ANTAKYA (HATAY)

Mersin’deki otelimizde sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra otobüsümüze binerek Antakya’ya doğru yola çıktık. Adana, Osmaniye üzerinden Antakya’ya geldik. İskenderun’u tepeden gördük. Çok büyük bir şehir. İskenderun demir çelik işletmeleri muazzam bir işletme. Belen Geçidi bir başka güzel.

{mosimage}Eski çağlarda adı “Suriye Kapısı” olan Belen Geçidi, tarihte doğu ve güneyden gelen orduların batı ve kuzeybatıya açılmalarında önemli roller oynamış ve adını Belen ilçesinden almıştır. İskenderun’u Antakya’ya bağlayan yol üzerinde olup Amanos dağlarının en alçak noktasında(660m) bir geçit olup Amik ovasına iner. Doğal güzellikleri, havası ve suyu ile bir tabiat harikasıdır. Aynı zamanda Antakya’nın Türkiye ve Avrupa’ya açılan kapısıdır. Antakya’ya girdiğimizde otobüsümüzü tam şehrin merkezinde Asi Nehri’nin kenarına park ettik. Asi Nehri Antakya’nın tam ortasından geçiyor. Ortada büyük bir park ortasında Atatürk heykeli var. Hemen bir köprü ile nehrin öbür tarafına geçiliyor. Yine bu tarafta hemen parkın yanında Mozaik Müzesi var.

{mosimage}Asi Nehrinin uzunluğu 2km, genişliği de 30–35 metre imiş. Nehir; Lübnan Dağlarından doğup Samandağ’ın güneyinde bir delta oluşturarak Akdeniz’e dökülüyor.

Mozaik Müzesi şehrin ortasında Asi Nehrinin kenarında yapılmış. Geçici
Müze kart verdiler. Sonra onu İstanbul’da Müze Kart ile değiştireceğimiz
söylendi. Ancak Müze kartı İstanbul’da değiştirmem çok zor oldu.
Değiştirilecek yerler çok az. Sonra bütün müzelerde geçmiyor. Mesela Milli Saraylarda
geçmiyor. Müze deyince yok oraya bağlı yok buraya bağlı. Bazı yerde
geçiyor. Bazı yerde geçmiyor. Anlaşılırsa bütün müzelerde bu kart
geçsin. Neyse geçici kartla müzeye girdik. Mozaik Müzesi Tunus’taki
Bordo Müzesinden sonra dünyadaki 2.büyük müze. Müzede 34 binin üzerinde
eser mevcut. 7 oda ve iki büyük salondaki mozaik eserler duvarları
kaplamış. 127 tanesi halen sergilenmekte olup 100 adet mozaik eserde
depolarda bekletilmektedir.

Müzeyi gezdikten sonra serbest zaman verdiler. Kimi arkadaşlar künefe
yemeğe giderken bizde tarihi Kapalıçarşı’yı gezmek için Asi Nehrini
bölen köprüden geçtik. Asi Nehri sessiz sakin akıyordu. İstanbul’daki
Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısına benzettiğim Kapalı çarşının bazı
dükkanları Kurban Bayramı dolayısıyla kapalıydı. Açık dükkanlarda ise
gerçekten o yöreye ait baharatlar ve gıda maddeleri satılıyordu. Bizde
bastırılarak paketlenmiş kuru siyah incir aldık.  Sonra künefe yedik.
Antakya’nın kendisine has daracık sokaklarında gezindik. {mosimage}

{mosimage}Kurşunlu Han, Sokullu Han ve Sokullu Bedestenini gezdik. Otobüsümüze
binerek Harbiye Şelalelerine gitmek üzere yola koyulduk. Otobüsümüz park
yerinde durdu. Lokanta ve çay bahçelerinin arasından geçerek hafif
meyilli yoldan şelalelere doğru yürüdük. Yolun iki tarafında hediyelik
eşya satan derme çatma tezgâhlar vardı. Bende el yapımı iki bebek aldım.
Birde tahtadan yapılmış, ipini çekince yem yiyen civcivler.

{mosimage}Antik çağda Daphne diye anılan şelaleler Antakya-Yayladağı yolu üzerinde
olup Antakya’ya 7 km. mesafededir. Derin bir vadi içinde defneleri,
çınar ağaçları ve şelaleleri ile bir doğa harikasıdır. Yöredeki
tezgahlarda doğal ipek dokunur. Etrafta lokanta ve restoranlarda nefis
kebap ve yöre yemekleri pişirilir.

{mosimage}Harbiye Şelalelerinden sonra Saint Pierre Kilisesini gezeceğiz. St.
Pierre Kilisesi Antakya-Reyhanlı yolu üzerinde ve Antakya’ya 2 km.
uzaklıkta. Saint Pierre Caddesi denilen yokuşun başına parkedip
yürüyerek kiliseye doğru tırmandık. Kilisenin önünde kocaman bir Türk
bayrağı bizi karşıladı.

{mosimage}St. Pierre Kilisesi Haç Dağı’nın batısında kayalara oyulmuş bir
mağaranın içindedir. Kilisede adak mumları yakanlar var. Kayalardan
sızarak yatakta toplanan su bu gün çok azalmış olup şifalı olduğu
söylenmektedir.

