Akdamar Adası(Van) Gezisi

Van Gölü üzerinde bulunan Akdamar Adasını gezmek için bir günümüzü ayırdık. Gökyüzü masmavi ve hava hayli sıcak. Van’ın yeşillikler arasında villalarla süslü sayfiyesi Edremit’ten geçerek şirin Gevaş kasabasına geldik. Van Gölü canavarını tasvir eden heykel hemen ilgimizi çekti.Gevaş kasabası Akdamar Adasına en yakın sahil kasabası oluyor. Burası Urartulardan Selçuklulara kadar birçok tarihi esere sahip yemyeşil bir kasaba. Selçuklular zamanında yapılmış ve etrafında binlerce şehit ve alimlere ait mezarların bulunduğu İzzettin Şir Camisi, Urartulardan kalma Hişet Kalesi, 60bine yakın şehidin ve yatırın yattığı Selçuklu mezarlığı Gevaş’tadır. Yine Selçuklulardan kalma Halime Hatun Kümbeti de buradadır.
Van Gölü üzerinde bulunan Akdamar Adasını gezmek için bir günümüzü ayırdık. Gökyüzü masmavi ve hava hayli sıcak. Van’ın yeşillikler arasında villalarla süslü sayfiyesi Edremit’ten geçerek şirin Gevaş kasabasına geldik. Van Gölü canavarını tasvir eden heykel hemen ilgimizi çekti. Gevaş kasabası Akdamar Adasına en yakın sahil kasabası oluyor. Burası Urartulardan Selçuklulara kadar birçok tarihi esere sahip yemyeşil bir kasaba. Selçuklular zamanında yapılmış ve etrafında binlerce şehit ve alimlere ait mezarların bulunduğu İzzettin Şir Camisi, Urartulardan kalma Hişet Kalesi, 60bine yakın şehidin ve yatırın yattığı Selçuklu mezarlığı Gevaş’tadır. Yine Selçuklulardan kalma Halime Hatun Kümbeti de buradadır.

{mosimage}Gevaş kasabasını geçtikten sonra iki üç iskeleden Akdamar Adasına küçük tekneler kalkıyor. Biz de iskeleye vardığımızda teknelerden biri; İtalyan turistleri almış kalkmak üzereydi. Atladık ve hemen hareket etti. Burada teknelerde hareket saati yok. Doldukça hareket ediyor. Teknenin üst katına çıktık.

{mosimage}Ülkemizin en büyük gülü olan Van Gölü adeta deniz gibi. Zaten burasının halkı gölden bahsederken “deniz” diyor. 3713 metrekare ve 1646 metre yükseklikte. Tamaranın aşkından dolayı kendisini sulara attığına inanılan ada, kilisesi ile ünlü. Göl çevresinde pek çok kuş türü ile adeta bir kuş cenneti. Kıyılarda ve sazlıklarda çeşitli kuşları görmek mümkün oluyor. Dağlardan inen akarsularla beslenen gölün suyu sodalı, tuzlu ve acı. Dışarı çıkışı yok. Suya girildiğinde insan vücudu sabunlanmış gibi kayganlaşıyor ve saçlar sertleşiyor.

Kıyılar girintili çıkıntılı ve yeşilliklerle kaplı güzel koylar ve burunlar var. Gölde 4 tane ada var. Akdamar, Gadir(Yaka), Çarpanak ve Kuş Adası. 2.büyük ada olan Çarpanak Adasındaki kilise kıyıdan görülebiliyor.

{mosimage}Yarım saatlik nefis bir yolculuktan sonra Akdamar Adasına geldik. Kıyıdan 4-5 km uzaklıkta olan ada gölün güneyinde ve yüksekliği 1.750 metre. Kilise hemen kıyıdaki tepede. MS.915–921 yıllarında Vaspurakan kralı 1. Gagik tarafından mimar Manüel’e yaptırılmış. Ermeni mimarlığının en güzel taş işçiliği bu kilisede görülüyor. İç duvarlar fresklerle süslü, dış duvarlar rölyeflerle bezeli. Boya ile yapılmış fresklerde Hz. İsa’nın yaşamından kesitler bulunmakta. Dış duvarlardaki rölyeflerde ise Adem ile Havva, İbrahim Peygamber’in oğlu İsmail’in kurban edilişi, Davut ve Golyat, İsa ve Azizler, İncil ve Tevrat’tan çeşitli konular ve çeşitli hayvan kabartmaları görülüyor.  Rölyeflerdeki figürlerin gözlerinde zamanında değerli taşlar olduğu söyleniyor.

{mosimage}Akdamar Adası kilisesi 2002–2007 yılları arasında restore edilmiş. Badem ağaçları ile kaplı Akdamar Adasına “AHTAMARA” da denilmektedir. Hatta adının nerden geldiği ile ilgili bir hikâyesi var. Burada yaşayan keşişlerden birinin TAMARA adında çok güzel bir kızı varmış. Gölün kıyısındaki köylerden birinde yaşayan yakışıklı bir delikanlı bir gün yüzerken, adaya çıkmak yasak olduğu halde; merakını yenemeyip ve Tamara’nın yaktığı mumu görerek adaya çıkmış. Tamara da onu görmüş. Gel zaman git zaman adada buluşmalar ve sohbetler devam etmiş ve gençler sırılsıklam aşık olmuşlar. Delikanlı Tamara’nın babasından korktuğu için adaya yüzerek geceleri geliyormuş. Keşişlerden birisi bu durumu fark ederek Tamara’nın babasına bildirmiş. Bir sonraki akşam fırtına çıkar ve Tamara kıyıya inmez. Babası da bir mum alarak delikanlıyı karşılar. Delikanlı fırtınaya rağmen muma doğru yüzer. Babası da adanın kıyısında sürekli yürümektedir. Fırtına da yüzmekten yorulan genç “ AH TAMARA, AH TAMARA” diyerek boğulur. Delikanlının haykırışlarını duyan Tamara da kıyıya koşar. Ancak durumu anlayınca o da kendini dalgalara atar. Ah Tamara, sonra da Akdamar olarak kalır.

{mosimage}Resimlerimizi çekip, kilisenin arkasındaki derme çatma yapılmış kır gazinosunda dinlenerek tekrar tekneye dönüyoruz. Dönüşte rüzgâr esmeye başladığından dalgalar tekneyi dövüyor. Yalpalaya yalpalaya kıyıya varıyoruz. Bu arada kaptanımızdan Van Gölü canavarını görüp görmediğini soruyoruz. Kaptanımız da başlarından geçen bir serüveni anlatıyor. Teknede amcası ile giderlerken canavar aniden beliriyor. Tekneye önden vuruyor. Kaptan ne olduğunu anlayamadan yere düşüyor. Fakat amcası canavarı görüyor. Ağzını açmış, iki dişli olduğunu gördüğünü söylemiş. Sonra canavar gölde kaybolup gitmiş.

{mosimage}Yine görenlerin söylediğine göre uçaklar göl üzerinden havaalanına inerken canavar su fışkırtıyormuş. Gevaş kasabası taraflarında çok görüldüğü söyleniyor. Görenler çok hızlı gittiğini söylüyorlar. Yöre halkı canavarın varlığına kesinlikle inanıyor. Tatvan Gezisinde buluşmak üzere.

Benzer Yazılar

Fas Gezimiz Eşimle hiçbir tura katılmadan yani zaman kısıtlaması olmadan şubat ayında orasının ikliminin de müsait olması nedeni ile Kuzey Afrika&rsqu...
Halfeti Sular Altında Kalmış Tarih . Güneydoğu Anadolu’muzun sular altında kalmış saklı cenneti olan Halfeti, gerçekten görülmeye değer yerlerin başında gelmektedir. Gazia...
Efsanevi Topraklar (Van) Uzun zamandır görmek istediğim yerlerin başında Van Gölü ve çevresi geliyordu. Bu arzum bir uçak şirketinin promosyonu il...
Nabeul (Nebul) Çömlekçiliğin Başkenti Tunus 12 Şubat 2014 Çarşamba(3.Gün) Antik adı Neapolis olan Nabeul (okunuşu "Nebul" ), seramik çömlekçiliğin ve deri el sanatlarının başşehri olarak anıl...



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir