürler Firdes.

30 Haziran 2018 Cumartesi

Euro Asia adlı otelimizde kahvaltıdan sonra saat 8.30 da yine İç Kaleye gittik.Saat 13.00 civarında da İç Kalenin önünden kalkan minibüslere(2 numaralı) binerek Zavud adlı yerel pazara gittik. Gelince yorulduğumuzdan biraz dinlendik. Yarın Urgenç Havaalanından Taşkent’e gideceğimizden valizimizi hazırladık.

 

 

Buhara 2 Tarihi İpek Yolu

Buhara

27 Haziran 2018 Çarşamba

Kukeldaş Otelde Ramzahın koştura koştura isteklerimizi sorarak hazırladığı dört dörtlük kahvaltıdan sonra 8 nolu otobüse binerek Ark Kalesine gittik. Kale çok büyük. Kaleyi gezdikten sonra hemen yolun karşısındaki Balo Havuz Camisini ziyaret ettik.Adını önündeki havuzdan almış. Hava Buhara’da öğle saatlerinde 35-40 derece oluyor. Bu yüzden otele donduk. Akşam üzeri 17 den sonra tekrar hareketlilik başlıyor. Chor Minör(Dört Minare) Camisine gitmek için Leb-i Havuza ters istikamette 1 km. yürünüyor. Tarihi ufak bir cami. İçine girilmiyor. Tekrar geri dönerek Leb-i Havuzda yemek yedik.Yerel müzik dinledik.21.30 da otele geri döndük.

28 Haziran 2018 Perşembe

Kukeldaş Otelde güzel bir kahvaltıdan sonra Hz.Eyüp Çeşmesi ve Samani Türbesini gezdik. Bu arada Ferde adlı bir kız ve Yusuf adlı ağabeyi ile tanıştık. 15 Ekimde Türkiye’ye göçeceklerini söylediler. Telefonlarını aldık.Yarın sabah Hive’ye  gitmek için erken saatte kalkacağımızdan otele biraz erken döndük.

 

Buhara 1 Tarihi İpek Yolu

Buhara

26 Haziran 2018 Salı

Sabah Semerkand Royal Palace Hoteldeki kahvaltıdan sonra vedalaşarak dışarı çıktık. Bir taksi ile Buhara taksi garajına geldik. Özbekistan’da ulaşım ucuz olduğundan her yere taksi dolmuşları var. Taksilere 4 kişi biniyor. Sıkı bir pazarlık yapılıyor.4 saatlik yol için iki kişi 90.000 Özbek somu ödedik. Yolda ayran içmek için mola verildi. Burada içecekler küçük bir tasla ikram ediliyor. Bir de otogaz almak için mola verdik.Özbekistanda arabalar otogaz kullanıyor. Gaz istasyonlarına girmeden bütün yolcular indiriliyor. Yani istasyonlara yolcu alınmıyor.  Gaz alındıktan sonra taksi sizi bekleme yerine gelip alıyor. Siz de o arada dinlenmiş ve diğer ihtiyaçlarınızı karşılamış oluyorsunuz.Yollardaki tuvaletler çok kötü. Yerde sadece bir delik ve genelde su yok.Saat 14.30 da Buhara’ya vardık. Ve taksi bizi kalacağımız Kukeldash Otelde bıraktı. Otel tam şehir merkezinde ve her yere yürüyerek gidilebilir mesafede. Ayrıca çok temiz ve otantik dekore edilmiş. Danışmada çalışan ” Ramzah” harika ve çok çalışkan bir genç. Bana hep ” annecim” diye hitap etti ve bizim bütün istediklerimizi koşarak yaptı. Türkçe bildiği için her konuda yardımcı oldu.Kendisine ayrıca teşekkür ediyoruz Ramzah.

Otelde biraz dinlendikten sonra dışarıya çıktık.Otelimiz şehrin ortasında Buhara’ya adeta can veren Leb-i Havuz meydanına çok yakın. 20 metre diyelim. Meydanın ortasında  bu meydana adını veren fıskiyeli bir havuz var. Etrafında büyük çınar ağaçlarını çevirdiği bir park var. Bir de eşeğe düz binmiş bir Nasrettin Hoca heykeli var. Daha dışta ise üç tarafta medrese denilen tarihi yapılar var. Nadir Bey Divan Medresesi, Abd AlAziz Khan Camisi, Uluğ Bey Medresesi, Kalyon Minaresi ve Camisi. Mir-i Arab Medresesi Leb-i Havuz etrafında toplanmış. Havuzun 3 kenarı restoran haline getirilmiş. Bilhassa geceleri canlı Özbek müziği ve fıskiyelerle çok hoş görüntü veriyor.Diğer tarafta da deve heykelleri var. İnsanlar develerin üstüne binip resim çektiriyorlar. Gündüz hava sıcaklığı 40 derecelerde idi. Onun için oranın halkı geceleri bu parka gelip serin serin oturuyorlar. Geceleri bayram yeri gibi.  Buhara Unesco Dünya Mirası listesine alınmış bir şehir. Tertemiz caddeleri alışveriş yapılacak dükkanları ile görülmeye değer. Kapalıçarşıları harika.. Minyatür satan dükkanları çok fazla.

Semerkand Tarihi İpek Yolu

Semerkand

23 Haziran 2018 Cumartesi

Sabah saat 08.30 da Samir Otel deki kahvaltıdan sonra bir taksi ile  Sabir Rahimov denilen Taşkent ‘ten Semerkant’a giden dolmuş taksi garajına geldik. 4 saatte Semerkant’a vardık. Taksi çok rahatsızdı ve sıkışık vaziyette yolculuk yaptık. Hava sıcaklığı 40 derece idi ve ben güneşli tarafta oturmak zorunda kaldım. Otelin yeri iyi.Otel eski bir otel. Fakat odaları geniş ve temiz. Mobilyalar gayet güzeldi. Biraz dinlendikten sonra önce Timur’un heykelinin olduğu parka gittik.Daha sonra yolun karşısında bulunan mezarını ziyaret ettik.

Otele yakın bir yerdeki Semerkand Restorana akşam yemeği için gittik. Restoran çok şık. Bahçesi çok hoş restore edilmiş. Disco kısmı var. Şaşlık kebabı yedik. Ayrıca bahçede yerel müzik yapan bir gurup vardı. Otele ancak 22.00 de dönebildik.

24 Haziran Pazar

Semerkand

Özbekistan’ın en eski ve üçüncü büyük şehri olan Semerkand, Cengiz Han ve Abbasiler  gibi birçok uygarlığın etkisinde kalmış ;14.yüzyılda Timur İmparatorluğunun başşehri olmuştur. Şehir merkezinde Timur’un Mezarı Gur Emir, karısı Bibi Hatun Camisi, Registan Meydanında Uluğbey Medresesi, Sher-Dor Medresesi,Tilya Karı Mescidi, Hazreti Hızır Camisi, İslam Kerimov Mezarı, Chorsu Pazar denilen kapalı büyük Pazar en önemli gezilecek yerlerdir.

Bulunduğu meydana adını veren Registan Türkçede “kumlu yer” demektir.Uluğbey tarafından 15.yüzyılda kurulan meydanda 3 medrese yer almaktadır. Uluğbey, Tilya Karı ve Sher Dor. Semerkand 2001 yılında Unesco tarafından dünya mirası listesine alınmıştır.

Registan meydanından yürüyerek yarım saat uzaklıktaki Bibi Hatun medresesine geldik. Türbesi  ayrı bir binada ve yerin altında. Bu binaya  biletle giriliyor. Biz binanın girişinden  mezarın olduğu alt kata baktık ve çıktık. Orada dua okunuyordu.

Semerkand’ın pazarına” siyop “pazarı deniliyor. Orada bayağı meyve alışverişi yaptık. Minibüse yanlış binmişiz. İndik ve taksiye binerek ” Hotel Royal Palace” adındaki otelimize geldik.

25 Haziran Pazartesi

Semerkand

Gece hiç uyumadık. Kayısı ishal yaptı. Saat 15.00 e kadar yattım. Hz. Hızır Camisi ve eski cumhurbaşkanı İslam Kerimov türbesini ziyaret ettik. Saat 18.00 de otele döndük. Otele 12 dolar ayrıca vergi olarak ödedik. Semerkand restoranda yemek yedik ve yattık.