MS.42 yılında İsa’nın havarilerinden St. Petrus(Pierre) tarafından
ibadete açıldığı söylendi. İsa’ya inanan Antakya’lılar İncil’de ilk
Hıristiyanlar olarak kabul edilmişler. Antakya bu yüzden Hıristiyanlar
için çok önemli bir yer olarak kabul edilmektedir. Kilisenin içi boş.
Yalnız vaazların verildiği bir kürsü mevcut. Kilise 1963 yılında Papa
6.Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiştir. 29 Haziran günü de
burada St. Pierre günü olarak kutlamalar yapılıyor; Katolik ve Ortodoks
Hıristiyanlar tarafından bir ayin düzenleniyor. Mağaranın sol yanındaki
tünelin ucunun Suriye’de bittiği söylendi. Mağaranın üzerindeki tepede,
Cehennem kayıkçısı Haron’un kayalara oyulmuş kabartısı mevcut. Bu Haron
kabartmasının MÖ. İkinci yüzyılda 4.Antiochus zamanında veba salgınını
önlemek için yapıldığını anlattılar. Kilisenin önünde yörede yaşayan
çocukların resmini çektik. Bahçede oturduk. Aşağıda harika bir Antakya
manzarası ile karşılaştık.

{mosimage}Samandağ bizi bekliyordu. Samandağ ve Akdeniz. Samandağ’ın 5 km.
kuzeyinde Musa Dağında kurulmuş Seleukeia Pieria Antik Kentini
gezeceğiz.
Akdeniz kenarına parkettik. Hemen yol kenarına ufacık bir arabada
satılan kirece batırılmış zamanında rahmetli anneciğimin de yaptığı
kabak reçelinden aldık.

Antik Kent Büyük İskender’in haleflerinden Nikotor1. tarafından
MÖ.321–280 yıllarında Musa Dağının eteklerine kurulmuş. Buraya gelirken
önce Vakıflı, sonra Hıdırbey köylerini gezdik. Vakıflı Ermenistan
dışında dünyadaki tek ermeni köyü. Bu köyde yaşayanların hepsi ermeni.
Hıdırbey Köyünde ise Türkmenler yerleştirilmiş. Dev bir çınar ağacının
altında duruyoruz. Bu ağacın bir öyküsü de varmış. Gövdesindeki oyukta
eskiden bir bakkal dükkanı varmış. Bu dükkan daha sonra ağacı korumak
amacıyla boşaltılmış. Ağaçta çakılmış bir tabelada yüksekliğinin 17
metre, kalınlığının 8 metre olduğu ve dalları ile 1,5 dönümlük bir alanı
kapladığı yazılı. Çınar ağacının öyküsünü çayımızı yudumlarken
dinliyoruz.

{mosimage}Hz. Hıdır ile Hz.Musa denizden çıkarak Hıdırbey Köyüne gelirler. Hz.Musa
yoluna devam ederek Musa Dağına çıkar. Hz.Hıdır ise asasını su kenarına
koyar ve su içer. Döndüğünde asasının yeşerdiğini görür. İşte, o
yeşeren ağaç bu çınardır.

Seleukeia Antik Kenti dediğim gibi Musa Dağı eteklerine kurulmuş.
Şehrin, deniz kenarında bir iç limanı varmış. Ancak dağdan inen
derelerin oluşturduğu selleri önlemek için bu tüneller yapılmış ve bu
tüneller vasıtası ile seller başka taraflara akıtılarak limanın
dolmasının önüne geçilmiştir.{mosimage}

Adı Titus Vespasianus olan bu tüneller 130 metresi kapalı, kalanı açık
şekilde 6 metre genişliğinde ve toplam 1380 metre uzunluğunda ve Çevlik
sahiline kadar uzanıyor.

{mosimage}Titus Vespasianus Tünellerinin deniz tarafındaki girişinden 100 metre
kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır. Burada kayalara oyulmuş mağaralar
içinde çok sayıda mezar vardır. En gösterişlisi “Beşikli Mağara”dır.
Dor Mabedini de gezdikten sonra Akdeniz’in havasını bol bol içimize
çekerek Samandağ’a veda ediyoruz. Bir sonraki gezimizde buluşmak üzere.

Benzer Yazılar

Kutsal Topraklara Yolculuk Umre ve Mekke 3 Şubat 2013 Pazar Cidde Havaalanından ayrıldıktan yaklaşık bir saat sonra gün ağarırken Mekke’ye geldik. Havalanından çıktıktan sonra bizi şirket ...
HİNDİSTAN Altın Üçgen Delhi Jaipur Agra Hindistan'a gitmeyi ve atalarımızın oralara götürdüğü kültürü görmeyi her zaman istemişimdir. THY 14 Şubat promosyonundan istifade ederek Hindistan'ı ...
KUTSAL TOPRAKLARA YOLCULUK UMRE KUDÜS Kudüs, Filistin’de bulunan ve Hıristiyan, Musevi ve Müslümanlarca kutsal kabul edilen;  Mescid-i Aksa’nın bulunduğu ...
JAİPUR 2 Pembe Şehir Pink City 2 Mart 2017 Çarşamba Jaipur'daki gezimize devam ediyoruz. Jal Mahal denilen şehrin 6 km. dışındaki Mihracelerin yazlık sarayını gördükten sonra tek...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir